topÖDEK KÖYÜ İNTERNET SİTESİ:  

E-mail:  yonetim@odek-koyu.com Copyright  © Her Hakkı Saklıdır. İzinle sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     


 
 

ÖDEKLİ OZAN

             KASIM KARŞI                  

1959 DİVRİĞİ/ÖDEK 

2004 ANKARA

       OZANIN ŞİİRLERİ (*)  

 

 


 

           1959 yılında Ödek Köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Gazi ve Annesi Asiye’dir. Ödek Köyü İlkokulunu bitirmiştir. Küçük yaşta iken rahatsızlık geçirmiş ve tekrar sağlığına kavuşmuştur. Babasının 1973 yılında vefat etmesi üzerine 1974’te ailece Ankara’ya göç etmişlerdir. Orta Okul ve Lise tahsili olarak Ankara Mamak Lisesini bitirmiştir. Küçük yaştan beri saz çalmaya meraklı olduğundan annesi kendisine bir saz almış ve kendi kendine bağlama çalmasını öğrenmiştir. Şiirler yazmaya ve besteler yapmaya başlamıştır. Yüzlerce şiiri ve onlarca bestesi bulunmaktadır.

           1984 yılında Vakıflar Bankasında veznedar olarak işe başlamış ve 15.Temmuz 2004 tarihinde buradan emekli olmuştur. 1986 yılında Hacıbektaş’lı Naciye Kırmacı ile evlenmiş, Sinem, Çağdaş ve  Çağlar adında 3 çocuğu olmuştur. Bir günlük emekli iken yakalandığı kansere yenik düşmüş ve genç yaşta 16 Temmuz 2004 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Çevresinde çok sevilen  ve  genç yaşta kaybettiğimiz Ozanımızın şiirlerinden bazıları aşağıda verilmiştir.

 

Dünyaya bir gün gelenler, bir gün olur giderler. Doğanın kanunu böyle.  Aramızdan erken ayrılan Ozan Kasım, sağlığında yazmış olduğu şiirlerle bizlerin arasında yaşıyor yine. Kasım bunu başarmış. Kendisini unutturmamak bir yana, işte benim mirasım diyerek yazdığı şiirlerini teselli olsun diye bizlere bırakmıştır.

 

Doğum ölüm bir kapıdır açılan,

Oradan geçerler sultanla çoban,

Dünyaya ne kadar da yapışırsan,

Seni ondan koparır çarkı devran. - Acun

 

 

Kendisini daha iyi ifade eden ve edebi kişiliği ile ozanı bizlere tanıtan eserlerini sitemizde yayınlayarak bizlerle paylaşan  değerli eşleri Naciye Karşı hanımefendiye teşekkür ederiz.

 

GARİP  ÇOBAN
 
 
Bahar  geldi yine yayla zamanı
Yozunu yaylaya çek garip çoban
Eksik olmaz yüce  dağın  dumanı
Sürüye dikkatli bak garip çoban.
 
İlkbaharda  dağlar çiçek açınca
Yaylacılar yaylalara çıkınca
Kar yatağını kör duman basınca
Yaylaya vaktinde git garip çoban.
 
Sürü gelir yorgun yorgun kuşluğa
Yarı aç yarı tok gürneşir koyunlar
Kim dayanır susuzluğa, açlığa
Azıcık merhamete gel garip çoban.
 
Vakit gelip geçti üçü çoktan
Sürüyü kaldır artık yataktan
Geri dön yaylaya gölge bastıktan
Sürüyü dikkatli yay garip çoban.
 
Akşam olur, koyun kuzu meleşir
Ana yavru birbiriyle eşleşir
Kimi koyun kuzuyu almaz, kimi emişir
Sürüyü dikkatli say garip çoban.
 
Ayın şavkısı da parlar uzaktan
Geceyi gündüze çevirir hiç yoktan
Kurtlar da fırsat kollar açlıktan
Kasım der tedbirli ol garip çoban.
 
14.7.1975
Kasım Karşı
 
 
 
 
 
SEVGİLİM    
 
Senelerdir hasretinle yanarım                      
Yana yana yar ben seni ararım,                    
Bulanaca uçan kuştan sorarım 
Yıllardır seni beklerim sevgilim. 
                              
Yar seni sevdim, sana inandım                               
Yetmez mi çektiğim  çile nazlım,                  
Seni rüyamda yanımda sandım 
Günlerdir seni aradım sevgilim.  
 
Gece hayalimde gündüz işimde 
Seni görüyorum her an düşümde,                          
Yoruldum, koşamam artık peşinde                        
Kasım der, usandım, dön gel sevgilim. 
 
 
21.7.1975                    
Kasım Karşı 
 
  
 
 
SEVDİĞİM
 
Gurbet ellerinde hergün ağlarım,
Aşk ateşi ile sinemi dağlarım, 
Seninle aramızda kopan bağlarım, 
Birleşemez oldu, neden  sevdiğim.
 
Hani bana söz vermiştin, durmadın,
Sözünde durup ta beni görmedin, 
Yattım hastahaneye halim sormadın,  
Benden bu kadar mı bezdin sevdiğim.   
 
Aşk ateşi çok yakarmış, inandım,       
Meğer aşkla seveni ben deli sandım, 
Sevdiğim senin aşkına kandım,                     
Hani kalbin bendeydi, niçin aldın sevdiğim.  
 
Yalancı sevdiğim,artık inanmam sana,
Kasım der ki, ne çileler çektirdin bana, 
Güzelsin diye bağlandım sana, 
Çektirdiğin acılar yetmedi mi bana, Zalim sevdiğim.....
 
24.5.1975
Kasım Karşı
 
 
 
 
DERDİMİN DERMANI
 
Garip bülbül gibi figan ederim,
Derdimin dermanı var mıdır benim.
Tabip şifa bulsa gülmez kaderim,
Derdimin dermanı yar mıdır benim.
 
Yurdumun düzeni temelden bozuk,
Bilinçsiz geçen ömrüme yazık,
Yavana muhtacız, gelmedi azık,
Teleflikle geçiyor günlerim benim.
 
Kasım der ki, ben bir garip yoksulum,
Acep ne olacak bu garip halım,
Şu yalan dünyada eksilmez zülum,
Dostumdan çok düşmanlarım var benim.
 
12.4.1976
Kasım Karşı

 

 

  

 

SELAM OLSUN

 

Ben gidersem bu ellerden

Kalanlara selam olsun

Hatırımı esen yelden

Soranlara selam olsun

 

   Yalan Dünya kime kalmış

   Konup, göçen nasbin almış

   Kimi ağlayıp, kimi gülmüş

   Duranlara selam olsun

 

Eşe, dosta olsa ayan

Birgün öldüğümü duyan

Göz yaşıyla tenin yuyan

Nazlı yare selam olsun

 

   Garip Kasım heder olmuş

   Gül gibi sararıp solmuş

   Bu diyardan gider olmuş

   Can ciğere selam olsun

 

Selam olsun, selam olsun

Can ciğere selam olsun,

Nazlı yare selam olsun

 

   20.6.1986

   Kasım Karşı

  

 

 

YETMEZ Mİ

 

Küçük yaştan beri çile çekerim

Bunca yıldır çektiklerim yetmez mi

Günden güne her gün artar kederim

Senelerdir çektiklerim yetmez mi

 

   Bir gelin ki, allı-pullu süslenir

   Bir söz olur hemen kendi üslenir

   Deli gönül şu zalime seslenir

   Bir kötüye bir tokat yetmez mi

 

Bir ağaç ki, yaprakları dökülmüş

Bir fidan ki, Ta...kökünden sökülmüş

Bir tohum ki, ham toprağa ekilmiş

Bir sabana bir çift öküz yetmez mi

 

   Bir bahçe ki, çiçeklerden geçilmez

   Vakti gelmeyince bülbüller ötmez

   Sağlamı dururken çürük seçilmez

   Bir toprağa bir yudum su yetmez mi

 

Bir sürü ki, yaylalarda otlanır

Bir tiken ki, ayağına saplanır

Bir koyun ki, her cefaya katlanır

Bir sürüye bir tek çoban yetmez mi

 

Bir yuva ki, dağ başına kurulmuş

Etrafına tikenli del sarılmış

Bir toprak ki, çiçeğine darılmış

Bir kuş için bir tek yuva yetmez mi

 

Bir ateş ki, yanmayınca tüter mi

Çile çeken garip bülbül öter mi

Kasım der ki, bu hasretlik biter mi

Senelerdir çektiklerim yetmez mi

 

   10.11.1986

   Kasım Karşı  

  

 

 

 

YALAN DÜNYA

 

Dünya dedikleri hayale sığmaz

Hayaller içinde kalasın dünya

Bu yalan dünya kimseye kalmaz

Yalanlar içinde yanasın dünya

 

Cennet dedikleri yalan dünyadır

Acıyı çeken garip bünyedir

Varlıkları belli eden künyedir

Cennetin olmuş, cehennem dünya

 

Kasım der ki, bu dünyadan usandım

Yalan dünyayı bir cennet sandım

Hayalcı, yalancı dünyaya kandım

Hayaller içinde kalasın dünya

 

   3.10.1986

   Kasım Karşı

 

 

 

 

İLKBAHAR

 

Gün dönümü, mart kapıya dayandı

Sıcak vurdu, toprak yine uyandı

Bahar geldi, yeşilliğe boyandı

Özlemini çektiğim canım ilkbahar

 

   Neşeyle, coşkuyla oynar çocuklar

   Cıvıl cıvıl ötüşüyor hep kuşlar

   Eriyor, kar ve buz, akıyor sular

   Burcu burcu tüten canım ilkbahar

 

Coşmuş sularında çağlayıp akar

Azmış nehirlerin hep söküp yıkar

Meleşir koyun, kuzu yaylaya çıkar

Gülüm, gülüstanım canım ilkbahar

 

   Toprak çiçek açmış, süslenir dağlar

   Ağarmış dalları yeşildir bağlar

   Coşkun suları da inleyip çağlar

   Gönlümün sultanı, canım ilkbahar

 

Sen gönlümde açan türlü çiçeksin

Doğaya hayat veren hep sensin

Kasım der ki, beni mutlu edersin

Gönlümde açan gülüm ilkbahar...

 

   5.3.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

BENDEN

 

Dar günümde dost düşmanım

Teker teker kaçtı benden

Genç yaşımda tüm saçlarım

Ağarıp ta uçtu benden

 

   O büyüklük taslayanlar

   Kalbinde kin besleyenler

   Benden bir iş isteyenler

   Yol gösterip, kaçtı benden

 

Elimden bir tutan yoktur

Gaybetimi eden çoktur

Kimi avukat, kimi doktor

Öğüt verip, kaçtı benden

 

   Ne bir selam veriyorlar

   Ne halimi soruyorlar

   Ne de gelip, gidiyorlar

   Bilmem ki, ne isterler benden

 

Hep böyle mi kalacağım

Dert yükü mü olacağım

Kederimden öleceğim

Kasım der, ne beklerler benden

 

   6.7.1985

   Kasım Karşı

 

  

 

 

 

ÇİLEM VARMIŞ

 

Bu dünyaya geldim amma

Çekilecek çilem varmış

Kadere kul oldum amma

Çekilecek çilem varmış

 

   Bu dünyanın tüm çilesi

   Sanki bana ait hepsi

   Bitmez artık işkencesi

   Çekilecek çilem varmış

 

Bu dünyaya niye geldim

Bitmez çilem artar derdim

Ne gün görüp, ne de güldüm

Çekilecek çilem varmış

 

   Her derdin çaresi olma

   Hayat uzun, ömür kısa

   Deli gönlüm eder tasa

   Çekilecek çilem varmış

 

Nice dertleri çekerim

Kasım der, artar kederim

İflah olmaz bu bedenim

Çekilecek çilem varmış

 

   10.7.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

NE FAYDA

 

Şu dünyanın cefasından usandım

Derdimin dermanı olsa ne fayda

Çektiğim çileler bitecek sandım

Gönlümün sultanı olsan ne fayda

 

Kalbim kırık, gönlüm yine yaralı

Kader böyle, alın yazım karalı

Dostlarım da hatırımı soralı

Baş yastıkta, gözüm yolda ne fayda

 

Ömrümün sonu da hüsran olunca

Ölmeye razıyım, çilem dolunca

Nazlı yarim saçlarını yolunca

Kasım der ki, ağlasa ki ne fayda

 

   1.3.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ÇALIŞ DOSTUM

 

İşsiz güçsüz durulur mu

Çalış dostum, ekmek için

Durmayla iş bulunur mu

Çalış dostum, ekmek için

 

   Zamanını harcama boşa

   İşine git, koşa koşa

   Kazancınla mutlu yaşa

   Çalış dostum, sevmek için

 

Cahillikten kurtulmanın

Sağlıklı ve mutlu olmanın

Yaşı yoktur okumanın

Çalış dostum, bilmek için

 

   İnsanlığa hizmet eyle

   Kötülüğe fırsat verme

   Haksızlığı hiç hoş görme

   Çalış dostum, gülmek için

 

Kasım der ki, işim yoktur

Çaresizim derdim çoktur

Gideceğim yer topraktır

Elbet bir gün ölmek için

 

   8.1.1985

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

 

SOĞUK GÜNLER

 

Şu soğuk günlerin çekilmez gahrı

En sıcak yer bile, sankiye ayaz

Bu kışta insanın taşıyor sabrı

Altı buz, üstü kardan bembeyaz

 

Böyle bir kış olmasını dilemem

Tabiatın kanunu bu, bilemem

Kapandı yollarım kardan gelemem

Yürürken yollara ederim niyaz

 

Ellerim çatladı kuru soğuktan

Sular dondu, akmaz oldu oluktan

Odun, kömür alamadık yokluktan

Kasım der, Allah’ım nerede bu yaz

 

   25.2.1985

   Kasım Karşı

  

 

 

 

 

Y A N A S I Y A

 

Nice  bayram gelir geçer

Acı, tatlı anısıyla

Türlü dertler çiçek açar

Unutulmaz sızısıyla...

