Ödek Köyü İnternet Sitesi - MÜSLÜM KARŞI

E-mail: mailadmin@odek-koyu.com  Copyright  ©Kaynak gösterilmek şartıyla sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     


 

 

 

MÜSLÜM  KARŞI

1326 (01.01.1910) ÖDEK - 07.08.1989 ANKARA

 

 

 

 
  HALİL KARŞIGİL    ZÖHRE ÇİÇEK    MÜSLÜM KARŞI    SEHER KARŞI    MÜSLÜM-EYÜP-SELVER KARŞI    CUMA KARŞI    CEMAL KARŞIGİL     MEHMET KARŞI    KASIM KARŞI     

 

 

 

 

MÜSLÜM KARŞI KISA HAYAT HİKAYESİ

 

1326’da Ödek’te doğmuştur. Babası Veli, Annesi Fatik (Fatma)’dir. Yusuf Efendi aşiretinin önde gelen isimlerinden Kara Cuma ve onun oğulları Haydar ve Ali’den inen soydandır. Ali’nin oğlu Veli’nin ikinci eşi Fatik’ten olan en büyük oğludur.  Genç yaşta Gönderen köyünden Kürtali gillerden Musa ve Hatice kızı 1321 doğumlu Asiye Erdoğan ile evlenmiştir. Bu evlilikten 6 çocukları olmuş. Fadime, Ali, Sakine, Rıza, Musa ve Cuma.

Kardeşi Hüseyin genç yaşta vefat edince onun çocukları ve diğer aile fertlerinin tüm sorumluluğu onun omzuna binmiştir. Eşini kaybetmiş ve ikinci kez Halil-Fatma kızı 1340 doğumlu Seher Karşıgil ile evlenmiştir. İkinci eşinden 10 çocuk olmuştur. Asiye, Zeynep, Mehmet (Mehdi), Fatik (Fatma), Hürü (Hüriyet), İbrahim, Güler, Hasan, Leyla ve Halil. Bu arada kardeşi Hüseyin'in çocukları Fato, Veli, Gazi ve Zöhre ile kardeşi Eyüp ile birlikte olmak üzere amcası oğlu Adıgüzel ve Mustafa’dan ayrılmıştır. Ömrünü ailesine vakfetmiştir. Adeta yetimlerin babası olmuştur. Çok çalışmış ve herkesi de çalıştırmasını bilmiştir. 42 baş külfeti muhannete muhtaç ettirmemiştir. Eli ayağı tutuyorken rahatsızlanmış ve 7 Ağustos 1989 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir. Allah Cennet mekan eylesin…

 

 

 

 

YETİMLERİN BABASI MÜSLÜM EFENDİ

 

 

 

Neden ona yetimlerin babası diye hitap etmek içimden geldi, fazla kestiremiyorum. Ancak bu doğru. Çünkü o, kırk baş külfetin babasıydı. Bu kadar insanın karınlarının doyması, üst başlarının örtünmesi, eğitimleri, evlendirilmeleri, düğünlerinin yapılması velhasıl her türlü ihtiyaçları babamız Müslüm Efendi tarafından karşılanmaktaydı.

Büyük aile geçimini projelendirmek bile başlı başına bir işti. Herkese yapabileceği işleri bulmak, göstermek, sonucunu almak ve elde edilen hasılatı adil olarak bireylere paylamak herkesin altından kalkacağı bir iş değil. Müslüm Babamız büyük bir orkestranın şefi gibi her yaştan herkese yapacağı işi bir çırpıda gösterirdi.

Bugün iki çocuğumuzu bile zor idare ediyor, ihtiyaçlarını karşılayabiliyoruz. Onu şimdi daha iyi anlıyor ve “Ne kadar haklıymış…” diyoruz. Belki icara aldığı tarlaların taşlarını ayıklatması, keslerini toplatması bizlere ters gelmiş olabilir. Ama o bu hareketiyle hem birkaç kök buğdayın daha fazla çıkmasını sağlamak ve hem de daha sonraki dönemlerde o tarlanın yine kendisine tercihen verilmesini sağlamak için yapmış olabilir.

Her ne yaptıysa iyi bir şey olduğunu düşündüğü için yaptığına inanıyorum. O kadar büyük bir sorumluluk altına girmiş ki, birkaç işi birden yürütmek zorunda kalıyordu. O yüzden bazen çok dalgın oluyor, omzundaki mastayı unutarak, Yılanlı’dan Köye dönüyordu. Unutkanlığını büyük bir eksiklik olarak görüyor, hırsını hızlı adımlarla yürüyerek çıkarıyordu. O hırsla tam içeri girerken omzundaki masta kapının üstüne çarpınca,

“- Hay soyha, omzumdaymış!!” diyerek aynı hırsla çütçüler tarlaya varmadan Gömeri’ye yetişiyordu.

Ailenin hak ve hukukunu savunmak da Müslüm Babanın görevlerindendi. Kuyu’da arpayı yayanları tespit etmek ve şikayet etmek için Venk’e (şimdiki Gökçebel Köyü) gitmeye karar verir. Seher anam sabah inekleri sağmak için ahıra henüz girmiştir. Müslüm Baba ona seslenir..

“- Sahar ben Venk’e gidiyorum. Haberin olsun…”

Aradan bir veya bir buçuk saat henüz geçmiştir ki, Müslüm Baba kapıdan içeri girer girmez annemle karşılaşır. Annem ona,

“- Herif sen hani Venk’e gidecektin? Daha buralardasın. Bak kuşluk vakti geldi…” der. Babam da ona,

“- Karı ben gittim de döndüm bile. Hatta Venk’in muhtarıyla bana yardımcı olmadığı için kavga bile ettim. Gittim Mursal’a Cenderme karakoluna şikayetimi de yaptım. Sen daha sütü sağmadın mı?” der.

Anam dudaklarını ısırır. Bu ne şiddet, bu ne celal! 

Yetimlerin babası onların haklarını savunmak için adeta uçarak ve kestirmeden gidip neticeyi alıp gelmiştir. Huzur içinde ama daha bir şevkle şimdi başka işlerine kafasını yormaya hazırdır. Boş durmak ona göre bir iş değildir.

“Sorunsuz baş mezarda gerekir “ derler.

Babam sen hiç sorunsuz kalmadın. Sana bu fırsatı hiç vermedik. Ama sorunsuz kaldığın tek o gün de aramızdan ayrıldın.

Nur içinde yat.

Toprağın seni incitmesin.

Ruhun şad olsun…

 

 

 

İbrahim Acun

E-mail: ibrahimacun@yahoo.com

             ibrahimacun@ttmail.com


E-mail: mailadmin@odek-koyu.com
 Bu sayfanın son güncelleme tarihi: 15-03-2008

    

  bottom