"
diye tarif edebiliriz.’ Bu tanım’ Batılı ülkelerde kabul gören
genel bir tanımdır. Ancak, her ülke terörizmi kendi menfaatleri
açısından ele alınmaktadır. Hemen her ülke teröre farklı bakar,
farklı değerler atfederler.
Terör düşmana karşı dost gözükerek yaklaşılan ve ağır darbeler
atılan bir gizli savaş türüdür.Terörizmin esası şiddettir,
korkudur, tehdittir. Bunun üç öğesi vardır:
A. Kaynak
B. Kurban
C. Hedef
A. Kaynak, kişi yada bir örgüt olabilir. Yapılan veya
yapılacak olan terör hareketinin bir kadrosu vardır. Kadro işi
planlar, hedefleri belirler, bilgi toplar, eylem koyar ve
kurbanları ortadan kaldırır.
B. Kurban, Saldırıya uğrayan, korkutulan, ortadan
kaldırılan masum insanlardır. Kurban bazen ekonomik değerler
olabilir. Kaynağın hedefine varması için, planlı ve bilinçli bir
şekilde şiddet kullanarak veya şiddet kullanacağı tehdidinde bulunarak kullanmaya
çalıştığı bir araçtır.
C. Hedef, kaynağın kurbanlardan daha büyük kitleyi
yıldırıp korkutarak gerçekleştirmek istediği stratejik ve siyasi
amaçlarıdır.
Terörizm, bir sosyal olgudur. Kriminal yanı politik unsurlarla
örtülmeye çalışılır. Türkiye de terörizmin kendine göre
dinamikleri vardır. Belli başlıcaları şunlardır:
1- Terörist hareket için ortada büyük bir sorun varmış gibi
gösterilir Veyahut mevcut bir sorun abartılarak,hükümetin bu
sorunu çözmekte aciz kaldığı ileri sürülerek taban ve destek
aranır.
2- Bir haksızlık veya baskının varlığı iddiası ortaya atılır.
3- Teröriste göre Devlet kendisine haksızlık etmiş ve halk da
buna kayıtsızlık göstererek ihanet etmiştir.
4-Teröriste göre Devletle birlikte olan halk da suç ortağı ve
işbirlikçidir.
5- Baskıyı ortadan kaldırmak için şiddet gereklidir.
6- Teröristlerce mazur gösterilecek şiddetin bir sınırı yoktur.
7-Teröristler kendi amaçlarına uygun tepkiler yaratmak isterler.
8-Genelde teröristler amaçlarını açık ve net olarak ortaya
koyarlar.
9-Teröristin başarısı için acımasızlık ve olağanüstü şiddet
şarttır.
10- Şiddet şiddeti doğurur.
11- Terörizm, hükümetin baskıcı yanını da ortaya çıkartır.
12-Hükümetin başarısızlıkları halkın desteğini sağlamak için
kullanılabilir.
13- Terörizm, dolaylı veya dolaysız olarak, hükümetin işlediğini
yok etmeye çalışır.
14-Teröristler reklam ararlar.
15- Tepki stratejisinin başarılı olabilmesi için büyük bir
kamuoyu yaratacak derecede hareketin
gösterişli, dramatik ve toplu yerleşim yerlerinde yapılmasına
özen gösterilir.
16- Terörist için hareketin kendisi değil, yaratacağı sonuç
önemlidir.
17- Terörizmin ahlakı yoktur.
18- Terör sahibini de tanımaz.
19- Terörist için dava her şeyin üstündedir. Davaya giden yolda zayiat
vermek kaçınılmazdır.
20- -Yasadışı faaliyetlerde bulunanları başarılı kılan, onların
kararlarında ve faaliyetlerindeki
serbestileridir.
21- Terörün gerçekte bir ideolojisi yokturdur. Başka şekillerde
ortaya çıkmış olan düşünce sistemini kullanıp
istismar ederler. Böylece kendine meşru bir temel bulmaya çalışır.
22- Teröristin başarılı olabilmesi için sistematik planlama ve
plan gereğince eylem gereklidir.
