top
ÖDEK KÖYÜ İNTERNET SİTESİ:   MİLENYUM ÇAĞI

E-mail: yonetim@odek-koyu.com  Copyright  © Her Hakkı Saklıdır. İzinle sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     


   BİLGİ TOPLUMU NELERLE UĞRAŞIR? BİZ NELERLE UĞRAŞIYORUZ?

Dünyamız 1989 yılında önemli olaylara sahne oluyordu. Bunların başında Komünizm çöküyor ve Sovyet Rusya dağılıyordu. Aynı yıl Kapitalizm dünyaya mutlak hakim oluyor ve globalizm yahut kulağa hoş gelen deyimiyle "yeni dünya düzeni" adıyla tüm dünyayı sarmalına alıyordu. Artık kapitalizmin önünde ona engel olabilecek hiç bir güç bulunmuyor demektir. Tek kutuplu bir dünya düzenine doğru gidiliyor. Kapitalizmin yeni ve ulaştığı en son boyutu olan "globalizm" emperyalist amaçlarına ulaşmak için kendini yeniden yapılandırırken, dünyayı da yeniden şekillendirmesi gerekiyordu. Geri kalmış ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve çağını yakalayamayan, yani endüstri toplumundan milenyum toplumuna geçiş yapamayan ülkeler sömürülecekler listesine sırayla alt alta kaydediliyordu.

Türkiye 1979 yılı itibariyle GSMH içinde sanayinin payı ilk defa tarımın payını geride bırakmış ve sanayii ülkesi olma yolunda önemli bir adım atmıştı. 1989 yılında GSMH içinde toptan ve perakende ticaretin payı sanayinin payını da, tarımın payını da geride bırakmıştı. Türkiye, batılı ülkelerden 150 yıl kadar sonra nihayet bir devrimi yakalamış, tarım toplumundan sanayii toplumuna geçiş yapmıştı.

Zamanın cumhurbaşkanı Sn. Turgut Özal bu önemli değişim ve dönüşümü " - ...Çağ atladık, bilgi toplumu olduk...." diyordu.

Çağ atladığımız doğru ama bilgi toplumu olduğumuzu kimse iddia edemez. Batılı ülkelerden 4 tane bilgisayarı ülkeye getirerek öğrencilerin önüne koymakla "bilgi toplumu" olunmaz. Batının teknolojisini ülkeye getirip montajlamakla, cep telefonunu yaygınlaştırmakla toplum bilgi çağını yakalamış olamaz.

Türkiye "1989 yılında ancak "Sanayii Toplumu", "Endüstri Toplumu" olmuştu. Aynı yıl dünyanın önde gelen ülkeleri ABD, Japonya, İngiltere, v.s. endüstri ötesi yani bilgi toplumu yahut da milenyum toplumu olmayı becerebilmişti.

Bilgi toplumu olmak o kadar da kolay değildir. Bilgi toplumu olmanın en temelinden bazı teknolojilere sahip bulunmayı ve aşağıdaki alanlarda söz sahibi olmayı gerektirir. Biz bunlarda söz sahibi miyiz?

BİLGİ TOPLUMUN SAHİP OLDUĞU ÖNEMLİ TEKNOLOJİLER (MİLENYUM TEKNOLOJİLERİ)

1 - NANO TEKNOLOJİ

2 -  LED TEKNOLOJİSİ

3 – DİGİTAL  TEKNOLOJİ

4 – BİYO-GENETİK TEKNOLOJİ

5 - UZAY TEKNOLOJİSİ

6- GPS ve NEVİGASYON TEKNOLOJİSİ

7- META MADDE TEKNOLOJİSİ

 

Dört Kritik Temel Taş (Dört Temel Element, Dört Teknoloji Hammaddesi) vardır:

1. BİT’LER: Dijital iletişimin temel taşları.

2. ATOMLAR: Maddenin ve fiziksel dünyanın temel taşları.

3. NÖRONLAR: İnsan beyninin iletişim ve fonsiyonlarının temel taşları.

4. GENLER: Her yaşam formunun temel taşları.

 

Buna ilaveten Dört Temel Küresel Teknolojik Inovasyon Aracı vardır.

Bu inovasyon araçları önümüzdeki yüz yılda Teknolojideki Kuantum Sıçramaların ve Radikal Yeniliklerin motoru olacaktır. Aşağıdaki teknolojik innovasyon araçları; önümüzdeki yüz yılın en önemli yenilik ve dönüşüm tetikleyicileri olarak karşımıza çıkacak:

1) BİLGİSAYARLAR: Günümüzün beyinleri. Yapay zeka, süperbilgisayarlar ve Kuantum bilgisayarları, giyilebilir bilgisayarlar ile yepyeni ufuklara yolculuk devri başlayacak. Geleceğin en önemli icatlarının, bilimsel gelişmelerinin ve modellemelerinin temel aracıdır bilgisayar.

