USTAMA (*)
Büyükler karar
vermişler;
Yaşadıkları yer
küçük diye,
Yer seçilmiş
Aktarla
Koyulmuşlar
çalışmaya.
Kırk baş küflet
Ama ne çalışma!
Köleler gibi…
Eh;
Ne de olsa şöhretli
aile
Büyük küçük
Çoluk çocuk
Gelin kız
Ya biz?
Ben üç buçuk
Sen on.
Usta
Verdiler bize de
Taş taşımak için
Bir katır.
Büyükler kadar
çalışırdık
Harıl harıl
Küçük bir hatadan
Yediğimiz dayaklar
Usanırdık
Sıcaktan
yorgunluktan,
Bitkin düşer vücut
Dayanamazdı yalın
ayaklar
Bir yıl sonra evin
Yapıldı bir bölümü
Öyle büyük sanmayın
Yalnızca bin metre
kare.
Ne de olsa içinde
İnsanlar,
Büyük, küçük baş
hayvanlar
Hepsi bir arada
yaşayacaklar.
Usta
Baharda seni çoban
yaptılar.
Eh;
Yaşın on bir oldu,
Büyüklerin güvenini
kazandın
Verdikleri
sorumlulukta ne vardı ki?
Yalnızca dört yüz
koyunu otlatmak.
Ben mi?
Ben de güvenlerini
kazanmışım ki
Yirmi yürümez
Ayakları topal
Alata.,
Beş dana.
Günler geçti
Evin diğer binlik
bölümü de bitti.
Yıl bin dokuz yüz
elli beş
Aile reisimiz hani
kel olan
Kasabadan fotoğrafçı
getirdi
Kırk baş insanı bir
arada görüntüledi.
Anımsadın mı
Ön sırada
Dizi yırtık sen
Boynu bükük ben
Diğerleri farklı mı
sanki?
Sonradan adını
sefiller koyduğumuz
Fotoğraf.
Usta
Yaşa göre iş
verilmezdi
Dayanılmazdı ki
isyan ettin
Büyüklerine
Ben gurbete
gideceğim,
Ve gittin.
Büyüklerimiz bize
kızsa da
İyi haberini
alıyoruz.
Matbaacı çırağı
olmuşsun
Ne olduğunu
bilmiyorum
Ama.
Usta
Buradan kurtuldun
diye seviniyorum.
Ne yapıyorsun diye
soruyorsun?
Ben mi ne yapıyorum
Yine alata yaymak,
Tarla sulamak,
Çift sürmek,
Gibi
Daha gideli beş yıl
oldu
Ne çabuk unuttun,
Buradaki yaşamı?
Usta
Biliyorum
Unutmadın
Unutamazsın
Usta.
Bu sorunla bana
sinyal verdin
Sen de gel diye
Ve Karar verdim
Gideceğim.
Zor bir günden
sonra
Çıktım yola.
Yıl bin dokuz yüz
altmış.
Gurbetteyim
Üç yıl öğrencilik
Sonunda
Senin iş yerine
yakın
Bir iş yerinde
Tezgahtarlık
En mutlu yıllarım
Tezgahtarlıktan
sonradır.
Çünkü;
Artık senin
bulunduğun
Sofrada
Bana da yer
veriyorsun
Ve diyorsun ki
“Sen büyüdün artık,
Sofrada sana yasak
yok.
İyiyi kötüyü ayırt
edecek yaştasın.”
Ve ekliyorsun
“Haydi iyiliğimize.”
Bana ilk rakı
kadehini
Verdiğin günü
Hatırlıyorum.
Senin yüce
kişiliğinin
Altında yatan
İnsani anlayışından
geliyor
Beğenmediğin
hareketlere
Bakışın yetiyordu.
Seni övmek için
yazmıyorum.
Öğretmek senin
özünde var.
Bunu sende gördüğüm
Ve herkese
Örnek olsun diye
yazıyorum.
Sohbetlerinde
anlatırdın:
Gurbete gelişindeki
Tren yolculuğunu.
Saf ve dürüst
anlatışın
Elinle tarifin.
Çarığının
Nasıl büzülüp
İstasyondan
Mermerci Han’a
Çorapla geldiğini
Usta.
Cafer Karşı
(*) Bu şiir Cuma Karşı’nin 03.Ekim.1988 tarihinde
aramızdan ayrılıp ebediyete intikal ettiği ay içinde (Kasım başlarında)
yazılmıştır.
|
|
|
|
Bu sayfanın son güncelleme tarihi:
03-11-2006
|
|
 |
|
|
|
|
|

|
|
|
|
|
bottom
|