top
ÖDEK KÖYÜ İNTERNET SİTESİ:   ÖDEK DERGİSİ

E-mail: mailadmin@odek-koyu.com  Copyright  © Her Hakkı Saklıdır. İzinle sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     


İÇİNDEKİLER  SAYILAR  : 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12,  13, 14, 15, 16, 17, 18,  19, 20

Ön Kapak

Dergi Yayın Kurulu

İçindekiler

Sunuş Yazısı

Ödek Köyü Tarihi ve Yusube Ailesi

Kara Cuma Oğulları

Yusube Edebiyat Şiir

Makaleler

Şiirler

Araştırmalar

Fıkralar

Ödek Gençlik

Ödek Aktüel

Konuk Yazar

Ödek Portreler

Çocuk Kulübü

Spor

Arka Kapak  

 

ÖDEK DERGİSİ

KARA CUMA OĞULLARI 200.YIL ÖZEL SAYI

A y l ı k  D e r g i       Yıl: 1 Sayı: 1

 

KARA CUMA OĞULLARI:                                                                                                                      

  

Yusube Aşireti Ödek Köyüne gelen ilk aşiretlerden biridir. Yusuf Efendi liderliğinde olan bu aşiret Yusube adıyla anılmaktadır. Kara Cuma, Yusuf Efendi'nin oğludur. Yusube soyu Kara Cuma'dan yürümüştür. Kara Cuma oğulları Ödek'e vardığında önce Adaçayırına geçici iskan edilir. Tepeye ilk ev ve yanına ağıl yapılır. Daha sonra köyün şimdiki yerinde yerleşik olan Rumlardan ve Divriği’nde Ayan oğulları ve Osman oğullarından satın aldıkları arazi ve evlere taşınmışlardır. 

Yeni yerleşim planına göre aşiretlerin iskanı şöyle olmuştur: 

1. Yusube Aşİretİ: Ödek Çayının güney kenarı, değirmen üstüne;

2. Yönüze Aşİretİ: Ödek Çayı kuzey kenarı değirmen karşısına;

3. Döyde Aşİretİ: Ödek doğu yakası ve Koz deresi civarına;

4. Hamise Aşİretİ: Ödek köyünün orta bölgesine; 

Yerleşmişlerdir. 

Ödek Köyüne daha sonraki yıllarda da katılmalar olmuştur. Sonradan gelen aşiretler şunlardır: 

Şahnalılar Aİlesİ: Tokat Şahna köyünden gelerek köyün doğusuna;

Dİlİse Aİlesİ: Tokat yöresinden gelerek köyün batısına;

SarIgİl Aİlesİ: : İran’dan Kars Iğdır’a ve oradan Ödek’e gelmişler. Köyün doğusuna yerleşmişlerdir. [6]  

Yedi aşiretin oluşturduğu Ödek Köyü, bilahare katılanlar da olmuştur: 

Banak Aİlesİ: Kangal Banak Köyünden gelerek köyün güneyine;  

Yerleşmişler ve Köyün yerleşimi tamamlanmıştır.  

Köyün demografik yapısı Soyadı kanununa göre aşağıdaki soy adları alarak şöyle oluşmuştur; 

YUSUBE AŞİRETİNİ OLUŞTURANLARIN SOYADLARI (Abecesel Sıralama): 

Acun

Aslan

Eken

Karşı

Karşıgil

Kaya

Mucukgil

Ördek

Özcan

Selkaya

Uğurlu

 

DÖYDE AŞİRETİNİ OLUŞTURAN AİLELER:

 Aydın

Çatal

Çınar

Çırak

Çiçek

Çelik

Dilek

Erdoğan

Karaseki

Öz

Özdemir

Özyurt

Peşenk

Sarı

Sarıgil

Şahin

Şeremet

Toy

Toydu

Ulucan

Yüksel

 

YÖNÜZE AŞİRETİNİ OLUŞTURAN AİLELER:

 Aşçı

Çırak

Gedik 

Şener

 

HAMISE AŞİRETİNİ OLUŞTURAN AİLELER: 

Aydoğdu

Balıktaş

Göl

Gül

Hamıs

Nergiz

 

DİLİSE AŞİRETİNİ OLUŞTURAN AİLELER: 

Köse

Kösegil

Öztürk

 

ŞAHNALILAR AİLESİNİ OLUŞTURANLAR: 

Bilge

Şahin

Yardımcı

 

Banaklar, zürriyetleri (nesilleri) tükendiği için varisleri olarak en yakınları Yönüze obasınca tüm malları pay edilmiştir.  

Aktaş, soyadındaki aileler, ataları Hasan Aktaş (Danacı Hasan) Ceviz Köyünden göç ederek gelip Ödek’e yerleşmiş ve köyün danasını yaydığı için “Danacı lakabını almıştır. Ödekten evlenmiş ve soyu Ödek'te yürüyüp gitmiştir.  

