Web Page Wizard

Ödek Köyü İnternet sitesi: KASIM KARŞI ŞİİRLERİ 

  E-mail: mailadmin@odek-koyu.com  Copyright  ©Kaynak gösterilmek şartıyla sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     

 

 

ABDULLAH ÇİÇEK ŞİİRLER

İBRAHİM ACUN ŞİİRLER

 

CAFER KARŞI'DAN ŞİİRLER

 

 AŞIKLAR-OZANLAR ŞİİRLER

ÖDEK KÖYÜ İLE

İLGİLİ ŞİİRLER

 

AŞIKLAR ŞATHİYE MÜNACAAT ŞİİRLERİ

       

 

             

 

 

 

 

 

 

 

ÖDEKLİ OZAN

KASIM KARŞI                     

1959 DİVRİĞİ/ÖDEK 

2004 ANKARA

       OZANIN ŞİİRLERİ (*)  

 

 

 

 

 

 

1959 yılında Ödek Köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Gazi ve Annesi Asiye’dir. Ödek Köyü İlkokulunu bitirmiştir. Küçük yaşta iken rahatsızlık geçirmiş ve tekrar sağlığına kavuşmuştur. Babasının 1973 yılında vefat etmesi üzerine 1974’te ailece Ankara’ya göç etmişlerdir. Orta Okul ve Lise tahsili olarak Ankara Mamak Lisesini bitirmiştir. Küçük yaştan beri saz çalmaya meraklı olduğundan annesi kendisine bir saz almış ve kendi kendine bağlama çalmasını öğrenmiştir. Şiirler yazmaya ve besteler yapmaya başlamıştır. Yüzlerce şiiri ve onlarca bestesi bulunmaktadır.

1984 yılında Vakıflar Bankasında veznedar olarak işe başlamış ve 15.Temmuz 2004 tarihinde buradan emekli olmuştur. 1986 yılında Hacıbektaş’lı Naciye Kırmacı ile evlenmiş, Sinem, Çağdaş ve  Çağlar adında 3 çocuğu olmuştur. Bir günlük emekli iken yakalandığı kansere yenik düşmüş ve genç yaşta 16 Temmuz 2004 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Çevresinde çok sevilen  ve  genç yaşta kaybettiğimiz Ozanımızın şiirlerinden bazıları aşağıda verilmiştir.

 

Dünyaya bir gün gelenler, bir gün olur giderler. Doğanın kanunu böyle.  Aramızdan erken ayrılan Ozan Kasım, sağlığında yazmış olduğu şiirlerle bizlerin arasında yaşıyor yine. Kasım bunu başarmış. Kendisini unutturmamak bir yana, işte benim mirasım diyerek yazdığı şiirlerini teselli olsun diye bizlere bırakmıştır.

 

Doğum ölüm bir kapıdır açılan,

Oradan geçerler sultanla çoban,

Dünyaya ne kadar da yapışırsan,

Seni ondan koparır çarkı devran. - Acun

 

 

Kendisini daha iyi ifade eden ve edebi kişiliği ile ozanı bizlere tanıtan eserlerini sitemizde yayınlayarak bizlerle paylaşan  değerli eşleri Naciye Karşı hanımefendiye teşekkür ederiz.

 

 

GARİP  ÇOBAN
 
 
Bahar  geldi yine yayla zamanı
Yozunu yaylaya çek garip çoban
Eksik olmaz yüce  dağın  dumanı
Sürüye dikkatli bak garip çoban.
 
İlkbaharda  dağlar çiçek açınca
Yaylacılar yaylalara çıkınca
Kar yatağını kör duman basınca
Yaylaya vaktinde git garip çoban.
 
Sürü gelir yorgun yorgun kuşluğa
Yarı aç yarı tok gürneşir koyunlar
Kim dayanır susuzluğa, açlığa
Azıcık merhamete gel garip çoban.
 
Vakit gelip geçti üçü çoktan
Sürüyü kaldır artık yataktan
Geri dön yaylaya gölge bastıktan
Sürüyü dikkatli yay garip çoban.
 
Akşam olur, koyun kuzu meleşir
Ana yavru birbiriyle eşleşir
Kimi koyun kuzuyu almaz, kimi emişir
Sürüyü dikkatli say garip çoban.
 
Ayın şavkısı da parlar uzaktan
Geceyi gündüze çevirir hiç yoktan
Kurtlar da fırsat kollar açlıktan
Kasım der tedbirli ol garip çoban.
 
14.7.1975
Kasım Karşı
 
 
 
 
 
SEVGİLİM    
 
Senelerdir hasretinle yanarım                      
Yana yana yar ben seni ararım,                    
Bulanaca uçan kuştan sorarım 
Yıllardır seni beklerim sevgilim. 
                              