 

   Kimi küsmüş kaderine

   Kimi yanmış kederine

   Kimi de yakışmış yerine

   Meler gelir kuzusuyla...

 

Kötülükler unutulmaz

Silsem aklımdan hiç çıkmaz

Düşenin de dostu olmaz

Kader alın yazısıyla...

 

   Karşı’yım ben kötülüğe

   Bunca küskünlükler niye

   Dar günümde bir dost diye

   Hep ararım yanasıya...

 

               20.6.1985

               Kasım Karşı

 

 

 

 

D E M E Z

 

İnsan olan her cefaya dayanır

Yüklesen çileyi, çekemem demez

Ekmek için renkten renge boyanır

Ecel şerbetini içemem demez

 

   Çelik gibi kuvvetlidir bileği

   Kalbi temiz, sevgi dolu yüreği

   Çalışarak mutlu olmaktır dileği

   Sir-at köprüsünden geçemem demez

 

Akıl fikir birbirinden üstündür

İlim, irfan senin gerçek dostundur

Biçare insanlar niye küskündür

İnsan ektiğini biçemem demez

 

Hayatın cilvesi hiç belli olmaz

   Çekersin çileyi tükenmek bilmez

   Kasım der, bu dünya kimseye kalmaz

   İnsan ahirete göçemem demez

 

               12.3.1985

               Kasım Karşı

 

 

  

 

YETMEZ GİBİ

 

Kader bana tuzak kurmuş

Sanki çilem yetmez gibi

Dert, bela hep beni bulmuş

Sanki çilem yetmez gibi

 

   Herkes beni kekeliyor

   Gücü yeten tepeliyor

   Dost akraba tikeliyor

   Sanki çilem yetmez gibi

 

Sabır ver bana Allah’ım

Kimsede kalmasın ahım

Bilmem ki nedir günahım

Sanki çilem yetmez gibi

 

   Kasım der ki hal böyledir

   Dert insanı hep söyletir

   Gelen geçen bir taş vurur

   Sanki çilem yetmez gibi

 

   Dost, akraba bir taş vurur

   Sanki çilem yetmez gibi

 

               15.3.1985

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ANAM

 

Yıllarca bitmedi çektiğim çile

Anlayan olmadı halimden anam

En yakın dediğin gardaşım bile

Ekmeğimi aldı elimden anam

 

Gurbete geldim ki, bir yuva kuram

Derdim bin bir çeşit, sağılmaz yaram

Nerden bileyim ki ben, gelmiş sıram

Gayrı korkmaz oldum, ölümden anam

 

Bir an olsun, sizden ayrı kalmadım

Ömrüm boyu çalışmaktın yılmadım

Bin bir çile çektim, iflah olmadım

Ölsem de kurtulsam, derdimden anam

 

Babama söyleyin bana kızmasın

Dost, düşmanlar halimize gülmesin

Emmilerim birbirine düşmesin

Dünya malı için, değer mi anam

 

Gardaşlarım bana düşman oldular

Yıllarca benden hep ayrı kaldılar

Kurulu düzenimi de  yıktılar

Sebebini onlardan sorasın anam

 

Sağ iken selamı kestiler benden

Ne farkları kaldı ki onların elden

Bahtım karaymış benim ezelden

Ölürsem mezarıma gelesin anam

 

Telef oldum, yoksulluğu bilirim

İçin için bu çileyle eririm

İflah olmaz, ben bu dertle ölürüm

Ak südünü helal edesin anam

 

Gardaşlarım çağlarımı döverler

Ölüsüne, dirisine söverler

Ben ölmeden eşimi de kovarlar

Çocuklarımı yuvaya veresin anam

 

Emmilerim yanıma hiç gelmezler

Gardaşlarım halimi de sormazlar

Kil-toprak yiyen serseri derler

Sen de muhannetsiz* kalasın anam

 

Kasım der, Allah’ım bu nasıl kader

Çaresiz bir derde düşmüşüm meğer

Beni hatırlamak istersen eğer

Şu yırtık resmime bakasın anam

 

Beni hatırlamak istersen eğer

Şu yırtık resmime bakasın anam

 

   28.6.1984

   Kasım Karşı

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

(*) Şiirde <MUHAMMETSİZ> geçiyor, büyük ihtimalle muhannete muhtaç kalmaması dileğiyle <MUHANNETSİZ> demek istemiş olabilir. Yanlışlıkla <muhammetsiz> yazmış olduğunu düşünmüyoruz. Belki de, rahmetli Muhammet Eken’i kastederek onu anmak adına, özellikle öyle yazmış da olabilir. Dileyen burayı şiirde yazıldığı gibi muhannetsiz yerine <MUHAMMETSİZ> olarak alabilir.

 

GÜÇ OLUR

 

İnsanlıktan nasibini almamış

Zavallı kulların hali nic’olur

Tutunacak dalı kolu kalmamış

Meteliksiz yaşaması güç olur

 

   Kötülerden zarar gelir insana

   Sakın bu söz için gücenmen bana

   Aşkın cevabı da yeter bu cana

   Sevip sevip ayrılması güç olur

  Bir güzele meyil vermek, suç olur

 

Kader diye avuturum kendimi

Söyleyemem hiç kimseye derdimi

Sanki, kader yaptı beni hep deli

Hançer değil, dil yarası güç olur

 

   Sorunlar hep oldu sanki kördüğüm

   Çözülmek bilmiyor, nedir çektiğim

   Kasım der ki, hasretine yandığım

   Nazlı yarin sitemleri öç olur

  Bir güzele meyil vermek, suç olur

 

               8.11.1984

               Kasım Karşı

 

 

 

 

O L M A Y I N C A

 

Çok yükseğe çıkma, iniş zor olur

Dağlar geçit vermez, yol olmayınca

Deli gönül elbet bir gün yorulur

Kendine münasip yar bulmayınca

 

   Deli gönül elbet bir gün yorulur

   Kendine münasip yar olmayınca...

 

Herkes arar, bulur kendi dengini

Yüksekten uçanlar aşar engini

Sonunda beğenmez kendi rengini

Renkten renge girer, ar olmayınca

 

   Söylediğin sözler incitmez beni

   İstemem senin ben intihar etmeni

   Dikkat et, sözlerin küçültür seni

   İnsanda kişilik var olmayınca

 

Kasım der ki, senin benden farkın ne

İhtiyacım yoktur senin sevgine

Benden kötüsüne kul oldun yine

Gittin akrabana el almayınca

 

   Benden kötüsüne kul oldun yine

   Gittin akrabana, el almayınca

 

               30.11.1984

               Kasım Karşı

 

 

  

 

SEFİL KULLAR

 

Telli turnam seni gafil avlarlar

Senin dost sandığın o sefil kullar

Sana dost gözüküp, fırsat kollarlar

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Zamansız söyleme, sakla fikrini

Açmayasın her insana derdini

Küçümserler seni, koru kendini

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Olma sakın, her insanla muhatap

İnsana en yakın dost olan kitap

Etmezler seni de baltaya bir sap

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Aldanma insanın görünüşüne

Sapma doğru soldan, geç git işine

Dikkat et, avcılar düşer peşine

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Acı gerçeklerden, korkma ölümden

Sakın türlü kötülükten, zulümden

Mahrum ederler seni, mal-mülkünden

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Konuşurken sözünü bilerek söyle

Anlamsız, mantıksız konuşma öyle

Gaybetine konuşurlar, hep böyle

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Bin bir türlü dert açarlar başına

Soğuk su katarlar pişmiş aşına

Bakmazlar ki, gözlerinin yaşına

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Kendini bilenler asla küçülmez

İnsan şerefine değer biçilmez

İyi midir, kötü müdür seçilmez

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Telli turnam sakın uçma yüksekten

Engin ol, vaz geç dostuna küsmekten

Zevk alırlar seni kötülemekten

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Kasım der ki, Turnam tek gezme hergün

Kurala uymayanı ederler sürgün

Tuzağa düşürürler seni de bir gün

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

Tuzağa düşürürler seni de bir gün

Senin dost sandığın o sefil kullar

 

               5.1.1984

               Kasım Karşı

 

 

  

 

A T A T Ü R K’ Ü M

 

Şu cihana gelmemiştir

Atatürk’üm, Atatürk’üm

Senin gibi eşsiz insan

Atatürk’üm, Atatürk’üm

 

   Bir güneş gibi doğdun

   Türk halkına önder oldun

   Yurdumdan düşmanı kovdun

   Atatürk’üm, Atatürk’üm

 

Türk halkının kaderi

Değişti hep senden beri

Dünyada yoktur benzeri

Atatürk’üm, Atatürk’üm

 

   Temel ilke, devrimlerin

   Aydın fikirli sözlerin

   Unutulmaz eserlerin

   Atatürk’üm, Atatürk’üm

 

Emsalin yokturdur senin

Şu cihanda bir benzerin

Kasım der, yüce önderim

Atatürk’üm, Atatürk’üm

 

   4.11.1984

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

BİR DERDİ VAR

 

Öyle üzgün duruyor ki

Bu garibin bir derdi var

Ne konuşup, ne gülüyor

Bu garibin bir derdi var

 

   Yaslanmış ta bir duvara

   Düşünüyor kara kara

   Bazan ağlar ara sıra

   Bu garibin bir derdi var

 

Bakışında sitem dolu

Boynu bükük, bağlı kolu

Sanki solmuş gonca gülü

Bu garibin bir derdi var

 

   Kasım’ın da derdi çoktur

   Kalbi kırık, özü paktır

   Hatırını soran yoktur

   Bu garibin bir derdi var

 

               20.12.1984

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

Ç O C U K L A R

 

Çocuktur bu, ayrıcalık istemez

Çocuktur bu, ne yağmur ne de yaş demez

Çocuktur bu, neyin iyi kötü olduğunu bilmez

Doğruyu, yanlışı anadan öğrenir çocuklar

 

Dayak ile çocuk islah olur mu

Kötü sözle doğru yola gelir mi

Çocuktur bu, dur demeyi bilir mi

Her an sevgi, ilgi ister çocuklar

 

Nice körpe kuzu kalmış anasız

Nice masum çocuklar da vardır yuvasız

Kimisi yetim kalmış, kimisi de öksüz

Geleceğimizin umudu olan çocuklar

 

Acep nasıl büyürler bu garip çocuklar

Bilinçsiz, bilgisiz nerde kalırlar

Aç-susuz, yuvasız nasıl yaşarlar

Çalan, çarpan sokaklarda yatan çocuklar

 

Anası olanla, anasız çocuk hiç bir olur mu

Körpe kuzu anasından ayrı kalır mı

Kasım der ki, çile çeken çocuğun yüzü gülür mü

Ter telef, perişan olan çocuklar

 

               24.6.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

SORMAYA GELDİM

 

Darda kalsa başım, sana koşarım

Dost seni ziyaret etmeye geldim

Bunca zorlukları nasıl aşarım

Dostum sana derdim dökmeye geldim

 

İhtiyacım vardır senin fikrine

Saygı duyarım hep şahsiyetine

Güvenim sonsuzdur insaniyetine

Dostum sana sırrım açmaya geldim

 