Aslan, soyadı taşıyan ailelerin ataları da Ödek’e içgüvey olarak gelip girmiş ve soyları bu şekilde yürümüştür. 

Şahin, soyadlılar Hasançavuşgil olarak da bilinir. Yüksel soyadına yakındırlar. Kadirçavuşun kardeşi olan Hasançavuş Ödek’ten Dışlık köyüne göç etmiştir. Orada Kepekçigiller olarak tanınmışlar. Daha sonraları onları çocuklarından bazıları Ödek’e geri dönüş yapmışlar ve soyadı kanunu çıkınca da Şahin soyadını almışlardır.  

Araştırmalar sonucunda elde edilen bir senede göre; 1821 (Hicri 1237) yılında Ödekli Yusuf oğlu Cuma, ki Kara Cuma veya Cuma Koca olarak da tanınır, Tutuzzade İbrahim Efendiden “Bayduğun Çaşurluk” denilen yeri bir senetle 11 kuruş mukabilinde satın almıştır. [7] 

1821 yılında bu senedi düzenlemeye ve imza etmeye reşit olduğuna göre Cuma Efendi en az 21 yaşında ve askerliğini yapmış olmalıdır. Yaklaşık 25 yaşlarındadır. Yıl ise 1800 yılı başlarıdır.  

1800 lü yıllara girildiğinde, Osmanlı Devleti ekonomisi oldukça bozulmuştur. Artık savaşlardan zaferle gelinmediği ve ganimet alınmadığı gibi yenilgiler sonucu tazminat ödenmesi sebebiyle hazine tamtakır duruma gelmiştir. Bozulmuş olan ekonomiyi düzeltmek ve vergilerle gelir kaynakları elde etmek, ülkede huzur ve asayişi sağlamak, hak ve özgürlüklerin serbestçe kullanılmasını sağlamak için Büyük Reşit Paşa 1839 yılında  “Islahat Fermanı”nı yayınlamak zorunda kalmıştır.

 1840 yılında kaldırılan yeniçeri ocağı yerine yeni bir askeri teşkilat kurmak gerektiğinden asker ihtiyacını karşılamak üzere nüfus sayımı yapılmaya karar verilmiştir. Sadece erkeklerin sayıldığı sayım sonucuna göre, 1,5 milyon Rumeli'de ve 2,5 milyonu Anadoluda olmak üzere toplam 4 milyon erkek nüfus tespit edilmiştir. Bunlar içinde Rumeli'de 800.000 Hıristiyan azınlık nüfusa karşılık Anadoluda 400.000 Hıristiyan azınlık nüfus barınmaktadır.   

Bütçe açığını kapatmak ve giderleri karşılamak için de mülk sayımı yapılmasına karar verilmiştir. İlk defa tapu ve kadastro çalışması yapılmıştır. Bu çalışma ”varlık vergisi” için esas alınmıştır. 

İçkarışıklıklar giderilmiş ve dış ülkelerle antlaşmalar yapılmıştır. Bundan sonra devlet içinde “yerleşik düzen” kurulması fikri ağırlık kazanmıştır. Devlet, nerde ne var bilmek istemiştir.[8] Devlet arazileri kadastro çalışmasıyla kimler tarafından işletildiği tespit olunmak ve vergiye bağlanmak zorunluluğu doğmuştur.  

Yeniçeri askeri kaldırıldığı için yeni orduya asker almak ve bununla düzeni sağlamak ihtiyacı doğmuştur. Doğu ve Güney Anadoluda Türkmen oymaklarının takibi sonucunda “iskan harekatına” girişmek zorunda kalınmıştır.  

Araştırmalarda elde edilen bir başka vesikada; 1844 yılında (Hicri 1261) düzenlenen bir tutanağa göre vergiden muaf olanlar listesinde Kara Cuma oğullarından  Ali oğlu Veli de bulunmaktadır. Liste şöyledir: 