23- Eylemde kullanılacak şiddetin dozu yavaş yavaş artmalıdır.
Hep daha beterinin geleceği kuşku ve korkusu yaratılır.
24- Terörist eylem sık sık yapılırsa halkın çabucak adapte
olacağı bir geleneksel iç savaş durumu meydana gelebilir. Bu
durumda terörlü yaşama alışılır, terörün etkisi kalmaz.
25- Ufak çapta, inatçı saldırılar en etkilisidir.
26- Teröristler kendilerini bir davaya, bir lidere veya bir
ideolojiye adarlar:
27-Teröristler davaları uğruna her şeyi yok ederler.
28- Kendini adayan terörist, ipini başkasının eline teslim etmiş
olur. Kendi iradesiyle hareket etmesi söz konusu olamaz.
29-Terörist, kendisini her an savaş durumunda hisseder.
30-. Terörist, savaşı “onurlu bir hareket” ve kendisini de bu
savaşın “kahramanı” zanneder.
31- Terörist, gerçeği değil, kendisine vaat edilen ve hayalinde
canlandırdığı hayatı yaşar.
32- Terörizm,
teröristin zihninde cereyan eden hayalinin savaşıdır.
33- Hayali savaş için bile olsa, sebep olarak bir kriz
gereklidir. Yoksa, oluşturulmalıdır. Terörist bu krizi kendince
çözecektir.
34- Teröristler kendilerini sonuca götürecek tüm metotları haklı
görürler.
35- Teröristler eylemlerinde “sınırsız savaşım doktrinini”
izlerler. Savaşın ve silahın her türünü çekinmeden kullanır1ar.
36- Hiçbir ödün teröristi tatmin etmez. Gerçek dünya ile
teröristin dünyası arasında büyük bir fark vardır.
38-Teröristin inançları ile gerçek olgular arasındaki çelişkiler
somutlaştıkça teröristin direnci azalır.
39- Terörist hareketler büyük bir kamuoyu yaratmak amacı güder
ve bunu sağlamak için suçsuz üçüncü kişilere yönelik vahşi
tedhiş eylemlerine başvurur.
40-Teröristler, er veya geç, terörden şikayet eder olurlar.
41- Teröristlerin, kamunun dikkatini terörist hareketler yerine,
hükümetin terörizme gösterdiği tepkiye çekmek isterler.
42-Terörist bir hareketi başarıyla durduran bir hükümetin
aldığı tedbirler dahi, yine teröristin istismar malzemesi
olabilir.
43- Uzun ömürlü ve/veya kökü dışarıda olan her terör örgütünün
arkasında mutlaka ve en az bir yabancı ülke vardır.
44-Teröristlerin eylemlerine kayıtsız kalan ülkeler, en azından
ona pasif destekler verir ve hükümetin teröristlere gösterdiği
tepkiyi istismara ka1kışırlar.
45-Bazı ülkeler, sözde haklı bir sebebe (özgürlük mücadelesi
v.b.sayarak) dayanıyor diye, terörizmi mazur
gösterebilmektedirler.
46-Terörist hareketler, netice olarak politik bir amaca hizmet
ettiğinden, hem bu tür hareketler ve hem de bu hareketi yapan
kişiler politik açıdan takdir edilebilmektedirler.
47- Bir ülke için terörist olan, diğer bir ülke için bağımsızlık
mücadelesi veren biri olabilmektedir.
48- Teröristlerin askeri açıdan ezilmesi yeterli olmamaktadır.
Çünkü teröristler, politik savaşlarla da hükümetin gücünü
tüketmenin mümkün olabileceğine inanırlar.
49- Terörizmi “kurtuluş mücadelesi” olarak gören ve teröristlere
sempatiyle bakan devletler, terörizme karşı herhangi bir tedbir
alınmadan önce arkasındaki sebeplerin anlaşılmasının gerekli
olduğunu ileri sürmektedirler. Onlara göre bu sebepler; “insan
hakları ihlalleri, geri bırakılmışlık, perişanlık, hak ve
özgürlüklerin kısıtlanması, moral bozukluğu, acı ve
ümitsizliktir. “ Bütün bu sorunlara “siyasi çözüm” önerirler.