Yar seni sevdim, sana inandım                               
Yetmez mi çektiğim  çile nazlım,                  
Seni rüyamda yanımda sandım 
Günlerdir seni aradım sevgilim.  
 
Gece hayalimde gündüz işimde 
Seni görüyorum her an düşümde,                          
Yoruldum, koşamam artık peşinde                        
Kasım der, usandım, dön gel sevgilim. 
 
 
21.7.1975                    
Kasım Karşı 
 
  
 
 
SEVDİĞİM
 
Gurbet ellerinde hergün ağlarım,
Aşk ateşi ile sinemi dağlarım, 
Seninle aramızda kopan bağlarım, 
Birleşemez oldu, neden  sevdiğim.
 
Hani bana söz vermiştin, durmadın,
Sözünde durup ta beni görmedin, 
Yattım hastahaneye halim sormadın,  
Benden bu kadar mı bezdin sevdiğim.   
 
Aşk ateşi çok yakarmış, inandım,       
Meğer aşkla seveni ben deli sandım, 
Sevdiğim senin aşkına kandım,                     
Hani kalbin bendeydi, niçin aldın sevdiğim.  
 
Yalancı sevdiğim,artık inanmam sana,
Kasım der ki, ne çileler çektirdin bana, 
Güzelsin diye bağlandım sana, 
Çektirdiğin acılar yetmedi mi bana, Zalim sevdiğim.....
 
24.5.1975
Kasım Karşı
 
 
 
 
DERDİMİN DERMANI
 
Garip bülbül gibi figan ederim,
Derdimin dermanı var mıdır benim.
Tabip şifa bulsa gülmez kaderim,
Derdimin dermanı yar mıdır benim.
 
Yurdumun düzeni temelden bozuk,
Bilinçsiz geçen ömrüme yazık,
Yavana muhtacız, gelmedi azık,
Teleflikle geçiyor günlerim benim.
 
Kasım der ki, ben bir garip yoksulum,
Acep ne olacak bu garip halım,
Şu yalan dünyada eksilmez zülum,
Dostumdan çok düşmanlarım var benim.
 
12.4.1976
Kasım Karşı

 

 

  

 

SELAM OLSUN

 

Ben gidersem bu ellerden

Kalanlara selam olsun

Hatırımı esen yelden

Soranlara selam olsun

 

   Yalan Dünya kime kalmış

   Konup, göçen nasbin almış

   Kimi ağlayıp, kimi gülmüş

   Duranlara selam olsun

 

Eşe, dosta olsa ayan

Birgün öldüğümü duyan

Göz yaşıyla tenin yuyan

Nazlı yare selam olsun

 

   Garip Kasım heder olmuş

   Gül gibi sararıp solmuş

   Bu diyardan gider olmuş

   Can ciğere selam olsun

Selam olsun, selam olsun

Can ciğere selam olsun,

   Nazlı yare selam olsun

 

   20.6.1986

   Kasım Karşı

  

 

 

YETMEZ Mİ

 

Küçük yaştan beri çile çekerim

Bunca yıldır çektiklerim yetmez mi

Günden güne her gün artar kederim

Senelerdir çektiklerim yetmez mi

 

   Bir gelin ki, allı-pullu süslenir

   Bir söz olur hemen kendi üslenir

   Deli gönül şu zalime seslenir

   Bir kötüye bir tokat yetmez mi

 

Bir ağaç ki, yaprakları dökülmüş

Bir fidan ki, Ta...kökünden sökülmüş

Bir tohum ki, ham toprağa ekilmiş

Bir sabana bir çift öküz yetmez mi

 

   Bir bahçe ki, çiçeklerden geçilmez

   Vakti gelmeyince bülbüller ötmez

   Sağlamı dururken çürük seçilmez

   Bir toprağa bir yudum su yetmez mi

 

Bir sürü ki, yaylalarda otlanır

Bir tiken ki, ayağına saplanır

Bir koyun ki, her cefaya katlanır

Bir sürüye bir tek çoban yetmez mi

 

Bir yuva ki, dağ başına kurulmuş

Etrafına tikenli del sarılmış

Bir toprak ki, çiçeğine darılmış

Bir kuş için bir tek yuva yetmez mi

 

Bir ateş ki, yanmayınca tüter mi

Çile çeken garip bülbül öter mi

Kasım der ki, bu hasretlik biter mi

Senelerdir çektiklerim yetmez mi

 

   10.11.1986

   Kasım Karşı  

  

 

 

 

YALAN DÜNYA

 

Dünya dedikleri hayale sığmaz

Hayaller içinde kalasın dünya

Bu yalan dünya kimseye kalmaz

Yalanlar içinde yanasın dünya

 

