Odek Koyu Internet Sitesi
Ödek İnternet Sitesi
|
E-mail:
mailadmin@odek-koyu.com
Copyright
©
Her Hakkı Saklıdır. İzinle sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir.
Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına
aittir.
|

KAMU YÖNETİMİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
TEMEL KANUN TASARISI HAKKINDA
GÖRÜŞLER
NELER YAPILABİLİR?
ÇIKIŞ NOKTASI:
Son günlerde TBMM’ne sunulan ve 15
maddesi görüşülerek kabul edilen “Kamunun Yeniden Yapılandırılmasına Dair Temel
Kanun Tasarısı”, günümüzde neo-liberal devlet reformu niteliğindedir.
Türkiye’nin gündemine getirilen bu
tasarı; Dünya Bankası, OECD, Avrupa Birliği orijinli yeniden yapılanma
süreçlerinin Türkiye'deki bir versiyonudur.
Yeniden yapılanma ihtiyacı,
uluslararası sermayenin içine düştüğü bunalımdan çıkış yolu bulma çabasıdır. Bu
bunalımın iki önemli ayağı vardır:
1.
Ürünlerine dünyada Pazar bulmak (tüketim) amaçlı,
2.
Dünyadaki ekonomik değerleri, kaynakları uluslar arası sermayenin
kullanımına sunmak (yeni üretim) amaçlı.
Siyasal liberalizm uluslar arası
alanda örgütlense de (Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, v.b.) demokrasi
hedeflerine ulaşabilmiş değildir. Yurttaşlarına dev ilerlemeler sağladıkları
halde, sorunlarını çözemediği gibi sorunlu demokrasi değil, bunalımlı
demokrasi yapısıyla karşımıza çıkmıştır.
20. Yüzyılda sosyalist düşünce
hareketinin de etkisiyle klasik kimliğinden çıkabilmiş ve sosyal
demokrasi kimliğine bürünmüştür. Ancak, Rusya'nın çöküşünden sonra liberalizm
bu kimliğini bir kenara koymuştur. Üretim mekanizmasını kökünden değiştirerek
zenginliklerini arttırmış, tüketim düzeyini yükseltmiş, milyonlarca insanını
yokluğun, cehaletin, hastalığın pençesinden kurtarmıştır. Adeta çağ atlatmıştır.
Ancak, madalyonun bir de diğer tarafına bakmak lazım. Acaba, özgürlük, eşitlik,
adalet, v.b. demokrasinin olmazsa olmazları, paralel bir hızda kalkınmaya tanık
olmuş mudur?
Bu sorunun cevabı “hayır”dır. Çünkü sosyal sınıflar, kalkınmanın ürünlerini
eşit bir biçimde alamamışlar ve bir kenara itilmişlerdir. Paranın ya da belli
bir sınıfın ayrıcalığına, peşin yargılara, grupların bencilliğine ve
düşüncelerin katılığına çarpılmışlardır.
Refah ve güç demokratik yaşamın
serpilip gelişmesine yarayabildi ama, özgürlük, eşitlik, adalet, kardeşlik,
paylaşım, demokrasiyi ağır biçimde yaralamıştır.
IMF’ nin bu süreçteki rolü, borç
para vererek ülkeleri vesayet altına almak ve kamu harcamalarının kısılması
baskısı olarak kendini göstermek olmuştur. Ülkenin ekonomisini düze çıkartmak
çabaları altında kendi politikalarını sindire sindire kamuoyuna vermekte ve
kabul ettirmek istemektedir.
Yeni sağın regülasyon-deregülesyon
kavramlarının arkasından gelen iktidarı yeniden yapılandırmayı amaçlayan bu
hareket, “yönetişim” kavramı, “kapitalizm için iyi yönetim”
bağlamında, kamu yönetimi reformunun felsefesini çizen temel kavramlar olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Bu tasarı felsefesini ve temel
ilkelerini Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü orijinli küreselleşme,
özelleştirme, yerelleştirme politikalarından almıştır.