Keyfin mi yok, yorgun musun hastamı

Kalbin kırık, gönlün yine yasta mı

Nedir bu hal, küskünlüğün dosta mı

Dostum hatırını sormaya geldim

 

Söyle derdin nedir, ortak olayım

Çaresi varsa arayıp bulayım

Acı gerçeklerden bir pay alayım

Dost derdine ortak olmaya geldim

 

Boş yere sen, ne üzülüp durursun

Zararını görür, pişman olursun

Her konuda tecrübeli birisin

Dostum senden fikir almaya geldim

 

Senin gibi örnek olsun bu eser

Kalp kırma, sabreyle, engin ol yeter

Kasım der ki gönül dostuna küser

Dostum hatırını sormaya geldim

 

               16.12.1983

               Kasım Karşı

 

 

  

 

 

SÖYLER MİSİN

 

Bir derdin mi var, söyle ki

Neden bize hor bakarsın

Tiken ettin, sen öyle ki

Herkes bizi kötü bilsin

 

   İki yüzlü yalancılar

   Size kim kel, kör dedi ki

   Hastahaneden kim kovdu ki

   Acep doğru söyler misin

 

Zalım yengem yalan söyler

İftirası suyu eğler

İşte gerçek budur beyler

Küser misin, küsmez misin

 

   Palavracı düzenbazlar

   Kime küfür atar bunlar

   Bitmez artık iftiralar

   Duyar mısın, duymaz mısın

 

Suçum nedir, söyle beyim

Düşman olmuş yengem, dayım

Hangisine ben ne deyim

Ağlar mısın güler misin

 

   Biri yengem, biri dayım

   Hangisine ben ne deyim

   Ağlar mısın, güler misin

   Küser misin, küsmez misin

 

Söylen kime ne ettik biz

Böyle niye kızdınız siz

Size muhtaç da değiliz

Gerçekleri bilmez misin

Kör mü gözün, görmez misin

 

Ben ne piçim, ne şerefsiz

O söyleyen karaktersiz

Kasım der ki, ey vicdansız

Başka neyim, söyler misin      

  

               23.5.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

SANKİ BENİM SUÇUM

 

Gidem dedim memlekete, köyüme

Dayanacak güç mü kaldı, tutmaz dizlerim

Gurbet elde durmak benim neyime

Gözüm yaşla dolu, gülmez yüzlerim

  

   Ayrıldım yardan sinem yaralı

   Kaderim, talihim bahtım karalı

   Mektubumda kara haber sıralı

   Ağlasana ne durursun gözlerim

 

Sanki benim suçum, gurbete gitmek

Kim ister fakirlik, yoksulluk çekmek

Aç, susuz çocuklar istiyor ekmek

Çektiğim çileyi söyler dillerim

 

   Gurbete gitmekle biter mi derdim

   Dertten verem olmuş çok insan gördüm

   Gönlüme teselliyi kendimde buldum

   Yazmak ister kalem, tutmaz ellerim

 

Bülbüller ötmüyor, kurumuş gülüm

Gurbet ellerinde perişan halim

İstemem kalmasın gurbette ölüm

Gönül arzeyliyor, köyümü özlerim

 

   Kasım der ki, özlüyorum vatanı

   Dert bir değil, söyletiyor insanı

   Çektiğim çilenin yoktur yalanı

   Söylenecek dert mi kaldı, gerçek sözlerim

 

                           12.3.1983

                           Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ŞİRİN KÖYÜM

 

Dağlarıyla, taşlarıyla

Gökte uçan kuşlarıyla

Benzeri yok, her yeriyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   Etrafında sıra dağlar

   Eteğinde yeşil bağlar

   Soğuk sular durmaz akar

   Benim güzel şirin köyüm

 

İsli, paslı çırasıyla

Lüks, fener, lambasıyla

Benzin, ispirto, gazıyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Yufka, omaç, ekmeğiyle

Kömbesiyle, böreğiyle

Eriştesi, çöreğiyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kışın ağıl ahırla

Karda, buzda çamurla

Yazı beklerler kahırla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kışlık giral kavurmasıyla

   Çedeneli kavurgasıyla

   On iki imam aşuresiyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kışın kar, ayaz ile

İlkbahar gelir naz ile

Yazın harman toz ile

Benim güzel şirin köyüm

 

   Hanıyla hancısıyla

   Misafiri, yolcusuyla

   Dağda keklik avcısıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Çetindir köyün işi

İşten ayık kalmaz başı

Yenmez hilebazın aşı

Benim güzel şirin köyüm

 

   Köyde eksik olmaz işler

   Sıra sıra dizilmişler

   Köy işinden hep yılmışlar

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kışın eksik olmaz kar-ı

Gelini, kızı, dokur halı

Arı çiçek yapar balı

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kışın halı, yastık dokur analar

   Ağıl, ahır işlerini yapar babalar

   Çeyizlik hazırlar tüm kızlar

   Benim güzel şirin köyüm

 

Nazlı akar suları

Serin, soğuk pınarı

Yüksektir dumanlı dağları

Benim güzel şirin köyüm

 

   Geleneği, göreneği ile

  Örf ve adet örneğiyle

Çoban evi, perneğiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

Çayır ile merasına

Serin yüksek yaylasına

Hayranım ben her yerine

Benim güzel şirin köyüm

 

   Soğuk sular durmaz akar

   Dağları birbirine bakar

   Çiğdem, nevruz boyun büker

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kilimiyle, halısıyla

Yün çorabı, yastığıyla

Heybesiyle, çantasıyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Davul ile zurnasına

   Simli salta sırmasına

   Renkli ipek yazmasına

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bulgurundan hediğine

Kuru ağaç kütüğüne

Kerme, basma tezeğine

Benim güzel şirin köyüm

 

   Tavuğundan horozuna

   Kangal, kengel sakızına

   Şarabından rakısına

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kuru söğüt dikmesiyle

Kavak, selvi kesmesiyle

Üzüm, şerbet ezmesiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   İğnesinden, ipliğine

   Bülbülünden, kekliğine

   Kuzoğlaktan, yemliğine

   Benim güzel şirin köyüm

 

Dağlardaki çiçeğiyle

Tarlasında köceğiyle

Mastalı meceğiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   Yoncasıyla, arpasıyla

   Yulaf, çavdar, burmasıyla

   Hernik olmuş tarlasıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Otundan, burmasıyla

Görengeyle, hurmasıyla

Gölde kamış kırmasıyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Ekiniyle, arpasıyla

   Çaşır, keven burmasıyla

   Unu, bulguru, yarmasıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Tarla süren çütçüsüyle

Ekin çeken sapçısıyla

Irgatıyla, honcusuyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Çaşır ile keveniyle

   Harmanda sap süreniyle

   Sokuda bulgur döveniyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Tarlasında ekini

Loda yapmış yükünü

Herk eylemiş çütünü

Benim güzel şirin köyüm

 

   Tarlasında kara saban

   Değil bunlar bana yaban

   Başımı alıp nere gidem

   Benim güzel şirin köyüm

 

Durmadan çalışırlar

Birbiriyle yarışırlar

Bazen olur dövüşürler

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kağnısıyla, katırıyla

   Tırpanıyla, satırıyla

   Yardım sever hatırıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Öküzüyle, ineğiyle

Evcil sefil bineğiyle

Parazitle, sineğiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   Çobanı var abasıyla

   Damda tüten bacasıyla

   Dirgeniyle, yabasıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Koyun ile kuzu ile

Gelini ile kızı ile

Baharı ile yazı ile

Benim güzel şirin köyüm

 

   Aşığı ile sazı ile

   Ördek ile kazı ile

   Tavşan ile tazı ile

   Benim güzel şirin köyüm

 

Koyunuyla, kuzusuyla

Koçu ile keçisiyle

Oğlak ile toklusuyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Nalbantıyla, baytarıyla

   Öğretmeni doktoruyla

   Çeşit çeşit faktörüyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Yazın günün sıcağında

Ter çıkar ta..tırnağında

Bir de bebek kucağında

Benim güzel şirin köyüm

 

   Yavrusu var beşikte

   Anası hep iş peşinde

   Kimse durmaz bu çocuğun başında

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bazen olur aç kalırlar

Hastalar çaresiz ölürler

Parasızdır bizim köyde mezarlar

Benim güzel şirin köyüm

 

   Gece gündüz çalışırlar

   Yorgun uykusuz kalırlar

   Aç, susuz perişan olurlar

   Benim güzel şirin köyüm

 

Tüm tüm tüter ireyhan

Nergiz, narpuz, ısırgan

Madımakla koşguzdan

Benim güzel şirin köyüm

 

   Sürsülüğü alıcı ile

   Kuşburnusu, karamlığı ile

   İğdesiyle, çalısıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Sürsülükten latiğine

Yoğurt, ayran katığına

İkme, yayık tuluğuna

Benim güzel şirin köyüm

 

   Davarıyla, malıyla

   Taşlı, tozlu yoluyla

   Ayranıyla, yağıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kuş üzümü, sütünden

Yumurtası etinden

Besin kaynağı otundan

Benim güzel şirin köyüm

 

   Asma ile ardıcı

   Pelit, mazı, armudu

   Yer elması, tortusu

   Benim güzel şirin köyüm

 

Sulu sulu meyveler

Türlü türlü sebzeler

Daha neler neler

Benil güzel şirin köyüm

 

   Çeşit çeşit böcekler

   Büyük küçük sinekler

   Kan emici sülükler

   Benim güzel şirin köyüm

 

Dağda gezer arılar

Petek petek balı var

Her çiçekten bal arar

Benim güzel şirin köyüm

 

   Bahçesiyle, bağları

   Yemyeşildir dağları

   Serin, soğuk suları

   Benim güzel şirin köyüm

 

Akıllıdır köy kızları

Güzellerdir yok benzeri

On parmakta on hüneri

Benim güzel şirin köyüm

 

   Delikanlı gençleri

   Çalışmaktır işleri

   Herkes sever askeri

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bana uzak değil köyümün sesi

Çalışır, didinir onların hepsi

Ne gündüzleri belli ne de gecesi

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kasım der ki, şirin köyüm

   Sana olmuyor doyum

   Bilmem ki, seni nasıl anlatayım

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bilmem ki seni nasıl anlatayım

BENİM GÜZEL ŞİRİN KÖYÜM

 

               10.8.1983       

               Kasım Karşı

 

 

 

 

GEL GAYRI

 

Nazlı yar senden bir dileğim var

Gözletme yolları, noğlur gel gayrı

Göz göz olmuş, yaralarım sızılar

Bekletme yolları, noğlur gel gayrı

 

Nice umutlarla sana bağlandım

Yıllarca bekleyip, hasretinle yandım

Tahammülüm kalmadı, çaresiz kaldım

Çaresiz bırakma beni, noğlur gel gayrı

 

Azrail çevremde dolaşıp gezer

Ölüm defterine ismimi yazar

Nazlı yar küsmüş, nişanı bozar

Zalım yar ölüyorum, artık gül gayrı

 

Garip Kasım feryat etme duyulmaz

Azmış yaraların hiç şifa bulmaz

Bu dünya fanidir, kimseye kalmaz

Dostun düşman olmuş, bende bil gayrı

 

               20.1.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

EVLENMEM

 

Bir hayırsız kız yüzünden

Evlenmem, evlenmem

Usandım elin dilinden

Yemin ettim evlenmem

  

   Usandım elin dilinden

   Kız, yemin ettim evlenmem

 

Kırk yıl yine bekar kalsam

Evlenmem, evlenmem

Gül gibi sararıp solsam

Yemin ettim evlenmem

              

   Ne suçum var ne günahım

   Evlenmem, evlenmem

   Sabır ver bana Allah’ım

   Yemin ettim, evlenmem evlenmem

 

Beni bırakıp ta gittin

Evlenmem, evlenmem

Sevdiğime pişman ettin

Kız, yemin ettim evlenmem

 

   Bu tuzağa düşmezdim ben

   Evlenmem, evlenmem

   Kasım der, senin yüzünden

   Kız, yemin ettim evlenmem

 

               10.9.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

  

 

DÜŞTÜM

 

Nedir benim senden çektiğim gönül

Sağalmaz çaresiz dertlere düştüm

Ne sevdiğin belli, ne sevmediğin

Çaresiz bir kara sevdaya düştüm

 

Kara sevda derler benim derdime

Gel haber anlat garip gönlüme

Gönül bana bu cefayı çektirme

Çaresiz bir kara sevdaya düştüm

 