Cennet dedikleri yalan dünyadır

Acıyı çeken garip bünyedir

Varlıkları belli eden künyedir

Cennetin olmuş, cehennem dünya

 

Kasım der ki, bu dünyadan usandım

Yalan dünyayı bir cennet sandım

Hayalcı, yalancı dünyaya kandım

Hayaller içinde kalasın dünya

 

   3.10.1986

   Kasım Karşı

 

 

 

 

İLKBAHAR

 

Gün dönümü, mart kapıya dayandı

Sıcak vurdu, toprak yine uyandı

Bahar geldi, yeşilliğe boyandı

Özlemini çektiğim canım ilkbahar

 

   Neşeyle, coşkuyla oynar çocuklar

   Cıvıl cıvıl ötüşüyor hep kuşlar

   Eriyor, kar ve buz, akıyor sular

   Burcu burcu tüten canım ilkbahar

 

Coşmuş sularında çağlayıp akar

Azmış nehirlerin hep söküp yıkar

Meleşir koyun, kuzu yaylaya çıkar

Gülüm, gülüstanım canım ilkbahar

 

   Toprak çiçek açmış, süslenir dağlar

   Ağarmış dalları yeşildir bağlar

   Coşkun suları da inleyip çağlar

   Gönlümün sultanı, canım ilkbahar

 

Sen gönlümde açan türlü çiçeksin

Doğaya hayat veren hep sensin

Kasım der ki, beni mutlu edersin

Gönlümde açan gülüm ilkbahar...

 

   5.3.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

BENDEN

 

Dar günümde dost düşmanım

Teker teker kaçtı benden

Genç yaşımda tüm saçlarım

Ağarıp ta uçtu benden

 

   O büyüklük taslayanlar

   Kalbinde kin besleyenler

   Benden bir iş isteyenler

   Yol gösterip, kaçtı benden

 

Elimden bir tutan yoktur

Gaybetimi eden çoktur

Kimi avukat, kimi doktor

Öğüt verip, kaçtı benden

 

   Ne bir selam veriyorlar

   Ne halimi soruyorlar

   Ne de gelip, gidiyorlar

   Bilmem ki, ne isterler benden

 

Hep böyle mi kalacağım

Dert yükü mü olacağım

Kederimden öleceğim

Kasım der, ne beklerler benden

 

   6.7.1985

   Kasım Karşı

 

  

 

 

 

ÇİLEM VARMIŞ

 

Bu dünyaya geldim amma

Çekilecek çilem varmış

Kadere kul oldum amma

Çekilecek çilem varmış

 

   Bu dünyanın tüm çilesi

   Sanki bana ait hepsi

   Bitmez artık işkencesi

   Çekilecek çilem varmış

 

Bu dünyaya niye geldim

Bitmez çilem artar derdim

Ne gün görüp, ne de güldüm

Çekilecek çilem varmış

 

   Her derdin çaresi olma

   Hayat uzun, ömür kısa

   Deli gönlüm eder tasa

   Çekilecek çilem varmış

 

Nice dertleri çekerim

Kasım der, artar kederim

İflah olmaz bu bedenim

Çekilecek çilem varmış

 

   10.7.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

NE FAYDA

 

Şu dünyanın cefasından usandım

Derdimin dermanı olsa ne fayda

Çektiğim çileler bitecek sandım

Gönlümün sultanı olsan ne fayda

 

Kalbim kırık, gönlüm yine yaralı

Kader böyle, alın yazım karalı

Dostlarım da hatırımı soralı

Baş yastıkta, gözüm yolda ne fayda

 

Ömrümün sonu da hüsran olunca

Ölmeye razıyım, çilem dolunca

Nazlı yarim saçlarını yolunca

Kasım der ki, ağlasa ki ne fayda

 

   1.3.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ÇALIŞ DOSTUM

 

İşsiz güçsüz durulur mu

Çalış dostum, ekmek için

Durmayla iş bulunur mu

Çalış dostum, ekmek için

 

   Zamanını harcama boşa

   İşine git, koşa koşa

   Kazancınla mutlu yaşa

   Çalış dostum, sevmek için

 

Cahillikten kurtulmanın

Sağlıklı ve mutlu olmanın

Yaşı yoktur okumanın

Çalış dostum, bilmek için

 

   İnsanlığa hizmet eyle

   Kötülüğe fırsat verme

   Haksızlığı hiç hoş görme

   Çalış dostum, gülmek için

 

Kasım der ki, işim yoktur

Çaresizim derdim çoktur

Gideceğim yer topraktır

Elbet bir gün ölmek için

 

   8.1.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

 

SOĞUK GÜNLER

 