Tasarıyla kamu hizmetlerinin
ulusal merkezi yönetim ve siyasetten koparılıp küresel piyasaya
bağlanması(açılması), kamu hizmet alanının daraltılması,dolayısıyla kamu
iktidarının siyasal ve yönetsel düzeyde sermayeye devredilmesinin altyapısı
oluşturulmaktadır.
Bu tasarı, ekonomiyi yönet,
insanları da yönetmiş olursun ilkesine dayanmaktadır. Ekonomik değerlerin önemi,
insani değerlerin önüne geçmiştir. “İnsanlar parası kadar önemlidirler.”,
sözünün milenyum yılına uyarlanmış farklı bir ifadesidir.
Kamu Yönetimi Temel Kanunu
Tasarısı dünyada yaşanan gelişmeler ve çeşitli ülkelerde yaşanan tecrübeler
ışığında ülkemizi 21. yüzyıla hazırlamaya yönelik, yeni bir yönetim zihniyetine
ve yapısına kavuşturmak amacıyla hazırlanmış ABD, Kanada, İngiltere, Fransa,
Almanya gibi nadir ülkelerdeki uygulamaların küçük bir örneğidir.
GETİRDİĞİ DÜZENLEMELER:
Bu yeni zihniyetin gereği olarak
gelecek yönelimli ve katılımcı bir anlayış içinde “stratejik yönetim”
yaklaşımına geçilmektedir.
¨
Merkezi yönetim
yerine yerinden yönetim ilkesi geçerli,
¨
Esnek ve yatay
organizasyon yapıların esas alınması,
¨
Gereksiz hizmetlerin
tasfiyesi, hizmet satın alınması,
¨
Katılımcı ve
paylaşımcı bir anlayış,
¨
Aktif olma ve
gelecek yönelimli bir bakışı,
esas almıştır.
Bu anlayış içinde, 21. yüzyılda
kamu yönetiminde hizmetlerin;
¨
Şeffaf ,
¨
Düşük maliyetli,
¨
Etkili,
¨
Verimli,
¨
Yerinde,
¨
Adil,
¨
Süratli,
¨
İnsan haklarına
saygılı,
¨
Belirsizliği ve
ayrımcılığı azaltacak şekilde hukuka dayanmak,
¨
Kaliteli,
Olarak insanlara (ancak parası olana) sunumu amaçlanmaktadır.
Nisan 2003 ayında Bakanlar Kurulu
gündemine getirilip görüşülen ve 2003 Aralık sonlarında TBMM’ne sunularak
görüşülmesine başlanılan “Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı” dört kısıma” ve
yedi ana bölüm, 50 ana madde, 9 geçici madde, 2 cetvel içermektedir.
Tasarıyı
genel olarak değerlendirirsek:
I.KISIM
Kamu Yönetiminin Amaç İlke ve
Görevleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç Kapsam Tanımlar Temel
İlkeler(1.-5. Maddeler)
İKİNCİ BÖLÜM
Merkezi ve Yerel İdareler Görev
Yetki ve sorumluluklar
(6.-11.Maddeler)
II. KISIM
Bakanlıklar ve Bağlı İlgili
Kuruluşlar Teşkilatlanması
Esas ve Usulleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Bakanlıklar ve Bağlı İlgili
Kuruluşların Teşkilatlanması
(12.-29.Maddeler)
İKİNCİ BÖLÜM
Danışma Birimleri Görev ve
Yetkileri(30.-33. Maddeler)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yardımcı Hizmet Birimleri Görev ve
Yetkileri(34.-37. Maddeler)
III. KISIM
Kamu Yönetiminde Denetim(38.-42.
Maddeler)
IV. KISIM
Çeşitli ve Geçici Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler(43.-49. Maddeler)
İKİNCİ BÖLÜM
Geçici ve Son Hükümler(Geçici
1.-9. Maddeler)
Tasarıda, “Kamu kurum ve
kuruluşları, işletme kuramaz, mal ve hizmet üretimi yapamaz, bu amaçla personel,
bina, araç, gereç ve kaynak tahsis edemez. (Madde 5/l.) denilerek
“Sosyal devlet” yerine “düzenleyici devlet” yapısı
amaçlanmaktadır
Tasarı, ülkenin kalkınması,
kamusal hizmetlerden yurttaşların fırsat eşitliği içinde yararlanmasını
amaçlamamıştır. “sosyal devlet” yerine “düzenleyici devlet” hedeflenmiş,
kamu yönetiminin varlığı yurttaşlara değil, sermaye aktörlerine
dayandırılmıştır.