 

2) NETWORKLER: Internet denen küresel süper beyin artık gezegendeki tüm iletişim araçlarının buluşma platformu durumuna gelmiştir: Uydu, telefon, TV, kablosuzlar, ve multimedya. Internet; ses, data, video, grafik, yazı ve resim bileşimi süper bilgiye hızlı erişim imkanı sağlıyor. Eğitim, iş ve kültür dünyasında network devriminin etkileri daha da derinden hissedilecek. Internet’i süper hızlı, kaotik, dinamik, esnek, canlı, nonlineer, interaktif, çok katmanlı bir ekosistem olarak tanımlayabiliriz. Yeni bir yaşam formu olan bu ekosistem artık kendi evriliyor, işin sonunun nereye varacağını şimdiden kestirmek çok zor. Her sabah uyandığımızda yeni gelişmelerle müjdeleniyoruz. Baş döndürücü gelişmeler yaşıyoruz.

3) BİYOTEKNOLOJİ: İnsan Genomu projesi ile insan genetik kodlarının modellenmesi ve haritalanması insan yaşamını, sağlığını ve bilimini radikal şekilde değiştirecek olan teknolojidir. Post-genom dönemine gireceğiz. Sağlık sektörü köklü biçimde değişecek. Gezegende DNA düzeyinde yaşam tasarımı imkanları araştırılıyor.Başlaması an meselesi. Hastalıkların önlenmesi yanında yeni ilaçlar ve yeni yiyecekler icat edilebilecek. Kritik eşik noktasının aşılabilmesi için üç sacayağı gerekiyor:

     a) Moleküler manipülasyon,

     b) biyoçiplerin (yeni sentetik biyolojik maddelerin) keşfi ve

     c) fizyolojik sistemleri modelleme için gereken ileri hızlı bilgisayar kapasiteleri.

4) NANOTEKNOLOJİ: Nanotek, maddenin atomik düzeyde manipülasyonu ve en ileri ve en zor dizayn teknolojisidir. Kuantum dünyasına dalış. Bilinmeyen bir dünyada, mikro düzlemde şekil verme, icat, fabrikasyon ve tasarım imkanlarının başlaması. Malzeme biliminin yeniden tanımlanması. DNA fabrikasyonu. İğne ucu kadar robotların kalp ameliyatlarını yapabileceği bir devir açılıyor. Cisimlerin nanoteknolijik bir gelişmeyle havada asılı tutulabildiği  haberlerle daha dün uyanmadık mı? Kendi kendine enerji üretebilen kumaşlar hepimizin dikkatini o alana çekmedi mi?

Gelecek yıllar; 2020’de, 2050 de, 2100 de ve 2500 de çok farklı bir dünya bizi bekliyor olacak.

Türkiye olarak bu değişime ve dönüşüme ne kadar hazır ya da hazırlıklıyız?

Türkiye’nin şirketleri ve üniversiteleri bu konularda inovasyon üretmeye ve ARGE ye ne kadar hazır?

Türkiye olarak bu teknolojik inovasyon araçlarını kullanmaya ne kadar hazırız?

Türkiye olarak geleceğin teknolojik tasarımında küresel platformda bizim rolümüz ne olacak?

Daha da önemlisi Türkiye bu milenyum çağının teknolojik bilgi birikimine sahip midir? Donanımı var mıdır?

Sürdürülebilir teknoloji yenilemeleri çalışmaları ne durumdadır?

Milli gelirinin önemli bir payını, aslan payını savunmaya ayırmak durumunda kalan Ülkemiz AR-GE çalışmalarına yeterli bütçe bulabilecek midir?

Bütün bu soruların yanıtlarının bulunması ve daha da önemlisi olurlanması zorunludur.

Tek teselli kaynağımız bütün bunlara çok uzakta olmadığımızdır. Dünyanın liderleri ile aramızda 450 yıl zaman farkı varken, şimdi bu fark geçen 85 içinde 100 yıla kadar düşmüş bulunmaktadır.

Türkiyemizin "Bilgi Toplumu" olabilmesi için daha çok çalışması gerekiyor. İnovasyon sözcüğüne bile daha yeni merhaba demiş bir Ülkeyiz.

Son cümle; Milenyum toplumu olmak zor, ama imkansız değildir.

 

İbrahim ACUN

 

 
ibrahimacun@yahoo.com
ibrahimacun@ttmail.com


 

 

 

E-mail: yonetim@odek-koyu.com

Bu sayfanın son güncelleme tarihi: 07-03-2012

 
 
 

bottom