Şu soğuk günlerin çekilmez gahrı

En sıcak yer bile, sankiye ayaz

Bu kışta insanın taşıyor sabrı

Altı buz, üstü kardan bembeyaz

 

Böyle bir kış olmasını dilemem

Tabiatın kanunu bu, bilemem

Kapandı yollarım kardan gelemem

Yürürken yollara ederim niyaz

 

Ellerim çatladı kuru soğuktan

Sular dondu, akmaz oldu oluktan

Odun, kömür alamadık yokluktan

Kasım der, Allah’ım nerede bu yaz

 

   25.2.1985

   Kasım Karşı

  

 

 

 

 

Y A N A S I Y A

 

Nice  bayram gelir geçer

Acı, tatlı anısıyla

Türlü dertler çiçek açar

Unutulmaz sızısıyla...

 

   Kimi küsmüş kaderine

   Kimi yanmış kederine

   Kimi de yakışmış yerine

   Meler gelir kuzusuyla...

 

Kötülükler unutulmaz

Silsem aklımdan hiç çıkmaz

Düşenin de dostu olmaz

Kader alın yazısıyla...

 

   Karşı’yım ben kötülüğe

   Bunca küskünlükler niye

   Dar günümde bir dost diye

   Hep ararım yanasıya...

 

               20.6.1985

               Kasım Karşı

 

 

 

 

D E M E Z

 

İnsan olan her cefaya dayanır

Yüklesen çileyi, çekemem demez

Ekmek için renkten renge boyanır

Ecel şerbetini içemem demez

 

   Çelik gibi kuvvetlidir bileği

   Kalbi temiz, sevgi dolu yüreği

   Çalışarak mutlu olmaktır dileği

   Sir-at köprüsünden geçemem demez

 

Akıl fikir birbirinden üstündür

İlim, irfan senin gerçek dostundur

Biçare insanlar niye küskündür

İnsan ektiğini biçemem demez

 

Hayatın cilvesi hiç belli olmaz

   Çekersin çileyi tükenmek bilmez

   Kasım der, bu dünya kimseye kalmaz

   İnsan ahirete göçemem demez

 

               12.3.1985

               Kasım Karşı

 

 

  

 

YETMEZ GİBİ

 

Kader bana tuzak kurmuş

Sanki çilem yetmez gibi

Dert, bela hep beni bulmuş

Sanki çilem yetmez gibi

 

   Herkes beni kekeliyor

   Gücü yeten tepeliyor

   Dost akraba tikeliyor

   Sanki çilem yetmez gibi

 

Sabır ver bana Allah’ım

Kimsede kalmasın ahım

Bilmem ki nedir günahım

Sanki çilem yetmez gibi

 

   Kasım der ki hal böyledir

   Dert insanı hep söyletir

   Gelen geçen bir taş vurur

   Sanki çilem yetmez gibi

 

   Dost, akraba bir taş vurur

   Sanki çilem yetmez gibi

 

               15.3.1985

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ANAM

 

Yıllarca bitmedi çektiğim çile

Anlayan olmadı halimden anam

En yakın dediğin gardaşım bile

Ekmeğimi aldı elimden anam

 

Gurbete geldim ki, bir yuva kuram

Derdim bin bir çeşit, sağılmaz yaram

Nerden bileyim ki ben, gelmiş sıram

Gayrı korkmaz oldum, ölümden anam

 

Bir an olsun, sizden ayrı kalmadım

Ömrüm boyu çalışmaktın yılmadım

Bin bir çile çektim, iflah olmadım

Ölsem de kurtulsam, derdimden anam

 

Babama söyleyin bana kızmasın

Dost, düşmanlar halimize gülmesin

Emmilerim birbirine düşmesin

Dünya malı için, değer mi anam

 

Gardaşlarım bana düşman oldular

Yıllarca benden hep ayrı kaldılar

Kurulu düzenimi de  yıktılar

Sebebini onlardan sorasın anam

 

Sağ iken selamı kestiler benden

Ne farkları kaldı ki onların elden

Bahtım karaymış benim ezelden

Ölürsem mezarıma gelesin anam

 

Telef oldum, yoksulluğu bilirim

İçin için bu çileyle eririm

İflah olmaz, ben bu dertle ölürüm

Ak südünü helal edesin anam

 

Gardaşlarım çağlarımı döverler

Ölüsüne, dirisine söverler

Ben ölmeden eşimi de kovarlar

Çocuklarımı yuvaya veresin anam

 

Emmilerim yanıma hiç gelmezler

Gardaşlarım halimi de sormazlar

Kil-toprak yiyen serseri derler

Sen de muhannetsiz* kalasın anam

 

Kasım der, Allah’ım bu nasıl kader

Çaresiz bir derde düşmüşüm meğer

Beni hatırlamak istersen eğer