Kamu hizmetleri piyasa ilkelerine
göre verilecektir.
Böylece, Kamu hizmetlerinin
sunulmasında hizmetten yararlananların ihtiyacına odaklanmak esas alınmaktadır.
“Vatandaş-Devlet” kavramı yerini, “müşteri-devlet” ilişkisine bırakmıştır.
Devletin sosyal görevi diye bir şey kalmamıştır. Tüm vatandaşlar ve ülkemize
gelen yabancılar müşteri statüsünde olacaklardır. Müşteri odaklı politikalar ve
müşteri memnuniyeti esas alınmıştır.
“Kimsesizlerin kimsesi” diye
Atatürk tarafından tanımlanan “Cumhuriyet”, Kimsesizlere ve yardıma muhtaç
olanlara artık sahip çıkamayacak. Bu tür kurumlar kapatılacak. İşletmeler
özelleştirilecek. Parası ve geliri olanlar, parası kadar hizmeti alacaklardır.
Kamu hizmetlerinden yararlanmada
herkes eşittir denilmektedir. Ama bu eşitlik, sosyal bir amaca dönük
fırsat eşitliği değildir.
Bu madde ile kamu hizmeti
alanı, piyasa lehine daraltılmaktadır. Kamu tarafından verilen
hizmetlerin bedelsiz veya sübvansiyonlu sunumu mümkün olmayacaktır.
Önümüzdeki
dönemde devlet hastaneleri, okullar, belediye su hizmetleri gibi temel
hizmetlerin tasfiye edilmesinin önü açılacaktır.
Bu hükümle tasarı, GATS gibi
anlaşmalara uygun davranarak, temel hizmetlerin özelleştirilmesinin yolu
açılmakta, hizmetleri, yabancı sermayeye açık Pazar haline getirmektedir.
Yabancı sermayenin yapılandırmasında asıl gaye herhalde bu olmalı!
Tasarı Merkezi-Yerel Yönetim
Görevler Ayrılığını ve İlişkilerini Yeniden düzenlenmektedir.
-
Bakanlıklar;
-
a) taşra teşkilatı kuracaklar,
1.
Adalet Bakanlığı,
2.
Milli Savunma Bakanlığı,
3.
İçişleri Bakanlığı,
4.
Dışişleri
Bakanlığı,
5.
Maliye Bakanlığı,
6.
Milli Eğitim Bakanlığı,
7.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı,
8.
Sağlık Bakanlığı,
9.
Ulaştırma Bakanlığı,
10.
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı,
11.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,
12.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı,
13.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
14.
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
15.
Çevre ve Orman Bakanlığı.
-
b) taşrada örgütlenmeyecekler bakanlıklar:
1.
Dışişleri Bakanlığı,
2.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı,
3.
Sağlık Bakanlığı,
4.
Ulaştırma Bakanlığı,
5.
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı,
6.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı,
7.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
8.
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
-
İlgili kuruluşlar:
-
a) taşrada örgütlenecek olan bağlı kuruluşlar,
-
b) taşrada örgütlenemeyecek olan ve genel olarak KİT’leri içeren ilgili
kuruluşlar,
-
c) üst kurulları toplayan bir kavram olarak “ilişkili kuruluşlar”
kurabileceklerdir.
- Tasarı merkezi yönetim-yerel
yönetim ilişkilerinde “idari vesayet” yerine “performans denetimi”
ilkesini getirmektedir.
- Yerel yönetimlerin mali denetimi
özel şirketlere devredilebilecektir.
- Tasarıyla bu denetimin İçişleri
Bakanlığının kendi denetim elemanlarınca yapılabileceği gibi, denetim
şirketlerine veya mali müşavirlere yaptırabileceği hükmü getirilmektedir.