1.       Karye-i mezbure sekenesinden Hamusoğlu Hasan,

2.       Karye-i mezbure sekenesinden Kara Cuma’nın oğlu Veli,

3.       Karye-i mezbure sekenesinden Molla Cuma oğlu Hasan,

4.       Karye-i mezbure sekenesinden Toydıoğlu Himmet,

5.       Karye-i mezbure sekenesindenToydıoğlu Halil,

6.       Karye-i mezbure sekenesinden Köse Süleymanoğlu Aşur,

7.       Karye-i mezbure sekenesinden Kayaoğlu İbrahim,

8.       Karye-i mezbure sekenesinden Toydıoğlu Aşur,

9.       Karye-i mezbure sekenesinden Himmetoğlu Ali,

10.   Karye-i mezbure sekenesinden Sarının oğlu Mustafa,

11.   Karye-i mezbure sekenesinden İsmailoğlu Osman,

12.   Karye-i mezbure sekenesinden Yunusoğlu Yunus,

13.   Karye-i mezbure sekenesindenYunusoğlu Kanber,

14.   Karye-i mezbure sekenesinden Çırakoğlu İsmail,

15.   Karye-i mezbure sekenesinden Çataloğlu Mustafa,

16.   Karye-i mezbure sekenesinden Toydıoğlu Musa,

17.   Karye-i mezbure sekenesinden Kakeçinoğlu İsmail,

18.   Karye-i mezbure sekenesinden Sarıoğlu Cuma,

19.   Karye-i mezbure sekenesinden Alabaşın oğlu Veli,

20.   Karye-i mezbure sekenesinden Himmetoğlu İbrahim,

21.   Karye-i mezbure sekenesinden Kayaoğlu Kaya. 

Bu listede belirtilen aileler 1844 yılında en az 20 yaşında ve daha büyük ve vergi veremeyecek durumda olanları belirtir.  

Bu durumda 2. Sırada yer alan Kara Cuma oğlu Veli, aslında Kara Cuma oğlu Ali Efendinin oğludur. “Kara Cuma” aile lakabıdır. Kara Cuma’nın iki oğlundan biridir. Diğerinin adı: Haydar’dır.  

Yusuf Efendi’nin iki oğlu ve iki de kızı vardır. Vefat edince mal iki evladına intikal etmiştir. Çünkü büyük kızı Fatma Banak’a gelin gitmiştir. İkinci evladı Mılla Ahmet’in ise çocuğu olmamıştır. Oğlu Kara Cuma ile ev içinde Hasan Efendi ile evlendirilen Nevruz varis olmuştur. Hasan Efendi ve Nevruz’dan yürüyen kol, Hasan Ağagilin soyunu oluşturmuştur.  

Bu esnada vergi reformu yapılmış ve vergiye esas olmak üzere mülk sayımı yapılmasına karar verilmiştir. Tapu kadastro çalışması yanında menkul mallar ile mal ve davar sayımı da yapılmıştır. Bilindiği üzere, gayrimenkul mallar ile büyük ve küçük baş hayvanlar ortak kullanımlı olduklarından en büyük oğul adına kayıt ve tescil olunması yolunda genel bir eğilim mevcuttur. Yusube aşiretinin mal varlığı da Haydar adına kayıtlanmıştır.  

İşte bu uygulamaya başlanıldığı 1940 yılı baharında üzerinde gayrı menkul olarak bağ, bahçe, tarla, arsa, ev, v.b. hiçbir şey kayıtlı olmayan ve mal ve davar ile kıymetli menkulü bulunmayanlar vergiden muaf tutulmuşlardır. Yukarıdaki liste bu çerçevede tanzim olunmuştur.  

Tapu kadastro çalışması da bu dönemde ilk defa başlanıldığından Yusuf Efendi’den intikal eden gayrı menkul mal iki hisseye bölünmüştür. Bir hissesi Kara Cuma’ya ve bir hissesi de Nevruz’a intikal ettirilmiştir.  

Kara Cuma’ya intikal eden gayrimenkul, işlem yapmak için Divriği’ye giden en büyük evladı Haydar ve Nevru'z intikal eden gayrimenkulün de içgüvey kocası Hasan Efendi’den olan oğlu Mahmut namına tapulanmıştır. Bu kayıtlar bittikten birkaç yıl içinde Hasan Efendi ve ailesi ayrılmışlardır. Köyün doğusundaki ilk yerleşilen büyük evi Hasan Ağa vermemiştir. Tarlaların da yarısını alan Hasan Ağa gil familyası bu şekilde soy atarak yürümüştür. 

Kara Cuma ve çocukları ailesiyle köyün karşısına geçmiş ve değirmen üstüne ilk evlerini yapmışlardır. Tapu yalnızca Haydar adına çıkartılmıştır. Haydar’ın tek kardeşi olan Ali üzerine hiçbir mal mülk kaydı yapılmamıştır. Ev küçük ve nüfus arttığı için kalabalık aileye yetmemektedir. Bu durumda Haydar ve Ali ayrılmışlardır. Bir kısım mal Ali’nin ikinci oğlu Mustafa adına tapulanmıştır. Gerekçe olarak da Haydar’ın oğlu Ahmet ile evli iken Ahmet’in vefatı üzerine eşi Tamam’ın Mustafa’nın oğlu Süleyman ile evlenmesi gösterilmiştir.  