Ne gecem belli ne de gündüzüm

Her gün efkarlanır, isyankar gönlüm

Hayal de olsa ki, hep seni sevdim

Çaresiz bir kara sevdaya düştüm

 

İnan gönül, seni sevdim seveli

Kasım der, sevdanla oldum deli

Umutsuz yaşayan sanki bir ölü

Sağalmaz çaresiz dertlere düştüm

 

               24.2.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

G Ö Z L E R İ N

 

Hayalimde gördüm gerçek yüzünü

İçin için ağlıyordu gözlerin

Konuşurken bitirmeden sözünü

Sanki pınar oldu siyah gözlerin

 

   Acı olur sevenlerin dramı

   Çaresi yok, açma gönül yaramı

   Tertemiz duyguma katma haramı

   Gerçeği anlatır ıslak gözlerin

 

Nefret eden insan ne çok severmiş

İnandım ki ağlayan gönül vermiş

Var mı ki, severek murada ermiş

Bakışında sitem dolu gözlerin

 

   Kasım der ki, aşığım ben kız sana

   Acelen ne bir dakika dursana

   Ağlamayıp gül yüzüme baksana

   Çilesi biter mi dolu gözlerin

 

               23.12.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

  

BEN BİLİRİM

 

Bir vefasız kız yüzünden

Çektiğimi ben bilirim

Yad ellerin şu dilinden

Çektiğimi ben bilirim

 

   Ben bilirim, ben bilirim

   Çektiğimi ben bilirim

  Bu çileyi ben çekerim

 

   Senelerin ızdırabı………

   Dinmez oldu şu gönlümden

   Kurtulamam ben bu dertten

   Çektiğimi ben bilirim

 

Nolur yarim bana gülme

Sevmiyorsan ümit verme

Razıyım ben kaderime

Çektiğimi ben bilirim

 

   Sevgi derler dertten beter

   Her gönül bir güzel sever

   Kasım der ki ne fark eder

   Çektiğimi ben bilirim

 

               22.6.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

  

ILGIT ILGIT

 

Ilgıt ılgıt esen seher yeline

Noğlur suna boylum, sor beni beni

Kapıldım ben de yar, aşsın seline

Bulanık sularda yar, gör beni beni

   Kapıldım ben de yar, aşkın seline

   Bulanık sularda yar, gör beni beni

  Gör ki, bulasın beni...

 

Figanım arttıkça, döndüm deliye

Umutsuz yaşayan, benzer ölüye

Yar buradan gelip de, geçti mi diye

Uçan kuşlara yar, sor beni beni

   Kapıldım ben de yar, aşkın seline

   Uçan kuşlara yar, sor beni beni

  Sor ki, bulasın beni beni...

 

Günbe gün artıyor şu ağrım sızım

Kasım der, kader bu, gülmüyor yüzüm

Baharı görmeden kış oldu yazım

Dola kollarını yar, sar beni beni

   Baharı görmeden kış oldu yazım

   Dola kollarını yar, sar beni beni

  Üşüdüm noğlur yar, sar beni beni...

 

 

               28.8.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ÖLECEĞİM

 

Ölüm benden uzak mı ki

Bir gün ben de öleceğim

Zamansız ölürüm belki

Nasıl olsa öleceğim

 

   Arkamdan ağlayan deli

   Akıp gider hayat seli

   Yarı canlı, yarı ölü

   Yaşasam da öleceğim

 

Sanki yalnız ölen benim

Yorgun düştü şu bedenim

Kasım der ki, ruhum-tenim

Ayrılmadan öleceğim...

 

   8.9.1983

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

ELE NE

 

Yalan dünya senden bıktım usandım

Derdim bitmez benim, ömrüm boyunca

Aşkın cefası da bitecek sandım

Ela gözlü nazlı yare doyunca

 

Bize bizden oluyor hep, ele ne

Gücenmem ben halimize gülene

Dost kazığı çetin olur, bilene

Can cananı el yerine koyunca

 

İnsanlığın karşısına durulmuş

Sevgi ve saygıya zincir vurulmuş

Dünyanın düzeni böyle kurulmuş

Kendini düşünür, soylu soyunca

 

İnanmam ben, el sözüne gidene

Güvenemem gaybetimi edene

Karşıyım ben, nefret ve kin güdene

Pişman olur yar gerçeği duyunca

 

Kasım der ki, kötülükten ne çıkar

Sözünü bilmeyen hep hatır yıkar

İyilik edenler olur bahtiyar

Doğru olan bu kurala uyunca

 

               10.11.1984

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

DELİ DAĞ DERLER

 

Deli dağ derler, yüksek bir yayla

Enginden yükseğe uçuşun kuşlar

Çıkıp o yaylaya göçünü eğle

Garip bülbül gibi ötüşün kuşlar

 

   Deli dağ derler, dumandır başı

   Çıkıp o yaylada yarsiz neyleyim

   Acep eksilir mi gözümün yaşı

   Benden yare selam söyleyin kuşlar

 

CEVİZ ile ÖDEK KÖYÜN arası

Unutulmaz Deli dağın yarası

Olsa noğlur iki köyün merası

Kasım der, eski dert yeniden başlar

 

               12.5.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

 

NASIL ÇEKEYİM...

 

Baş pınara vardım, suyu çok serin

Eğildim ki, bir yudum su içeyim

Açma pınar, benim yaram çok derin

Dert üstüne derdi nasıl çekeyim

   Ah ben bu derdimi kime dökeyim

 

Söyle pınar, seninde mi derdin var

Gözlerin kurumuş, yaslıdır dağlar

Acep dert ortağım olur mu sular

Dert üstüne derdi nasıl çekeyim

   Ah ben bu derdimi kime dökeyim

 

Acep dert ortağım olur mu insanlar

Dert üstüne derdi nasıl çekeyim

   Kasım der ki, kime derdimi dökeyim

 

                           30.4.1983

                           Kasım Karşı 

 

 

 

 

 

ÖLÜ GİBİYİM

 

Bugün bana bir hal oldu

Sanki bir ölü gibiyim

Konuşan dilim lal oldu

Sanki bir ölü gibiyim

 

   Ne gücüm var ne dermanım

   Sızılıyor tüm her yanım

   Günbegün artar efkarım

   Sanki bir ölü gibiyim

 

Ne eksilir ağrım sızım

Ne kış belli, ne de yazım

Düzen tutmaz oldu sazım

Sanki seher yeli gibiyim

 

   Kasım der ki, halim yaman

   Dokunsan ağlarım, inan

   Her çiçekten bal arayan

   Sanki bir arı gibiyim

 

Her çiçekten bal arayan

Sanki bir arı gibiyim

 

   16.5.1983

   Kasım Karşı

 

 

 

 

-LEYLAM-

 

Ağlamakla nazlım bitmez ki çilen

Gayrı göz yaşını sil leylam leylam

Var mı benim gibi hasretlik çeken

Seni sevdiğimi bil leylam leylam

 

Bir kez olsun, el yüzüne bakmadım

Ellerime kara kına yakmadım

Parmağıma nişan yüzüğü takmadım

Sen de benim nişanlım ol leylam leylam

 

Gül olmayan yerde bülbül öter mi

İnsan sevdiğinden böyle kaçar mı

Selamsız, sabahsız gülüp geçer mi

Şu garip halime gül leylam leylam

 

Gözlerim yoruldu sana bakmaktan

Gönlüm seni sevmiş oldu, uzaktan

Kasım der, usandım umutlanmaktan

Sen de benim gibi yan leylam leylam

 

               20.6.1983

            Kasım Karşı

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

SÜRÜNESİCE OY

 

Dostum diye benle gülüp, eğlendi

Karalı haberi gelesice oy

Demek o sözlerin hepsi yalandı

Muradı gözünde kalasıca oy

 

Gün vurup rengin gazele dönsün

Dumanı tüten ocağın sönsün

Beni perişan eden hep sensin

Benim gibi perişan olasıca oy

 

Akıbeti beni bırakıp gittin

Elaleme bizi rezil ettin

Bana bu kötülüğü nasıl yaptın

Duvar diplerinde kalasıca oy

 

Yıllarca bekledim gelirsin diye

Muhannete muhtaç olasıca oy

Altın yüzük aldım sana hediye

Elleri koynunda kalasıca oy

 

Aşkın bedeli buyumuş demek

Nasip olmasın kız, sana da gülmek

Dilerim kurda, kuşa olasın yemek

Yılan, çiyan gibi sürünesice oy

 

Gittiğin yar benden iyi olmasın

Eşim diye yarin seni doyasıya sarmasın

Dilerim Allah’tan sende ahım kalmasın

Gelinliği kefen olasıca oy  

 

Dilin lal olsun da dişin kitlensin

Ağzın keş olsunda başın bitlensin

Kemiğin eriyip de etin çürüsün

Dermansız dertlere düşesice oy

 

Gelin olup da muradına ermeyen

Boş beşiğe naylon bebek beleyen

Yavrum diye diye figan eyleyen

Yurtsuz, yuvasız kalasıca oy

 

Kasım derki, ince belin bükülsün

Hazin hazin göz yaşların dökülsün

Al kınalı tırnakların sökülsün

Gül gibi sararıp solasıca oy...

 

   1.10.1983 Ankara

   Kasım Karşı

 

 

 

 

 

KÖTÜ MÜ OLUR

 

Sen bir keklik olsan ben de bir avcı

Vursam, yaralasam seni kötü mü olur

Sen bir pınar olsan ben de bir yolcu

Bir yudum su içsem, kötü mü olur

 

   Sen bir güzel olsan ben de bir çirkin

   Acep seni sevsem, kötü mü olur

   Sen bir zengin olsan ben de bir fakir

   Benimle evlenirsen, kötü mü olur

 

Sen bir gül olsan ben de bir hoyrat

Koparsam dalından seni kötü mü olur

Sen bir gelin olsan ben de bir damat

Benimle bir yuva kursan, kötü mü olur

 

   Ben bir çiçek olsan ben de bir arı

   Özünde bal arasam kötü mü olur

   Sen bir ağaç olsan ben de bir kartal

   Daldan dala konsam, kötü mü olur

 

Sen bir hasta olsan ben de bir doktor

Derdine çare olsam, kötü mü olur

Sen bir çıban olsan ben de bir melhem

Deşsem yaranı ben, kötü mü olur

 

   Sen bir öğrenci olsan ben de öğretmen

   Oku, yaz, öğren desem kötü mü olur

   Sen bir işçi olsan ben de işveren

   Boş durma, çalış desem kötü mü olur

 

Sen bir koyun olsan ben de bir çoban

Beslesem seni ben kötü mü olur 

Sen benim bir eşim olsan ben de bir kocan

Sevince iyi de, dövsem kötü mü olur

 

   Sen bir güneş olsan ben de bir bulut

   Eriyip yağmur olsam kötü mü olur

   Sen bir çilem olsan ben de bir umut

   Kasım der, sevsem seni kötü mü olur

 

                           28.9.1983

                           Kasım Karşı

 

 

 

 

GİTTİ

 

Bir güzel severdim ezelden beri

Seher yeli gibi yar esti gitti

Uğruna adadım can ile seri

Bir yuva kurmadı yar küstü gittti

 

   Bizi ayıranlar murat almasın

   Vefasız yar bensiz yuva kurmasın

   Dilerim Allah’tan ahım kalmasın

   Bir yuva kurmadan yar küstü gitti

 

Düştüm yollara ben ağlaya sızlaya

Yari arıyorum hep yana yana

Şikayetim vardır yüce mevlaya

Bir yuva kurmadan yar küstü gitti

 

   Ayan olsa, çıkar mıyım sabaha

   Acep ben de sever miyim bir daha

   Bir hiç uğruna girsem günaha

   Bir yuva kurmadan yar küstü gitti

 

Kasım derki, kara bahtım güler mi

O yar gelip, göz yaşımı siler mi

Çaresiz bir derde şifa eyler mi

Bir yuva kurmadan yar üstü gitti

               20.3.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

YAR BULAMADIM

 

Şu yalan dünyaya geldim giderim

Gönül senden güzel yar bulamadım

Karayımış benim bahtım kaderim

Kendime münasıp yar bulamadım

 

Yıllarca aradım yari, bulurum diye

Gönlüm hasret kaldı bir sevgiliye

Acep niye geldim ben bu dünyaya

Hal hatır bilir dost bulamadım

 

Kasım derki, durmayla yar bulunmaz

Bir merhaba demeyle dost olunmaz

Ehli-kamil olanın kadri bilinmez

Derdime derman olan el bulamadım

 