- Üst düzey yöneticilerden
müsteşar, başkan, genel müdürlerin görev süresi hükümetin görev süresi ile
sınırlanmaktadır. Bu hükümle bürokrasinin yönetici kadroları
siyasallaştırılmaktadır.
- Sistem il ve bölge özelinde
yeniden yapılandırılmakta, il özel idarelerinin yetki ve görev alanı
genişletilmektedir.
Tasarıda, merkez ve taşra
teşkilatlarında “ilgili kuruluşlar”, “ilişkili kuruluşlar” ve “strateji
geliştirme başkanlığı” adıyla yeni birimler oluşturulmaktadır. (Madde
25-26-27)
Madde 30’da Strateji Geliştirme Başkanlığı aşağıdaki görevleri yapar
denilmektedir:
a) Ulusal kalkınma strateji ve
politikaları, yıllık program ve hükümet programı çerçevesinde bakanlığın orta ve
uzun vadeli strateji ve politikalarını belirlemek,
b) Performans ve kalite ölçütleri
geliştirmek.
c) Bakanlık bütçesini stratejik
plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak;
d) Bakanlığın yönetimi ile
hizmetlerin geliştirilmesi ve performansla ilgili bilgi ve verileri toplamak,
analiz etmek, yorumlamak ve yıllık faaliyet raporlarını hazırlamak,
e) Üst yönetimin etkililiğini ve
verimliliğini artırmak.
f) Bakanlığın görev alanına giren
konularda, hizmetleri etkileyecek dış faktörleri incelemek, kurum içi kapasite
araştırması yapmak, hizmetlerin etkililiğini ve tatmin düzeyini analiz etmek ve
genel araştırmalar yapmak,
g) Yönetim bilgi sistemlerine
ilişkin hizmetleri yerine getirmek,
Strateji Geliştirme Başkanlığında,
il kamu ve yerel yöneticileriyle sermaye örgütlerinin temsilcilerinden oluşan
bir yapı öngörülmüş, demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve meslek odalarına
ise yılda bir defa danışılması öngörülmüştür. Ancak kapanın elinde kalacak olan
devletin organları, kendine yakın bulduğu uydu sivil toplum kuruluşları ile
temas kuracak veya bu yolda kuruluşlar oluşturacaktır. Ciddi anlamda Sivil
toplum örgütleri devre dışı kalacaktır.
Geçici maddeyle getirilen
düzenlemelerle Yerel Yönetimlere devredilecekler olanlar şunlardır:
a) Sağlık Bakanlığı taşra
teşkilatının görev ve yetkileri, eğitim hastaneleri hariç, sağlık evi, sağlık
ocağı, sağlık merkezi, dispanser ile hastaneler il özel idarelerine,
b) Kültür ve Turizm Bakanlığı
taşra teşkilatının görev ve yetkileri, ulusal nitelik taşımayan kütüphane ve
müzeler ile halk kütüphaneleri, kültür merkezleri belediye sınırları içinde
belediyelere, belediye sınırları dışında il özel idarelerine, ören yerleri ise
il özel idarelerine,
c) Çevre ve Orman Bakanlığı taşra
teşkilatının görev ve yetkileri ile fidanlıklar, piknik yerleri, dinlenme ve
benzeri tesisler belediyelere; belediye sınırları dışında bulunan bu gibi tesis
ve yerler ile milli parklar il özel idarelerine,
d) Tarım ve Köy işleri Bakanlığı
taşra teşkilatının görev ve yetkileri, ulusal veya bölgesel düzeyde faaliyet
gösteren araştırma enstitüleri ve laboratuarlar hariç enstitü ve
laboratuarları ile üretme istasyonları il özel idarelerine,
e) Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü taşra teşkilatının görev ve yetkileri ile
huzurevi, çocuk yuvası, kreş gibi tesisler belediyelere, belediye sınırları
dışında il özel idarelerine,
f) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
taşra teşkilatının görev ve yetkileri ile spor sahaları, spor salonları,
stadyumlar ve diğer spor tesisleri belediyelere, belediye sınırları dışında il
özel idarelerine,
g) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı taşra teşkilatı il özel idarelerine,
devredilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı dışındaki
bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı sağlık, tarım, adalet, tapu
kadastro ve Anadolu meteoroloji meslek liseleri Milli Eğitim Bakanlığına
devredilmiştir.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
görev ve yetkileri; İstanbul dışında il özel idarelerine; İstanbul ilinde ise bu
hizmetleri il hudutları dahilinde yapmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesine
devredilmiştir.