Yani teröristlerle görüşüp isteklerinin kabul edilmesini tavsiye
ederler. Gerçekte ise, terörizmin arkasındaki sebepleri göz
önüne alınması isteği, terörizmi basit bir politik sorun haline
döndürmek ve onlara karşı etkili tedbirlerin alınmasını önlemek
istemektedirler.
50- Teröristlere lojistik destek sağlanması tek bir kaynakla
açıklanamayacağı gibi, Ülkemizdeki terör de tek bir ülkenin
çıkarları açısından, izah edilemez.
51- Ülkemizdeki terörizmin asil hedefi, “demokrasiyi öldürmek ve
ülkeyi parçalamaktır”.
52- Demokrasinin ölmesi, Ülkede iç savaşın başlaması demektir.
53- İç savaş, otoriter rejimin ön şartlarını hazırlayacaktır.
54- Otoriter rejim, milliyetçi, ırkçı ve/veya köktendinci
kesimlerin radikalleşmesini sağlayacaktır.
55- Terörizmde korku, şiddet ve tehdit unsuru devamlı canlı
tutularak potansiyel şiddet tehdidi olarak isteklerin kabul
edilmesinde kullanılır.
56- Terör eylemlerinin tek hedefi, tetiği çektiği insanı
öldürmek değildir. Onun arkasındaki sistemi yok etmektir.
57- Demokratik sistemi ortadan kaldırmak isteyen terörizme karşı
panzehir, yine demokrasidir. Demokrasinin nimetleri olan özgürlük,
eşitlik, şeffaflık, adil, sürdürülebilir, katılımcı, paylaşımcı,
yerinde, etkili, verimli, insan haklarına saygılı, süratli ve
kaliteli yönetişimledir.
Türkiye terörden en fazla zarar gören bir ülkedir. 1980-2004
döneminde terörün Ülkemize maliyeti 400.Milyar Dolar Bu paranın
ülkenin kalkınmasında, yatırım ve istihdamda kullanıldığını
düşünürsek ulaşacağımız hayat standardı, bugünün kat be kat
üstünde olacaktı. Terörün kökünü kazımak, tıpkı terörün ülkeye
getirilmesinde olduğu gibi, elimizde değildir. Ancak, en aza
indirmek elimizdedir.
Terörün var olması dünyanın sonu değildir. Terör gelecekte de
var olacaktır. Çünkü, terör yüzyılımızın (Bilgi Toplumunun)
kaçınılmaz, vaz geçilmez savaş aracıdır. Günümüzde her ülke terörle bir
şekilde tanışmıştır. Dünyada hiçbir ülke yoktur ki, terörden
şikayet etmesin, ve yine hiç bir ülke yoktur ki, terörü
desteklememiş olsun. Sorun "Bu terör belasından en kısa yoldan
nasıl kurtuluruz?"dadır.
Her hangi bir terör eylemi analiz edildiğinde, terörizmin
dinamiklerini, terörün çıkış (kaynak) ve varış (hedef) noktaları
arasındaki araçları (kurbanlarını) açıkça ortaya koyar. Bu onun
kimliğidir. Geçmişte belki, terörün küçük çaplı ve münferit
olduğu yıllarda, hami devletlerini ortaya çıkartmak mümkün
olmayabilirdi. Ancak günümüzde iletişim araçlarındaki teknolojik
gelişmeler bu imkanı bize sunmaktadır. Dikkatli bir terör
analisti, terörün görünmeyen yüzünü, hamilerini de ortaya
çıkartabilir. Türkiye bu konuda oldukça fazla çaba sarf
etmiştir. etmeyi sürdürmelidir.
Ancak, hemen
söyleyelim terörün hamilerini ortaya çıkartmak o kadar da önemli
değil. Bunun dünyada en çarpıcı örneğini yine Türkiye yaşamıştır.