Ehli-kamil olan enginden uçar

Kör cahil olanlar kötülük saçar

Bilene doğru yol ilimden geçer

Birbirini incitmeyen kul bulamadım

               7.4.1983

               Kasım Karşı

 

 

HOR GÖRME

 

Beni hor görme gardaşım

Senin gibi ben de insanım

Aramızda pek fark yoktur

Hepimiz aynıyız canım

  

Karşındaki çocuk olsa

   Sakın onu küçümseme

   Sen de adam mısın deyip

   Sakın onu hor görme

 

Herkesin bir gururu var

Haysiyeti, onuru var

Her şeyin bir sınırı var

Sakın kimseyi küçümseme

 

   Hep tepeden bakıyorsun

   Çok yüksekten atıyorsun

   Kendini ne sanıyorsun

   Hey Allah’ın sersem kulu

 

Palavracı bir halin var

Her sözünde yalan yatar

Seni kim adam yerine koyar

Senin gibi bir insanı

 

   Kasım derki, sözüm bitmez

   Doğru söz hoşuna gitmez

   Ne söylesem ki, kar etmez

   Senin gibi bir insane

 

               2.8.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

GEÇTİ ÖMRÜM

 

Kendi kaderimin kurbanı oldum

Bitmez bir çileyle geçti bu ömrüm

Elim kolum bağlı, çaresiz kaldım

Bitmez bir çileyle geçti bu ömrüm

 

   Gecem bir azap, gündüzüm zindan

   İnsan vaz geçer mi bu tatlı candan

   Hiç vefa görmedim ben de o yardan

   Bitmez bir çileyle geçti bu ömrüm

 

Nasıl isyan etmem ben bu kadere

Tahammülüm kalmadı, razıyım ölmeye

Acep niye geldim ben bu dünyaya

Bitmez bir çileyle geçti bu ömrüm

 

   Ne arzum ne emelim kaldı dünyada

   Hiç birinden bulamadım bir fayda

   Tek teselli aradım, şu dertli sazda

   Bitmez bir çileyle geçti bu ömrüm

 

Kasım derki, kader beni izliyor

Bunca derdi deli gönül gizliyor

Pare pare yaralarım sızlıyor

Bitmez bir çileyle geçti bu ömrüm

 

               2.8.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

İNTİZAR EYLERİM

 

İntizar eylerim yare

Sanmasın ki, gülmüşüm ben

Yarallarım pare pare

Sanmasın ki, ölmüşüm ben

 

   Kim ne derse desin bana

   Değilim deli, divana

   Bilsin ki, yar şu cihana

   Sanmasın ki, küsmüşüm ben

 

Sevdiğimi alamadım

Ben murada eremedim

Umduğumu bulamadım

Sanmasın ki, yılmışım ben

 

   Ne olmuş ki, dostum bana

   Karşı’yım ben acımana

  İhtiyacım yok duana

   Sanmayın ki, ölmüşüm ben

 

 

               2.8.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

Y A Ğ M U R

 

Nice uzaklardan süzülür gelir

Toprağa bereket getiren yağmur

Sıcak vurur, buhar olur yükselir

Susuza suyunu yetiren yağmur

 

Bazen, gece gündüz durmadan yağar

Kıtlığı bolluğa, yokluğu varlığa boğar

Yağınca insanın içine mutluluk doğar

Bütün canlı varlıklar, sana muhtaçtır yağmur

 

Bazen dolu yağar, eriyip sel olur

Bazen deli yağar, birikip göl olur

Bazen gönüllerde açan gül olur

Hafiften ince ince dökülen yağmur

 

Kasım derki, bazen iyilik edersin

Canın sıkıldı mı çekip gidersin

Nice canlıları sel olup yersin

Zamansız, kararsız yağmayan yağmur

              

28.11.1983

Kasım Karşı

 

 

 

 

 

Ç İ L E M

 

Ağlamak kar etmez, bu ağır yüke

Bilmem ki, ne zaman bitecek çilem

Günbegün artıyor derdim gitgide

Bilmem ki, ne zaman bitecek çilem

 

               Gardaş bu çilem

               Yoldaş bu çilem

 

Bunca sorun varken rahat uyulmaz

Feryat etsem, yine sesim duyulmaz

Üst üste gelmiş hep, derdim sağalmaz

Bilmem ki, ne zaman bitecek çilem

 

               Gürcüm bu çilem

               Yolcum bu çilem

 

Derdini saklayan derman bulamaz

Ömrünce çeker de iyi olamaz

Gün gelir, gidenler geri gelemez

Bilmem ki, böyle mi bitecek çilem

 

               Nazlım bu çilem

               Sözlüm bu çilem

 

Her türlü tehlike, hep beni bekler

Bir derdim üstüne on sorun ekler

Dayanmaz bedenim, yıpranır gider

Bilmem ki, ne zaman bitecek çilem

 

               Gardaş bu çilem

               Yoldaş bu çilem

 

Bir gün gelir sağlığım da bozulur

Kazma, kürek ile mezar kazılır

Mermer taş üstüne dertli yazılır

Bilmem ki, böyle mi bitecek çilem

 

               Gürcüm bu çilem

               Yolcum bu çilem

 

Üst üste gelir hep, türlü sorunlar

Kasım senden uzak, mutlu yarınlar

Kaderine küssen, deli sanırlar

Bilmem ki, ne zaman bitecek çilem

 

               Nazlım bu çilem

               Sözlüm bu çilem

 

               16.12.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

BİLİR

 

Selam olsun eşe dosta gönülden

Ayrılık özlemini çekenler bilir

Alın yazısıdır, ne gelir elden

Ancak, göz yaşını dökenler bilir

 

 

Bitmez oldu şu gönlümün çilesi

Değilim ben yadellerin kölesi

Hasret kaldım vatanıma ölesi

Ancak hasretliği çekenler bilir

 

Kasım derki, garibin çilesi bitmez

Benim derdim hergün artar, eksilmez

Yaralı gönleme melhem kar etmez

Aşkın pençesine düşenler bilir

 

               15.7.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

USANDIM

 

Benim derdim bana az mı sanırsın

Dert yükünü çeke çeke usandım

Güzel seni sevdiğimi bilirsin

Gam yükünü çeke çeke usandım

 

Derde düşen neyler dünya malını

Derdi çeken bilir, kendi halını

Felek vurdu, kırdı benim dalımı

Dert yükünü çeke çeke usandım

 

Kimse bilmez, şu garibin halinden

Anlıyan var mı ki, gönül derdinden

Kasım derki, zalım yarin elinden

Gam yükünü çeke çeke usandım

 

   Kasım derki, bir güzelin elinden

   Dert yükünü çeke çeke usandım

 

               9.6.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

HERGÜN BAYRAM

 

Bayram gelmiş neyime

Benim için hergün bayram

Ben gidersem köyüme

Köyüm için hergün bayram

 

   Ben gidersem evime

   Evim için hergün bayram

 

Bayram geldi diyorlar

Elalem sallanıp gezer

Allı, pullu giyenler

Güzel için hergün bayram

 

   Düğün dernek kurulur

   Davul, zurna çalınır

   Halay çeken yorulur

   Sarhoş için hergün bayram

 

Kimi içer, kimi azar

Kimi söyler, kimi yazar

Kimi yapar, kimi bozar

Beyim için hergün bayram

 

   Huzur olmayan yerde

   Garibim düştüm derde

   Dostluk, komşuluk nerde

   Köyüm için hergün bayram

 

Kasım derki, nedir bu hal

Köyümün yarısı cahal

Nasıl edeyim arzuhal

Deli için hergün bayram

 

   2.8.1983

   Kasım Karşı

 

 

 

 

  

A Ğ L A D I M

 

Dün gece düşümde gördüm o yari

Perişan halini görüp ağladım

Hayal mi rüya mı gerçeğe benzer

Perişan halini sorup ağladım

 

   Hayal mi, düş müydü gördüğüm rüya

   Gerçeğe benzer asılsız riya

   Sevdiğim bana gel etme cefa

   Senden ayrılalı hergün ağladım

 

Gönül sensin bana azap eyleyen

Binbir riya ile yüzüme gülen

Açtığın yara ile ölmeden ölen

Şu garip haline bakıp ağladım

  

   Niye gönül beni böyle yakarsın

   Şu garip gönlümden gelip geçersin

   Birgün olur, sen de pişmanım dersin

   Elimi koynuma sokup ağladım

 

Kasım derki, gönül sana bağlandım

Açtığın yaralar iyi olur sandım

Gerçeğe benzer hayaller kurdum

Rüyamda seni yar görüp ağladım

               24.2.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

DURMA GEL...

 

Şu gurbet ellerin gahrı çekilmez

Gurbet elde eğlenmeyip, durma gel

Garibin halinden hiç kimse bilmez

Halimizi yadellere yayma gel

 

Bunca yıldır hasretim yar yüzüne

Nolur yarim, el sözüne kanma gel

İnanmayan asılsız el sözüne

Sakın beni sarhoş, deli sanma gel

 

Uğruna ölürüm, sevdiğim dilber

Nolur beni boynu bükük koyma gel

Hasretin yüzünden çektiğim yeter

Yalvarırım el sözüne uyma gel

 

Bilirsin yar seni nasıl severim

Benden başkasına meylin verme gel

Hayat arkadaşım olmanı candan isterim

Benden başkasına sakın varma gel

 

Niçin beni böyle koyup gidersin

Gönlüme cefa verip, kalbimi kırma gel

Dost düşmana karşı suçsuzum dersin

Yaralanmış sineme bir de sen vurma gel

 

Dost dediklerin bizi ayırmak isterler

Bizi ayırırlar diye sakın korkma gel

Bu kız da buna yar olmaz derler

Seviyorsan beni, el sözüne bakma gel

 

Dost düşmanlar halimize gülerler

Onlar gülsün, sen kafanı takma gel

Baykuş gibi talan veran ederler

Nolur yarim, şu yuvayı yıkma gel

 

Melek dediklerin şeytan çıkarlar

Her dostum diyene sırrını açma gel

Birgün olur, bizim de yuvamızı yıkarlar

Yalvarırım gayrı benden kaçma gel

 

Eller zalım olmuş bizle eğlenir

Sakın yarim, cahillere uyma gel

Güzelliğin dilden dile söylenir

Olur olmaz sözleri yar duyma gel

 

Kasım derki, hasretinle yanarım

Eğlenip de, sebebini sorma gel

Hasretini çeke çeke ölürüm

Gördüğün düşleri hayra yorma gel

 

Gurbet elde hasta olduğunu bilirim

Yalvarırım, yadellerde ölme gel

 

               23.3.1983

               Kasım Karşı

 

 

 

 

 

B E N İ M

 

Çoktan beri hastayıdım bilmedim

Soğuk algınlığı bu, geçer dedim

Geçici hastalık diye önemsemedim 

Aldı gitti benliğimi ser benim

 

   Günden güne yaralarım azıyor

   Zalım tabip raporumu yazıyor

   Yavrularım arı gibi sızlıyor

   Vücudumda zehirlenmiş kan benim

 

Bilirim derdimi, olmuşum kanser

Ne ülsere, ne de vereme benzer

Azrail çevremde dolaşıp gezer

Yolculuk var, perişandır hal benim

 

   Kanser olan amaliyaat olur mu

   Ecel gelmeyince insan olür mü

   Şu yalan dünyada kimse kalır mı

   Yol üstünde mezar yerim var benim

 

Kanser dedikleri ölümden beter

Ölmeye razıyım, çektiğim yeter

İnleyi inleyi eriyip biter

Vücudumdan uçup giden can benim

 

   Yavrularım boynu bükük ağlıyor

   Nazlı yarim karaları bağlıyor

   İki gözü iki çeşme ağlıyor

   Yavaş yavaş solup giden gül benim

 

İnilerim derdime çare bulunmaz

Düşenin dünyada hiç dostu olmaz

Kasım der, bu dünya kimseye kalmaz

Zalım felek, ya güldür ya canımı al benim

 

   Divriği ÖDEK KÖYÜ, Sivas’tır ilim

   Kırılsa ellerim, kopsaydı dilim

   Baksaydım solmazdı, genç yaşta gülüm

   Senin gibi nice gençler öldü HALİL’im

 

                           16.8.1982

                           Kasım Karşı

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

HUDUTTAN GELEN SES

 

Askerlik derler,,,

            Her şey gizlidir.

Askere gidenlerin,,,

            Kimisi evlidir, kimisi sözlü

Akşam olunca,,,

            Herkeste olur bir düşünce

Hayal gibi gelir, geçer

            Eski günler ilk önce

Kimisini efkar basar,

            Kimini keder.