Yüksek Denetleme Kurulu Sayıştay'a
devredilmiştir.
Bazı
kuruluşların özelleştirilmesi veya kapatılması ya da kaldırılması düşünülmüş.
Bunlar:
Savunma Sekreterlikleri, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu
kaldırılmıştır.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır.
Dışişleri Bakanlığı ile Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi
Başkanlığı hariç bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı
teşkilatı kaldırılmış ve yurtdışı kadroları iptal edilmiştir.
Ancak, bunlardan bazıları Anayasa Değişikliği Öngörmektedir.
1)
Milli Eğitim:
Tasarıda,
“milli eğitimde öğretim birliğini sağlama, müfredatı belirleme ve geliştirme
hizmetleri ile yükseköğretim, ulusal düzeyde bilim ve teknolojinin
geliştirilmesi, ulusal ve uluslar arası düzeyde gençlik ve spor organizasyonu
hizmetleri” merkezi yönetimin görev ve hizmetidir. Anayasa hükmü madde 42/3,5,6.
fıkraları .
Burada
getirilen değişiklikle: Anayasada şu anda mevcut olan “kimse, eğitim ve
öğretim hakkından yoksun bırakılamaz”, “ilköğretim, kız ve erkek bütün
vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır”, “Devlet,
maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri
amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet durumları
sebebi ile özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri
alır.” ,“Eğitim ve Öğretim Atatürk ilke ve inkılapları
doğrultusunda,...yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri
açılamaz.” hükümleri kaldırılmış olmaktadır.
2)
Ormanlar:
Tasarıda Çevre ve Orman Bakanlığı
taşra teşkilatının görev ve yetkileri ile fidanlıklar, piknik yerleri, dinlenme
ve benzeri tesisler belediyelere; belediye sınırları dışında bulunan bu gibi
tesis ve yerler ile milli parklar il özel idarelerine bırakılmıştır.
Bu değişiklikle Anayasanın
169.maddesindeki “... Devletin ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet
ormanları kanuna göre, devletçe yönetilir ve işletilir...” gibi hükümler
kaldırılarak ormanların özel kişi ve kuruluşlara devrinin, talanının önü
açılmaktadır.
3)
Tarım:
Tasarıyla Tarım ve
Köy işleri Bakanlığı taşra teşkilatının görev ve yetkileri, ulusal veya bölgesel
düzeyde faaliyet gösteren araştırma enstitüleri ve laboratuarlar hariç enstitü
ve laboratuarları ile üretme istasyonları il özel idarelerine bırakılmaktadır.
Tarımla ilgili görevler merkezi
yönetimin görevleri arasından çıkarılmaktadır. Anayasanın 45.maddesine göre bu
görevler merkezi yönetimin görevlerindendir.
4)
Kültür, Tarih ve Tabiat
Varlıkları:
Tasarıda, Kültür ve Turizm
Bakanlığı taşra teşkilatının görev ve yetkileri, ulusal nitelik taşımayan
kütüphane ve müzeler ile halk kütüphaneleri, kültür merkezleri belediye
sınırları içinde belediyelere, belediye sınırları dışında il özel idarelerine,
ören yerleri ise il özel idarelerine bırakılıyor.
Anayasanın 63. maddesine göre
merkezi yönetimin görevleri arasında olan “tarih, kültür ve tabiat
varlıklarının ve değerlerinin korunması” tasarıyla merkezi yönetimin
görevleri arasından çıkarılmaktadır.
5)
Enerji-Madenler:
Tasarıda Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı taşra teşkilatı il özel
idarelerine, maden ve yer altı kaynakları konusundaki hizmetler yerel
yönetimlere bırakılıyor.