Bu durumda Ali oğlu Veli tamamen yetim çıkartılmıştır. İşte bu esnada sayıma gelen memurlar Veli’nin vergiden muaf tutulduğu yukarıdaki tutanağı tanzim etmişlerdir. Bu esnada  Veli Efendi en az 20 yaşında olduğu düşünülürse 1820’li yılların başında doğmuş olduğu ortaya çıkar.  

Veli Efendi 106 yıl yaşamış. Bu uzun ömründe çok çalışmış ve unutulmaz anılar bırakarak aramızdan ayrılmıştır. Önce Amcası Haydar'ın kızı Kerziban (CA6) ile evlenmiştir. Bu evlilikten Ali, Zöhre ve Gülüzar olmuştur. Sonra, Yellice köyünden Gürük Hocagilin Muhammed-Nazlı kızı Fatik ile ikinci kez evlenmiştir. İkinci evlilikten Müslüm (1910-1989), Hüseyin, Eyüp(1913-1993) ve Selver (1925-1996) (Peğler) adında  dört çocuğu olmuştur.  

Ali Efendi ailesiyle ayrılıp kendisine değirmen üstünde yeni bir ev yapmıştır. Ancak ev içinde huzursuzluk sürüp gitmektedir. Sebep olarak ayrılıkta Ali Efendi’nin ikici oğluna tapulama yapılması ve birinci oğlu Veli’nin yetim çıkartılmasıdır.  

Bu durumu iyi düşünen Veli’nin ikinci eşinden olan oğlu Müslüm Efendi,  İbrahim Efendi’ye giderek sıkıntıyı intikal ettirir. Aşiretin büyüğü ve en akıllısı İbrahim Efendi durumu hemen kavrar ve ertesi gün atına atlayarak Divriği’ye gider. Kız kardeşi Kerziban Veli ile evli olduğundan onun hissesi olarak bütün tarlaların 1/6 ini Veli’nin üç oğlu Müslüm, Hüseyin ve Eyüp adına tapular. Pek hakkaniyetli olmasa da Veli Efendi ve çocukları yetim çıkartılmaktan son anda kurtulmuşlardır. 

1950 yılında ağtarladaki evin yapımına başlanılmış ve 1951 de bitmiştir. Şimdiki doğu bloğuna 1952 yılında taşınılmıştır. Ancak yeni bir ayrılık sinyalleri geldiği için aynı yıl batı tarafa, bloğu simetrisinin yapımına başlanılmıştır.  

1955 yılında Adıgüzel Efendi ve kardeşleri büyük evde kalarak Müslüm Efendi ve kardeşlerini ayrılmıştır.  

Müslüm Efendi ile kardeşleri evin batı kanadına geçip yerleşmişlerdir. Kendilerine geceli gündüzlü çalışarak güzel büyük bir ev yapmışlardır. Bu esnada kardeşi Hüseyin Efendi vefat eder. Onun yetim kalan iki oğlu ve iki de kızı vardır. Müslüm Efendi hepsini evlendirir. Gazi’ye de kendi kızı Asiye’yi verir.  Kardeşi Eyüp’e Adıgüzel Efendi’nin kızı Elif’i alır. Yine kalabalık bir aile olurlar. Bir evde 42 baş küflet geçinip gitmektedir. Ancak, durum çok sürmez 10 yıl kadar sonra yeni bir ayrılık sinyalleri daha belirir. 

1957 yılında Müslüm Efendinin oğlu Cuma çalışmak üzere Ankara’ya gitmiştir. Onu daha sonraları ağabeyi Ali ve Rıza izlemiştir.  Daha sonra Eyyüp oğlu Cafer 1959 yılında Ankara’ya gelmiştir.  

1965 yılı yazında Müslüm Efendi ve kardeşi Eyüp Efendi ile vefat etmiş olan Hüseyin Efendinin oğulları Veli ve Gazi birlikte olmak üzere 3 eve ayrılmışlardır. Veli ve Gazi Ağtarlada harman yerindeki büyük samanlığı ahır ve samanlık, üstününe de ev yapmış oturmuşlardır. Eyüp Efendi ise Türkeli Mahallesindeki arsada bulunan ağılı eve çevirmiş ve bilahare de iki katlı yeni bir ev yapmış ve buraya taşınmıştır.  

1966 yılında Müslüm Karşı oğlu İbrahim İlkokuldaki başarıları nedeniyle ağabeyi Cuma’nın isteğiyle tahsilini tamamlamak üzere Ankara’ya gitmiştir.

1975 de Üniversite mezunu 1 kişi varken bugün 2005 yılı itibariyle 40 kişi civarına erişmiştir.

                                         


E-mail: mailadmin@odek-koyu.com

 Bu sayfanın son güncelleme tarihi: 31-12-2008

 

    


 
bottom