Kimisi mektup yazar,

            Kimi of çeker

Düşündükçe içmek istiyorum,

            Fakat çaresizim.

İsyan etmek elde değil,

            Arkadaş...........,

Kime ne deyim.

            10.1.1982

            Kasım Karşı

 

 

ÖRNEK OLSUN

 

Ölürsem sevdiğim, sana doyamadan

Bir mezar kazdır, hiç ağlamadan

Bağlama yazmanı, simli karadan

Örnek olsun, sevip de askere gelene

 

            Senelerdir gurbet elde kalırım

            Vadem yetse şu gurbette ölürüm

            Kim bilir, bir gün ben de gelirim

            Örnek olsun, sevip de askere gelene

 

Bir yavrum, bir eşim, beni bekliyor

Garip kuşlar yuvasında ötüyor

Sanki benim çilem bana yetmiyor

Örnek olsun, evlenip de askere gelene

 

            Tek kurşun ile adam ölür mü

            Bir hiç uğruna ölen şehit olur mu

            Albayrağa sarılmış tabutum yerde alır mı

            Örnek olsun, evlenip de askere gelene

 

Kasım derki, bu askerlik biter mi

Çile çeken garip bülbül öter mi

Ören yerde bir kör ocak tüter mi

Örnek olsun, sevip de aksere gelene

                        28.12.1981

                        Kasım Karşı

 

A N N E

 

“Ömrüm boyunca unutamam senin çektiğin çileyi”

 

Bir zamanlar, kucağında bir bebek

Konuştum ilk önce, anne diyerek

Kim bilir, benim için ne kadar emek

Vererek büyüttün, sen beni anne

 

Gözlerinde ışık, parlak gözlerin

Hala kulağımda, o tatlı sözlerin

O kadar değerli, o kadar derin

Bendeki değerini bir bilsen anne

 

Sana olan borcumu ödesem bitmez

İnan ki, anlatmaya kelime yetmez

Bilirim evin ocağı anasız tütmez

Gözlerimdeki tüten sensin anne

 

Her zaman andıkça seni, gözlerim ıslak

İsmin dudağımda, sevgin sımsıcak

Selam, saygı sana, hep kucak kucak

Her günün sağlıklı, mutlu ve şen olsun anne

 

Kasım derki ben annemi özlerim

Gelir diye yollarını gözlerim

Onun her sözünü sır diye gizlerim

Şu garip askeri unutma A N N E...

 

                        20.12.1980

                        Kasım Karşı

 

 

 

ARKADAŞ

 

Ben asker olunca, ayrıldım sıladan

Yol boyunca gündüz kuşlar arkadaş

Garip başım kurtulur mu, acep beladan

Uykulu gözlerime, gecem arkadaş

 

            Denizli’de birliğime katıldım

            Üç ay boyunca ezilip durdum

            Değişik tiplerde çok insan gördüm

            Türkçe konuşamayan yine arkadaş

 

Felek vurdu, kırdı benim dalımı

Genç yaşımda kader büktü belimi

Kim sever ki zulum eden zalimi

Paran varsa, dostun olur arkadaş

 

            Asker ocağında kurala uymak

            Dayak, küfür ve acı söz duymak

            Durmadan altıyüzon günü saymak

            Biter mi, bu askerlik diyen arkadaş

 

Koğuşa girsen kapı kapalı

Çavuşa varsan eli sopalı

Ben de bu askerliği yapalı

Belki bulurum iyi bir arkadaş

 

            Eğitimden kaçan arazi olur

            İştimaya çıkmayan, koğuşta kalır

            Aç kalınca, paranın kıymetini bilir

             Paran bitince yabancı olur, arkadaş

 

Paran varsa, sana merhaba derler

Seninle oturup, beraber yerler

Paran bitince sana selam vermezler

Seni enayi yerine koyan arkadaş

 

            Seninle dost olup, borç para ister

            Verirsen güler, vermezsen küfr-eder

            Sen yiyip, içince o yutkunup gider

            Paran için sana selam veren arkadaş

 

Arkadaş dersin, hemşehri çıkar

Sana binbir türlü kazık atar

Bir söz duyar, on yalan katar

Yalanı gerçek diye söyleyen arkadaş

            Bir söz duyar, on yalan katar

            Yalanı gerçek diye, söyleyen arkadaş

 

Kasım derki, bu askerlik sivilliğe benzemez

Asker olan insanın hiç yüzü gülmez

Yaz geçer, güz geçer bir haber gelmez

Gönlüme teselli olan sözler arkadaş

 

                        1.9.1980

                        Kasım Karşı

 

 

GARİP ANAM

 

Benden selam olsun ev külfetine

Gayrı göz yaşını sil garip anam

Halkın güveni yok öz milletine

Sen de öldüğümü bil garip anam

            Genç yaşımla geçti, baharım-yazım

            Beni unutturma, aşikar sazım

            Senden başka kimse çekmedi nazım

            Duydukça sesimi gül garip anam

Ben ölürsem sazım kalır duvarda

Demesinler bana, sarhoş-hovarda

Söylenir acı türküm, dağda davarda

Akan göz yaşını sil garip anam

            Mavzerle karşıma gelip durdular

            Önce arayıp ta, sonra sordular

            Sende koministsin diye vurdular

            Ağlayarak mezarıma gel garip anam

Çok çile çektim, yüreğim yanık

Vurdular beni, dediler sanık

Yediğim kurşunlar olmaz mı tanık

Açılan yaremi sar garip anam

            Yaş yirmi demeden, vurdular beni

            Ölürken aklımdan geçirdim seni

            Çok çile çektirdim, hatırla beni

            Buldum cezamı ben, gör garip anam

Bana desinler ki, bir garip öldü

Dostu ağladıkça, düşmanı güldü

Genç fidan iken, çiçeğim soldu

Diyerek sen ağla, oy garip anam

            Kasım derki, alın yazım karaymış

            Bunca geçen genç ömrüm boşaymış

            Garip anam, cesedimi göreymiş

            Acı feryadımı duy garip anam...

 

                                   22.12.1980

                                   Kasım Karşı

 

G Ö R Ü L M E Z

 

Bulut kat kat olmuş göğün yüzünde

Duman çökmüş, yüce dağlar görülmez

Heyelana uğramış, köyler düzünde

Sıralanmış viraneler görülmez

 

Tedbirsiz takdir olsa ki ne fayda

Nice canlar, evler gitti bir ayda

Yıl, ay, gününü geçtiler kayda

Allah’ın emri diye hesap sorulmaz

 

Unutulmaz bin dokuzyüz seksenler

Zam, zulüm, işkence, kanlı ölümler

Fakirlik, işsizlik sayılı günler

Çilekeşler ezildikçe yorulmaz

 

Kasım derki, çileliyim gurbette

Kurtulmam düşmüşüm, çaresiz derde

Bu düzene karşıyım ben her yerde

Beyhude dolaşıp, yorgun durulmaz

                        8.5.1980

                        Kasım Karşı

 

HALAY

 

Düğünümüz var bizim

Gelin halay çekelim

Bu mutlu günümüzde

Hep beraber içelim

            Bu mutlu günümüzde

            Gülelim, eğlenelim

 

Eğlen benim meleğim

Dur yanına geleyim

Eğer benim olursan

Evlenmektir dileğim

 

Nazlı yarim ağlama

Bu düğün ikimizin

Gel gül, eğlen sevdiğim

Mutluluk hepimizin

 

Kasım derki evlendim

Darısı bekarlara

Bu mutlu günümüzde

Minnettarım dostlara

            22.8.1986

            Kasım Karşı

 

 

 

 

GİT DOĞRU YOLA

 

Hakikat sırrını bilmek istersen

İlime sarılıp, git doğru yola

Aklım ermez benim, cahilim dersen

Bilene danışıp, git doğru yola

 

Sanma ki çok bilen hep doğru söyler

Sefalet düşkünü, akılı neyler

Yıpratır insanı tasa ve keder

Azimle çalışıp, git doğru yola

 

Cahil olma, bir köşede kalırsın

Kötülüğü marifet mi sanırsın

Dostlar meclisinde mahcup olursun

Aleme karışıp, git doğru yola

 

Karşı’yım ben, doğruluktan sapana

Haram olsun, hilekarlık yapana

Çalış dostum, hizmet eyle vatana

Hakkın izni ile git doğru yola

 

Çalış dostum hizmet eyle yuvana

Hakkın izni ile, git doğru yola

                        6.2.1987

                        Kasım Karşı

 

 

 

 

DEĞİL

 

Şu yüce dağların karı erimez

Bir garip askerim, derdim bilinmez

Gözlerim sıladan, bir mektup gelmez

Sabırla beklerim gün belli değil 

 

Askerim doğuda beklerim hudut

Gözlerimde yaş, gönlümde umut

Bitince bu askerlik, çileyi unut

Saymakla bitermi, ay belli değil

 

Kasım derki, Arpaçayı süzülür

Hudut boyu nice asker dizilir

Anlımıza kara yazı yazılır

Saatım gün geçer, yıl belli değil

 

                        6.11.1980

                        Kasım Karşı

 

 

 

DURUYOR

 

Bir tenhada gördüm o nazlı yari

Elini koynuna sokmuş duruyor

Görmüşken gideyim yanına bari

Niye böyle boynunu bükmüş duruyor

 

Boğum boğum ak elleri kınalı

Zülüfleri al yanakta sıralı

Kalbini kırmışlar, gönlü yaralı

Gözünün yaşını silip duruyor

 

Kasım derki, gönül niçin ağlarsın

Derdin nedir, karaları bağlarsın

Tek başına yad-ellerde neylersin

Susuz gül gibi solgun duruyor

 

                        26.8.1980

                        Kasım Karşı

 

 

EĞLENMEYİNCE

 

Bende bu yaylaya yayla mı derim

Sürü otlağında eğlenmeyince

Başımı alıp diyar diyar giderim

Kaval figan edip, söylenmeyince

Yaylanın yolları bükülür gider

O yarin hasreti belimi büker

Yürek yaralıdır, gönül ah çeker

Nazlı yardan bir haber gelmeyince

 

Yaylanın yolları taşlıdır taşlı

Yardan ayrılalı gözlerim yaşlı

Baktıkça resmine ey kara kaşlı

Gönlüm efkarlanır, seni görmeyince

 

Bir sürü eğledim yayla yolunda

Sağcılar geliyor bakraç kolunda

Gözüm yoktur benim dünya malında

Ben de insan gibi yaşamayınca

 

Kasım derki, bu yaylada eğlenmem

Gayrı ben bu yaylaya yarsiz gelmem

Bülbül gibi figan edip söylenmem

Hayli zaman yardan ayrılmayınca

 

                        23.3.1980

                        Kasım Karşı

 

 

          VEFASIZ YAR

 

Yazık oldu gençliğime, ömrüme

Ne gün görüp, ne bir murat almadım

Ben ölürsem gelmeyesin kabrime

Vefasız yar sana ben kul olmadım

 

Zalım yar, düşürdün beni dillere

Göz yaşım aktıkça, döndü sellere

Çaresiz giderim, gurbet ellere

Gelen diye sana haber salmadım

 

Kasım derki, gurbet beni öldürür

Kara kuşlar kara haber bildirir

Duyan dostlar cenazemi kaldırır

İşte gidiyorum, yar sana kalmadım

 

                        18.4.1980

                        Kasım Karşı

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

NEYİM KALDI

 

İşte geldim, gidiyorum

Dünya sende neyim kaldı

Dertlerimi yazıyorum

Felek bende neyin kaldı

 

            İstiyorsan bir canım var

            Kara toprak bana da yar

            Yaşasam da hayat çok dar

            Dünya sende neyim kaldı

 

Çektim çile ile cefa

Gördüm azap ile afa

Ben de sürmedim bir sefa

Felek bende neyin kaldı

 

            Felek beni güldürmedin

            Göz yaşımı sildirmedin

            Canımı alıp, öldürmedin

            Felek bende neyin kaldı

 

İstiyorsan, al canımı

Sızılattın her yanımı

Bir damlacık bu kanımı

Döktün artık, neyim kaldı

 

            Kasım derki, bitmez çilem

            Söylen bana, nasıl gülem

            Gönlüm hicran dolu elem

            Felek bende neyin kaldı

                        13.2.1979

                        Kasım Karşı

 

 

 

EYVAH GENÇLİĞİM

 

Geçen şu ömrüme yazık

Gençliğim boşuna geçti

Çile çeken bağrım ezik

Eyvah benim gençliğime

 

            Daha doğmadan ölmüşüm

            Ne ağlayıp, ne gülmüşüm

            Niye dünyaya gelmişim

            Yazık oldu, genç ömrüme

 