Bu
değişiklikle Anayasanın 168.maddesindeki “Tabii servetler ve kaynaklar
Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı
Devlete aittir...” hükmü kaldırılmış olmaktadır.
6)
Gençlik ve Spor:
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
taşra teşkilatının görev ve yetkileri ile spor sahaları, spor salonları,
stadyumlar ve diğer spor tesisleri belediyelere, belediye sınırları dışında il
özel idarelerine bırakılmaktadır. Devlet bu alandan desteğini tamamen çekmiştir.
Anayasa 59. Maddesi “Devlet
her yaştaki Türk vatandaşının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri
alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur.”
Hükmü kaldırılmış olmaktadır.
7)
Sosyal Hizmetler:
Tasarıda, Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü taşra teşkilatının görev ve yetkileri
ile huzurevi, çocuk yuvası, kreş gibi tesisler belediyelere, belediye sınırları
dışında il özel idarelerine bırakılıyor.
Anayasanım 60 ve 61. Maddelerdeki
sosyal güvenlik hakları hükmü ortadan kalkmaktadır.
8)
Sağlık Hizmetleri:
Tasarıda, Sağlık
Bakanlığı taşra teşkilatının görev ve yetkileri, eğitim hastaneleri hariç,
sağlık evi, sağlık ocağı, sağlık merkezi, dispanser ile hastaneler il özel
idarelerine devredilmektedir. Artık, yeşil kart, fakirlik belgesi geçerli
olmayacak demektir. Bu hizmetlerin özelleştirilmesi ve parası olana verilmesi
fikren bile ürkütücü!
Anayasanın 56.Maddesinde
“Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması görevi devletindir.”, hükmü
ortadan kalkmaktadır.
Hükümet, yasa çıkartmak ve
gerekirse Anayasayı da değiştirmek için gerekli sayısal çoğunluğa sahiptir.
Ancak halktan gelecek tepkiyi her zaman düşünmekte ve çekinmek gereğini
duymaktadır.
SONUÇ VE ÖNERİLER:
Bu tasarı felsefesini ve temel
ilkelerini IMF-Dünya Bankası-Dünya Ticaret Örgütü orijinli küreselleşme,
özelleştirme, yerelleştirme kavramlarıyla tanımlanan yeni sağ
ideolojiden almaktadır. Öngörülen yeniden yapılanma; toplumsal kaynakları
yerelleşme adıyla küresel sermayeye bağlayacak, kamu hizmetlerini her düzlemde
piyasaya teslim edecek bir özelleştirme sürecidir.
Bu tasarı ile kamusal alan daha da
daraltılmakta, kamu hizmetlerinin sunulmasında piyasacı mantıkla yurttaşlar
“müşteri” konumuna getirilmektedir. Devlet, “sosyal devlet” olarak değil
“düzenleyici devlet” olarak tanımlanmaktadır.
Kimsesizlerin kimsesi olan
Cumhuriyet ve Ulu önder Atatürk’ün yapılandırdığı yeni Kemalist Türkiye Devleti
tamamen yıkılıyor ve Kemalizm yok ediliyor. AB yetkilileri de “Kemalizmi
bırakın, terk edin, sizi AB’ye alalım.” Demiyorlar mı? ABD’de de Kemalizm'e karşı
olduğunu her fırsatta dile getirmiyor mu? Uluslar arası sermaye, ABD, AB ve
Türkiye'deki çıkar çevrelerinin ortak paydası “Kemalizmi Yok Etmek” olarak
belirmektedir.
Yok edilmek istenen sadece
Kemalizm değil, kimliğimiz, insanlığımız, kültürümüz, inançlarımız ve milli
değerlerimizdir.
Hak ve hürriyetlerin sınırları
kaldırılmış ve genişletilmiş gibi gösterilse de temelinde “cebinizdeki para
kadar” hürriyet bahşeden bir sistemi yerine ikame etmeye çalışıyorlar.
Tasarı ile kamu hizmetleri ulusal
planlama ve kamusal denetleme ilkelerinden uzaklaştırılmaktadır.
Kamu hizmetlerinin sınırları da
sermayedar tarafından belirlenecektir.
Halkın çıkarlarına aykırıdır.
Fakir ve kimsesiz halk sahipsiz kalacaktır.
Kamu hizmetlerini bütünüyle
özelleştiren bir tasarıdır.
Kamu arazilerinin, ormanlarının
talanını sağlayacak yapı getirmektedir.
İyi, güzel ve hoş gözüken tüm
yeniliklerin meyveleri bu tasarıyı hazırlayan ve sunan sermaye çevrelerine
gidecektir. Mal ve hizmetlerin halkla paylaşımı asla düşünülmemiştir. Parası
olanlarca, hatta çok olanlarca satın alınması temeline dayalıdır.
Tasarı, halk için, halktan yana
olanlar için, insanımız için tuzaklarla doludur. Kulağa da hoş gelen
“küreselleşme, globalleşme, yeniden düzenleme, özelleştirme, modernleşme,
yerelleştirme, saydamlık, etkili, verimli, kaliteli hizmet, hak ve hürriyetler,
insan hakları, yönetişim, v.b.” sözler sermaye çevresi için ayrı ve halk için
ayrı anlamlar taşımaktadır. Olaya herkes kendi penceresinden
bakmaktadır.Tasarıyı düzenleyen aktörler, uluslar arası sermayenin hesabına
hareket etmektedirler.
Dünyadaki ve evrendeki bütün
enerji kaynakları “global enerjidir” diyerek tanımlıyorlar. Bu mantıkla bütün
enerjileri ve madenleri, yer altı ve yer üstü kaynakları (su) global yani
küresel kaynak olarak globalizmin emrinde olması gerektiği mantığına getirmek
istiyorlar.
“Katılımcılık” kavramını
kullanmasına karşın, ilgili kesimlerin görüşleri dikkate alınmadan hazırlanan bu
tasarıya karşı çıkılmalıdır.
Ben insanın, ben vatandaşım diyen
herkesin, bütün Demokratik Kitle Örgütlerinin, Sendikaların, Meslek Odalarının
ve ilgili tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin dikkate alındığı düzenlemeler
yapılmalıdır.
|
YENİ DÜNYA
DÜZENİNİ DAHA İYİ ANLAMAK İSTEYENLER İÇİN SÖZLÜK |
|
Adalet
: Adalet mülkün temelidir. Malı olana var, olmayana da yok var. Daha
ne olsun!?
Adil
: Parası olana iyi davranın. Diğerleri size kalmış
Cumhuriyet:
Kimsesizlerin kimsesi cumhuriyet, demokrasi, devlet yok artık Adı
demokrasi kendisi başka olan rejimlere merhaba deyin.
Demokrasi
: Hak ve
özgürlüklerin konulan sermaye oranında kullanıldığı rejimdir.
Devlet
: Uluslar arası sermayenin kazanması için düzenleme yapan şekli
birim, kuruluş
Devletleştirme:Biz
özelleştirme diyoruz, sen devletleştirme. Geçiniz..
Düşük maliyet:
İşçiye-memura az bir ücret vererek ucuza getirmek
Düzenleyici
devlet:
Devletin işi uluslar arası sermayenin kazançlı çıkacak şekilde düzenleme
yapması, asla üretime ve rekabete girişmemesidir. Denetleme yapabilir.
Eğitim hakkı
:
Gücü olan istediği eğitimi alır. Zeki olanı ben kiralarım
Enerji
: Sermayenindir
Esnek ve
yatay organizasyon
: Herkesin
bir fiyatı vardır. Çok kişinin içinde birini satın almak daha olanaklıdır
Eşitlik
: Sermayesi eşit olan eşit pay alır
Etkililik
:
Üretimin hızlı, ucuz ve kaliteli olmasıdır
Gelecek
yönelimli
:
Sermayenin geleceğinin garantiye alınması ve karlılık ilkesine yönelik
çabalar.
Globalleşme
: Dünyanın bütün kaynakları herkesindir. Ancak, Herkes bunu uluslar arası
sermaye eliyle işletir.