Eller gibi gülemedim

Ben murada eremedim

Doyasıya sevemedim

Yazık oldu gençliğime

 

            Kasım derki, ömrüm bitti

            Gençliğim elimden gitti

            Yaşama hakkım da yitti

            Ölüm geldi, genç ömrüme

 

                        22.10.1979

                        Kasım Karşı

 

 

SENDEN ÇEKTİĞİM

 

Zalım yar senden çektiğim yeter

Yeter zalım, yeter senden çektiğim

Sen de olasın yar benden beter

Yeter zalım yeter, senden çektiğim

 

            Alın yazım karayımış bilmedim

            El gibi ben murat alıp, gülmedim

            Vefasız yar seni delice sevdim

            Yeter zalım yeter, senden çektiğim

 

Azrail gelmiş canımı almaya

Niyetim yoktur yar, benim ölmeye

Ne deyim zalım yar bensiz gülmeye

Yeter zalım yeter, senden çektiğim

 

            Kasım derki, bu dünyada gülmedim

            Zalım yardan başkasını sevmedim

            Hala yaşıyorum, daha ölmedim

            Yeter zalım yeter, senden çektiğim

 

                                   10.5.1979

                                   Kasım Karşı

 

 

HALIM SORMADI

 

Bir vefasız kızı sevdim

Bir kez olsun, hiç halımı sormadı

Ona, seni seviyorum dedim

Benden yüzün çevirip, cevap vermedi

 

            Vardım evlerine surat asıyor

            Meğer dargın imiş, bana küsüyor

            Acı poyraz gibi deli esiyor

            Bir gün olsun, hiç halimi sormadı

 

Bahtım karayımış benim, gülemem

İstesem de göz yaşımı silemem

Yıktılar dünyamı, gayrı sevemem

Vefasız yar hiç halımı sormadı

 

            Kasım derki, sevdiğimi umutmam

            Hayal de olsa ki, ben pişman olmam

            Yine seveceğim yar, dargın da olsan

            Bir gün olsun, sen halimi sormadın

 

                        ANKARA  18.1.1979 

                                Kasım Karşı

 

 

 

NEYLEYİM...

 

Bak, köyümün dağlarına iniler

Eteğinde o yemyeşil köy ile

Sevdiğim sensiz geçmiyor bu günler

            Sensiz geçen bu günleri neyleyim

            Kader böyleyimiş, kime ne deyim

 

Sensiz bu dünyada sürmedim sefa

Çektim ömrüm boyu acı ve cefa

Olur mu insana zehirden şifa

            Sensiz geçen bu günleri neyleyim

            Kader böyleyimiş, kime ne deyim

 

Ödeğin dağları bana dar geldi

Kaldım gurbet elde hasta-perişan

Kasım derki, bu dünyada nem kaldı

            Sensiz geçen bu günleri neyleyim

            Kader böyleyimiş, kime ne deyim

 

                                   18.3.1979

                                   Kasım Karşı

 

 

 

TANIYALI KIZ SENİ

 

Sen beni sev demiyorum

Senden nefret ediyorum

Gayri seni sevmiyorum

Tanıyalı kız ben seni

 

            İlk sevdiğim insan idin

            Bana, beni sev mi dedin

            Sen benim ömrümü yedin

            Tanıyalı kız ben seni

 

Kasım derki, sevdim seni

Sen de hiç sevmedin beni

Unutmam ki, kız ben seni

Tanıyalı kız ben seni

 

            30.3.1979

            Kasım Karşı

 

 

 

E Ğ E R

 

Top saçların tutam tutam dökülsün

Al kınalı tırnakların sökülsün

Bu genç yaşta ince belin bükülsün

Benden başkasını seversen eğer

 

Ömrün boyu sürünüp de ölmeyen

Durmadan ağlayan, bensiz gülmeyen

Kurduğun yuvanda mutlu olmayan

Benden başkasını seversen eğer

 

Kusuruma bakma, sevemem seni

Dillere düşürdün hayırsız beni

Yıkılsın ki, yuvan olasın deli

BENDEN BAŞKASINI SEVERSEN EĞER

 

Kasım derki, muradına ermeyen

Güllerini tutam tutam dermeyen

Kör olsun gözlerin beni görmeyen

Benden başkasını seversen eğer

 

                        17.3.1979

                        Kasım Karşı

 

 

 

KİME NE

 

Geldim şu dünyaya yaşamak için

Halim perişandır benim kime ne

Akar göz yaşlarım, durmuyor niçin

Halim perişandır benim kime ne

            Geldim şu aleme, perişan halim

            Kimi vezir olmuş, kimisi zalim

            Kimi halk üstünde yapıyor talim

            Halk zulüm çeker bilmek kime ne

Halkın feryadına yürek dayanmaz

Kül olmuş ateş, sönünce yanmaz

Halk bu iktidara bir daha kanmaz

Döner şu düzenin çarkı kime ne

            İğneden ipliğe halk sıra bekler

            Ensesi kalın, şişko göbekler

            Halkın feryadına bir de zam ekler

            Gör halkın halini, feryat kime ne

Halk tedirgin olmuş zamdan, zulümden

Kimse korkmaz olmuş kanlı ölümden

Bir halk uyanıyor, dönmez yolundan

Sor halkın halini, isyan kime ne

            Özgür düşünceye zincir vurulmaz

            Kanlı zalimlerden hesap sorulmaz

            Doğru yola giden yolcu yorulmaz

            O yollardan kimler geçti kime ne

Karşı KASIM  çok söyleme duyarlar

Doğru söyleyeni yurttan kovarlar

Cahil kalmış halkı baştan savarlar

Kimi yapar, kimi yıkar, kime ne...

                        20.4.1979

                        Kasım Karşı

 

 

 

PERİŞAN

 

Fakirlik düşürdü beni gurbete

Sıladan ayrılalı halım perişan

Ne evim var, ne işim var bu yerde

Gurbette durdukça halim perişan

 

Gülmüyor yüzüm, akar göz yaşım

Dermansız dertlerle belalı başım

Ne dostum soruyor, ne de sırdaşım

Gerçeği anlatan dilim perişan

 

Benzim sararıp, gül gibi soldu

Şu garip gönlüm, acıyla doldu

Dertlerim serimden eksilmez oldu

Benim bu ellerde, halim perişan

 

Kasım derki, kader beni izliyor

Sinem yaralıdır, kalbim sızlıyor

Sırdaşım düzensiz yolum gözlüyor

Teller düzen tutmaz, sazım perişan

                        23.1.1979

                        Kasım Karşı

 

 

BİN DEFA

Cahil iken neler geldi başıma

Ölmediğime pişmanım ben bin defa

Hasta ettiler, değmez iken yaşıma

Ölür diye ağlamışlar bin defa

 

Küçük yaşta köyde hasta olmuşum

Ben de gül gibi sararıp, solmuşum

Dertsiz, dermansız sürünüp kalmışım

Bir dirilip, bir ölmüşüm bin defa

 

            Dertsiz dermansız sürünüp kalmışım

            Bir dirilip, bir ölmüşüm bin defa

 

Nüfus kütüğüne kayıt etmemişler

Kurtulmaz bu hezen kurdu demişler

Dört yılımı acı acı yemişler

Ölmediğime pişmanım ben bin defa

            Yıllarca bana acı çektirmişler

            Bir dirilip, bir ölmüşüm bin defa

 

Kasım derki, ne olacak bu halım

Bu hastalık yüzünden yanıyor canım

Düşman olmuş bana en yakın kanım

Ölmediğime pişmanım ben bin defa

                        7.2.1978

                        Kasım Karşı

 

 

N E   A C I

 

Yine hüzünlendi bu garip gönlüm

Dostlar selam vermez, hayat ne acı

Tutmuyor ellerim, kurudu dilim

Eller kalem tutmaz, yazmak ne acı

 

Yazarım, söylerim derdim tükenmez

Hayatım boyunca bu çile bitmez

Benim derdim her gün artar eksilmez

Sinem yaralıdır, sevmek ne acı

 

Deli gönlüm, yaslı gibi hiç gülmez

Düşenin dünyada bir dostu olmaz

Kasım’ın derdini hiç kimse bilmez

Ağlıyor gözlerim, gülmek ne acı

 

                        25.10.1978

                        Kasım Karşı

 

 

 

BEKLER DURURUM

 

Hastalansam, dostlar gelmez yanıma

Gül olsam da, bülbül konmaz dalıma

Zalım tabip, bakmaz oldu halıma

Gözlerim yollarda bekler dururum

 

Akar gözüm yaşı sele dönerse

Bu dert beni gayrı verem ederse

Yürek yaralanmış, acı çekerse

Derman diye ben de bekler dururum

 

Karşı’yım ben dolan ile yalana

Sözlerimden acı bir ders alana

Toplumun dilinde gezip kalana

Yazıktır diyerek bekler dururum

8.11.1978

                        Kasım Karşı

 

 

 

                   

 

AH ÇEKER

 

Gençliğimde aşk dumanı başımda

Sarhoş gibi kalbim yine ah çeker

Şu dünyada, bu gencecik yaşımda

Sinem yaralıdır, gönlüm ah çeker

 

Dostlarım benden kesti selamı

Verdim cevabını, aldım kelamı

Aşk derdiyle buldum yine belamı

Ağladıkça gözler yine ah çeker

 

Ölenece ben bu derdi çekerim

Ah ettikçe göz yaşımı dökerim

Garip bülbül gibi figan ederim

Dişlerimi sıktıkça dilim ah çeker

 

Karşı Kasım senin yüzün gülmez mi

Yeter artık, göz yaşların dinmez mi

Dost olanlar, dostluğu hiç bilmez mi

Gülünden ayrılan bülbül ah çeker

 

                        10.11.1978

                        Kasım Karşı

 

 

 

BAHTIM BENİM

 

Zalım yar, sana bağlandım kaldım

Olmaz olayıdı sende, ahtım benim

Haylı zaman sonra havamı aldım

Zamansız açılmış bahtım benim

 

Aşık oldum senin güzel yüzüne

Nasıl da inandım tatlı sözüne

Belki de aldandım kara gözüne

Seni hep sevmekti ahtım benim

 

Derde düştüm, verem sardı içimi

Bu dert değiştirdi rengi biçimi

Söylen dostlar ben de bilem suçumu

Meğer karayımış bahtım benim

 

Sinem yaralıdır, kalbim hastadır

Yardan ayrılalı gönlüm yastadır

Kasım derki, engin gönül ustadır

Gönül almak olsun ahtım benim

 

                        8.1.1978

                        Kasım Karşı

 

 

 

GÜLEMEM Kİ...

 

Felek bana gülme demiş

Ben de gayrı gülemem ki

Göz yaşını silme demiş

Mendil verme, silemem ki

 

            Felek beni güldürmüyor

            Göz yaşımı sildirmiyor

            Canımı alıp, öldürmüyor

            Kader mi bu, ölemem ki

 

Kadere boyun eğmişim

Ne sızlanıp, ne yılmışım

Yaşasam da, ben ölmüşüm

Ben Kasım’ım, gülemem ki

 

            13.2.1978

            Kasım Karşı

 

ARA Kİ BULASIN

 

Sana ola, senden bilen

Ara ki bulasın beni

Gül gibi sararıp solan

Ara ki bulasın beni...

 

            Aşk dediğin bir gün biter

            Benim derdim bana yeter

            Sen de olan benden beter

            Ara ki bulasın beni...

 

Bazı ağlarım, bazı güler

Ayrılık bağrımı deler

Bu garip ölümü diler

Ara ki bulasın beni...

 

            Kasım derki, gülmeyesin

            Hep sürünüp, ölmeyesin

            Mezarıma gelmeyesin

            Ara ki bulasın beni...

 

                        29.12.1978

                        Kasım Karşı

 

 

 

BULAMADIM

 

Dünya bana zindan olmuş

Ben murada eremedim

Çiçekleri, gülü solmuş

Güllerini deremedim

 

            Yalan dünya böyle gider

            Aşıkları garip eder

            Sevenleri basar keder

            Yare bir gül veremedim

 

Vardım yarin bahçesine girmeye

Demet demet güllerini dermeye

Yarin ahvalını görüp sormaya

Cesaret edip, ben soramadım

 

            Yıktılar benim garip dünyamı

            Yalan da olsa, dostlarım hanı

            Keşke alsalar da verem bu canı

            Sözüne sadık dost bulamadım

 

Kasım derki, yaralarım sızlıyor

O yar benden haber, mektup gözlüyor

Ben o yarı, o yar beni özlüyor

Sevdiğimin kadrini ben bilemedim.