İnsan
hakları
: İnsanlar
üretim için var olduğundan önemlidir.
Kaliteli
: Üretimin istenen standartta yapılmasıdır
Kardeşlik
: Parası olanlar, kendi aralarında parası oranında kardeştirler.
Katılımcılık
:
Halktan herkes üretime katılsın ama, koyduğu sermaye kadar pay alsın.
Kemalizm
:
Uluslar arası sermaye için olduğu kadar Şeriat için de çok tehlikelidir.
Hemen terk edilmelidir.
Küreselleşme:
Dünya bir coğrafi küre gibi sermayedarın ellerinde daha güven içinde
olacaktır.
Madenler
: Sermayenindir
Merkezi
yönetim:
Halk seçmiş gibi gösterilen fakat uluslar arası sermayeyi temsil eden
yöneticilerden oluşur.
Müşteri
: Vatandaş ve dünya ulusları herkes müşteridir. Müşteriye parası
kadar hizmet verilmesi esastır.
Ormanlar
: Sermayenindir.
Özelleştirme
: Bütün üretimler özel sektör eliyle işletilmeli. Devlet elindeki bütün
işletmeleri devretmelidir
Özgürlük
: Cebindeki paran kadardır. Özgürlük sermayenindir.
Paylaşımcılık
: Paylaşım elbette var. Ancak, Sermaye oranında.
Sağlık hakkı
: Parası kadar sağlık sisteminden payını almaktır.
Sivil toplum
örgütleri:
Herkes sosyal statüsüne göre bir grup içinde yer almalı. Yeni dünya düzenine
baş kaldırmamalı.
Sosyal
adalet
: Adaleti anladık da sosyali mazide kalan artıklardır
Sosyal
devlet
: Devlet sermayenin emrinde onun programını uygular. Devlet her hizmeti
özelleştirme kapsamında parayla yapar.
Eskisi gibi fakire fukaraya analık babalık yapan
devlet tarihe karıştı.
Sosyal
güvenlik hakkı:
O devir kapandı kardeşim. Paran varsa her şeyin var. Yoksa korunacak neyin
var ki?
Süratli
: Hızlı üretim, hızlı tüketim, müşteriye hızlı servis
Şeffaflık
: Sermayenin izin verdiği ölçüde her şey açıkta yapılıyormuş gibi
gösterilir. İşin aslı bilinmemeli
Tarih ve
kültür:
Sermayenindir
Tek tip
üretim ve tüketim:
Bütün
dünyada aynı gıdalar, içecekler, giyecekler, kullanılacak gittikçe tek tipe
dönüşecek. Herkes bunları tüketecek. Mc Donalds, Hamburger, Coca
Cola, Lee Cooper, Adidas, Sony, v.b. size neler çağrıştırıyor?
Ulusal
devlet :
Ulusal
devlete yer yok. Her şey sermaye için. Devlet de sermaye için.
Vatandaş
: Vatandaş yok. Müşteri var. Büyük organizasyonlar (devlet ve vatandaşı)
yok. Küçük gruplar olabilir. Onları bölüp parçalamak, ikna etmek daha kolay.
Verimlilik
:
Üretimin kaliteli yapılması ve sunumun iyi yapılarak müşteriyi yeni
harcamalar yapması için memnun etmektir.
Yeni dünya
düzeni:
Uluslar arası sermayenin, sosyalizmin çöküşü sonrası, zengini daha zengin,
fakiri daha fakir yapan, küreselleştirilerek yutturulan hap. Yiyene!
Yerelleştirme
: Yönetim,
üretim ve hizmet yerinde alanda özel sektör eliyle yapılmalı. Onları ikna
etmek kolaydır
Yerindelik
: Üretimin ihtiyaç duyulan yerde ucuza sunulması
Yerinden
yönetim:
Uluslar
arası sermayenin alandaki uzantıları
Yönetişim
: Sermayedar için çok çalışan, uyumlu yöneticidir. Onun yaptıkları
“yönetişim” işidir!.
İbrahim
Acun
25.02.04
|
|
|
|
Bu sayfanın son güncelleme tarihi:
03-11-2006
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
bottom
|
|