 

 

 

 

SENİN YÜZÜNDEN 

 

Geldim bu dünyaya, boşu boşuna

Avu da kattı yar benim aşıma

Zalım yar, bakmadın gözüm yaşına

Dillere düştüm ben, senin yüzünden

 

            Ne söylesem bana cevap vermedin

            Derdin ne desem, sana ne dedin

            Yedin ömrümü, zalım yar yedin

            Dertlere düştüm ben senin yüzünden

 

Kefçi oldum, sarhoş oldum, içerim

Kader böyleyimiş, kime ne deyim

Hiç mi gülmeyecek, bahtsız kaderim

Dillere düştüm ben, senin yüzünden

 

            Hasta oldum, yataklara düştüm ben

            Çaresiz dertlere düşürdün, beni sen

            Ölsem de gam yemem, sevdim seni ben

            Dertlere düştüm ben, senin yüzünden

 

Seni sevdim, sana saygı duyarak

Senin yolunda yar ben sana uyarak

Kasım derki, sen kalbimi kırarak

Küskünüm hayata senin yüzünden

 

            Kasım derki sen kalbimi kırarak

            Küskünüm hayata yar senin yüzünden

 

                                   18.3.1978

                                   Kasım Karşı

 

 

 

AYRILSAKTA SEVECEĞİM

             “Karşılıklı...”

 

OĞLAN :        Gurbete düştüm ben de el gibi

                        Döküldü göz yaşım, aktı sel gibi

                        Geçti şu gurbette ömrüm yel gibi

                        Kalbin feryadıyla kız sevdim seni

 

KIZ        :        Yandım ben bu aşkın közünden

                        Bıktım el-alemin acı sözünden

                        Aşık olan belli olur özünden

                        Seviyorsan, unut artık sen beni

 

OĞLAN :        Küçük yaştan beri seni severim

                        Senden ayrılırsam, gülmez kaderim

                        Sensiz dünya malını ben niderim

                        Tüm benliğimle kız kevdim seni

 

KIZ        :        Sevip sevmediğin ne fark eder

                        Çektim ömrüm boyu acı ve keder

                        Bu aşkın macerası da bir gün biter

                        Seviyorsan unut artık sen beni

 

OĞLAN :        Yıllarca seni sevdim, bıkmadan

                        Doyamadım, gül yüzüne bakmadan

                        Ayrılalım, sevdan beni yakmadan

                        Ölesiye inan sevdim kız seni

 

KIZ        :        Tutuldum, çaresiz kara sevdaya

                        Şikayetim vardır, yüce mevlaya

                        Umutsuz aşka düşmem bir daha

                        Seviyorsan, unut artık sen beni

 

OĞLAN :        Seni sevmek bana umut veriyor

                        Ömrüm tükendikçe bitip eriyor

                        Nefret dolu gözler yine seviyor

                        Dargın olsak yine sevdim kız seni

 

KIZ        :        Nefret etsek, dargın olsak sevmişiz

                        Yaşam boyu acı, elem çekmişiz

                        Ayrılık şerbetini biz içmişiz

                        Seviyorsan unut artık sen beni

 

 OĞLAN :       Yıllarca sevdim, pişman değilim

                        Seni unutamam, canım sevgilim

                        Ayrılık olsa da meri kekliğim

                        Pişman olmaksızın kız sevdim seni

 

KIZ        :        Umutsuz aşkla sevmek ne acı

                        Sen bana gardaş ol, ben sana bacı


 

                  Çaresiz bu derdin yoktur ilacı

                  Seviyorsan, unut artık sen beni

 

OĞLAN : Seni unutmak kolay mı sandın

                  Kasım der, senin özüne kantım

                  İnan ki kalbimde sana yer koydum

                  Ayrılsak ta seveceğim ben seni

 

KIZ        :  Umudum, ışığım sen idin benim

                  Yolumuz ayrıdır, arkadaş bizim

                  Unutma sevdiğim, gerçektir sözüm

                  Seviyorsan, unut artık sen beni...

 

                          ANKARA  18.11.1978

                                 Kasım Karşı

 

SEVİYORUM

 

Bir güzele aşık oldum

Deli gibi seviyorum

Onun aşkı ile soldum

Deli gibi seviyorum

 

            Bir zamanlar konuştuk

            Dargın idik, barıştık

            Sevenlere karıştık

            Deli gibi seviyorum

 

Karşı KASIM, sevmek hoştur

Seviyorum diye koş-dur

Rüya aleminde hayal boştur

Deli gibi seviyorum

 

            Rüya aleminde hayal boştur

            Ben de hayalimde seviyorum

 

                        6.11.1977

                        Kasım Karşı

 

KÖYÜM BENİM MEKANIMDIR

                 MEKANIM

 

Divriği’ye giderim, yolum yokuştur

Kara tren beni köye kavuştur

Beni bu ellerden gayrı savuştur

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

Kuşları var, cıvıl cıvıl ötüşür

Çiçekleri çeşit çeşit kokuşur

Dağları var birbirine bakışır

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

Kimsem yoktur, şu Ödeğin içinde

Kalmamıştır gayrı köyde geçimde

Soğuk suyu, çağlar ağlar biçimde

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

Evleri var, farelere yurt olmuş

Bahçesi var gülleriyle hep solmuş

Kasım’ın gözleri yaş ile dolmuş

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

                        2.12.1977

                        Kasım Karşı

 

 

BUNDAN SONRA

 

Gel halimden anla noğlur

Kaçma benden bundan sonra

Bir kez olsun dinle noğlur

Kaçma benden bundan sonra

 

            Ağlarım yar halim bilmez

            Akar göz yaşlarım durmaz

            O yar gelip halim sormaz

            Gel halimden anla noğlur

 

Bir ah çektim, kalp yaralı

Senelerdir beni yar soralı

Dertlerim serimde sıralı

Bir kez olsun dinle noğlur

 

            Karşı’yım ben, aşkı bilmem

            Bahtım kara, gayrı gülmem

            Acı çeksem yine ölmem

            Kaçma benden bundan sonra

                        26.10.1977

                        Kasım Karşı

 

 

ZALIM ANKARA

 

Gurbet dedik, düştük senin yoluna

Bak, şu gencin ömrü gitmiş halına

Fakirlik tak-etmiş, bu genç canıma

Tükettin ömrümü, zalım Ankara

 

Çektin köylüleri aldın yollara

Hepsini düşürdün gurbet ellere

Cennet gurbet diye düştün dillere

Yıktın yuvamızı, zalım Ankara

 

Kasım derki, gurbet bana dar imiş

Gurbet elde yanlızlık ta zor imiş

Benim gibi nice garipler de var imiş

Halimiz perişan, zalım Ankara

 

                        12.10.1976

                        Kasım Karşı

 

 

DUMANLI DAĞLAR

 

Yüce dağ başını kör duman basar

Karı hiç eksik olmayan dumanlı dağlar

Bahar geldi diye, sürü yaylaya çıkar

Yaylasız kalmayan dumanlı dağlar

 

            Kuzuları çoraklanır teştlerde

            Hep üst üste gelir, bugün işler de

            Bahar yağmurları yağmaya başlar da

            Tüm tüm tüter otun dumanlı dağlar

 

Dumanı eksik olmaz, bu yüce dağın

Eteğinde kurulan yemyeşil bağın

Yaylacı senin bu güzel yağın

Çıkarılmış otundan dumanlı dağlar

 

            Öğlen olup, kuşluk vakti olunca

            Bölük bölük sürüleri gelince

            Keyfeni de süt küleğini alınca

            Ne hoş olur sütün dumanlı dağlar

 

Kasım derki, ne dumanlı başın var

Eksilmez mi, essiğinde yatan kar

Ne tez geçti gönlündeki ilkbahar

Neşesi yasa dönen dumanlı dağlar

 

                        14.5.1976

                        Kasım Karşı

 

 

YARALIYIM BEN

 

Gamlı, yaslı gezer oldum sevdiğim

Tatlı candan bezer oldum sevdiğim

Hasretinden verem oldum sevdiğim

Yas çeker ağlarım, yaralıyım ben

 

Bu dert beni çaresizce öldürür

            Acı sözle, dostlar beni güldürür

            Halimden anlıyan acımı dindirir

Yas çeker ağlarım, yaralıyım ben

 

Zalım felek her insanı güldürmez

Çaresiz dertlere düşürüp öldürmez

Feryat etsen göz yaşını sildirmez

Yas çeker ağlarım, yaralıyım ben

 

            Her derdin bir çaresi olur mu

            Her dertli de dermanını bulur mu

            Dermanlı derdin benzi solur mu

            Yas çeker ağlarım, yaralıyım ben

 

Gözlerimden akar kanlı yaşlarım

Üzüntüden hep dökülür saçlarım

Bırakıp gitti beni, iyi gün dostlarım

Yas çeker ağlarım, yaralıyım ben

 

            Kasım derki, bu dert beni öldürür

            Zalım felek, ya ağlatır yada güldürür

            Kimine dert verip benzin soldurur

            Yas çeker ağlarım, yaralıyım ben

 

                                   25.5.1976

                                   Kasım Karşı

 

 

YARALARIM SIZILAR

 

Gurbete geldim, ağır hastayım

Doktora gittim, gamlı yastayım

Doktor dedi ben burada ustayım

Yaralarım göz göz oldu sızılar

 

Yaremden sızı ile kan akar

Hastanın çoğu da hep bana bakar

Doktor da beni fiziğe sokar

Yaralarım göz göz oldu sızılar

 

Aman doktor bu derdime bir çare

Azmış yaralarım hep pare pare

Yüreğimi sarmış derin bir yare

Yaralarım göz göz oldu sızılar

 

Çaresiz bir derde düştüm niderim

Garip bülbül gibi figan ederim

Bu dert ile bir gün ölür giderim

Yaralarım göz göz oldu sızılar

 

Kaşlarım yay oldu, kipriğim oktur

Kasım der, halim nice olur doktor

Doktor der, derdinin dermanı yoktur

Yaralarım göz göz oldu sızılar

 

UMUTSUZ YAŞAMAK ÖLÜMDEN BETER

Ölmeye razıyım, çektiğim yeter

Sinemi sarmış gam ile keder

Yaralarım göz göz oldu sızılar

 

                        8.7.1976

                        Kasım Karşı

 

 

 

OF ÇETİKÇE

 

Of çektikçe kara bağrım delinir

Gözlerim yaşlıdır, silemem ben

Ağlar gezerim, sevgim silinir

Acılar içinde sevemem ben

 

            Yarim sılada sızılar durur

            Gözleri yaşlıdır, gidemem ben

            Giden yolculardan yar beni sorur

            Bu halimle haber salamam ben

 

Gurbet benim kara bağrım yaktıkça

Acılar içinde duramam ben

Cansız hayaliyle bana baktıkça

Humar gözlerine bakamam ben

 

            Hayali benim sinemi dağlar

            Tatlı yüzlerini göremem ben

            Rüyamda baktıkça hayali ağlar

            Canlı mı, cansız mı bilemem ben

 

Kasım derki, genç ömrümü tükettim

Halim perişandır, gülemem ben

Bütün ahvalımı sılaya ilettin

Gayrı o sılaya dönemem ben

 

                        26.10.1976

                        Kasım Karşı

 

 

FELEK İLE

 

Düştüm gurbet ele, sıladan ayrı

Zalım felek ile vurdu el bana

Usandım bu candan, gülemem gayrı

Zalım felek ile vurdu dil bana

 

Gurbete düştüm öksüz olarak

Yıllardır sılaya hasret kalarak

Şu fani dünyada dalsız olarak

Zalım felek ile vurdu, dal bana

 

Gurbet elde acı çeker dururum

Bu dertle ergeç yare varırım

Benim yarim toprak, orda kalırım

Zalım felek ile vurdu yar bana

 

Bu dünya bana zındandır artık

Tükenmiş ömrüm, topraktır yırtık

Alırsa toprak beni, üzerim örtük

Zalım felek ile vurdu zar bana

 

Kasım derki, bu dert beni öldürür

Zalım felek kimini güldürür

Kimine dert verip benzin soldurur

Zalım felek ile vurdu yar bana

 

                        20.8.1976

                        Kasım Karşı           

  

 

                        --  S O N  --

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

   (*) Kasım Karşı’nın Şiirleri Halil Karşı tarafından bilgisayara aktarılmıştır.


 

 
 E-mail: yonetim@odek-koyu.com
 Bu sayfanın son güncelleme tarihi: 28-02-2012

 bottom