Öcalan’ın Yunanistan, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, İtalya, Rusya ve
Suriye tarafından açıkça korunduğu ve desteklendiğine bütün
dünya ve Türkiye tanık olmuştur. Peki ne yapabildi? Veya ne
yapabilirdi? Cevabı gayet açık: HİÇ BİR ŞEY. Çünkü , dünyada
bütün ülkeler, teröre destek vermekte ve onun kendi amaçları
doğrultusunda kullanmakta sabıkalıdırlar. Teröre desteği açığa
çıkan ülkeler, sadece beceriksiz acemi ve amatör olduklarını
ortaya koymuş olmaktadırlar. O kadar. Yoksa, Onları sanık
sandalyesine oturtup da yargılayacak bir yargı, henüz dünyamızda
bulunmamaktadır. Bu gerçekten hareketle "Biz neler
yapabiliriz?"e bakalım.
Terörle mücadele yasayla ve kadroyla olur. Bu iki unsurun etkili
olarak hayata geçirilmesi gerekmektedir. Terörle mücadele
yasalarımız eksik, yetersiz ve bazı maddeleri de kamuoyunun
dikkatini dağıtmaktan öteye geçmeyen gereksiz ifadelerle
doludur.
Demokratik batılı ülkelerin gerek ceza kanunları ve gerekse
terörle mücadele kanunlarında görülen ortak nokta; terör
suçlarına bizdekinden çok daha ağır cezalar veriyor olmasıdır.
Bir terör örgütüne üye olmak, para ve mal bağışlamak,
toplanmasına yardımcı olmak, terör örgütünü temsil eden renkte
kıyafetler giyinmek, müziğini çalmak, propagandasını yapmak,
yardım ve yataklık etmek, İngiltere’de olduğu gibi, ağır
müeyyide altına
a1ınmıştır.
Yine dikkatimi çeken bir başka olgu da, batılı ülkelerdeki ceza
sistemleri teröristlerin hedeflerini değil, hareketlerini
(fiillerini) cezalandırmaktadır. Bizde durum oldukça
farklıdır. Gerek terör suçları ve gerekse terör amaçlı suçlar
Türk Ceza Kanununun 125 ila 172 maddeleri arasında derpiş
edilmiş bulunmaktadır. Bu maddelerin bölüm başlığına
bakıldığında Devletin Şahsiyetine Yönelik Fiiller olduğu
görülecektir. Pozitif hukukun geçerli olduğu tüm demokratik
ülkelerde devletin şahsiyetine yönelik tüm suçlar siyasi suç
kapsamında değerlendirilmektedir. Yanı, hukuk diliyle ifade
edecek olursak; ceza sistemimizde terör suçu yoktur, siyasi suç
vardır. Terörle Mücadele Kanununun 1. Maddesi terör suçunu tarif
edeyim derken siyasi suçu tarif etmektedir.
Batılı ülkeler, bu arada Ceza Kanununu aldığımız İtalya bile,
1980 li yıllarda Ceza Kanunlarında gerekli değişiklikleri
yaparak terör suçlarıyla siyasi suçları birbirinden
ayırmışlardır. Çünkü, siyasi suçlar uluslararası arama,
soruşturma ve kovuşturma kapsamı dışında tutulmuşlardır. (Bkz.
İnterpol Ana Sözleşmesi Madde: 2, Suçluların İadesine Dair
Avrupa Sözleşmesi ki 17 Avrupa (ilkesi içinde Türkiye de akit
ülkelerden biridir, Madde 3, Diğer İkili ve Çok Taraflı
Antlaşmalar).
Bu uluslararası antlaşmalara göre siyasi suçluların takip
edilmeleri, yakalanmaları, iade amacıyla tutuklanmaları ve
yargılanacağı ülkeye iadesi mümkün olmamaktadır. Oysa terör
suçu, tıpkı adi suçlarda olduğu gibi, İnterpol faaliyetleri
kapsamında değerlendirilmektedir. Terör suçluları uluslararası
düzeyde arattırılabilmekte, takip edilmekte, yakalanmakta ve
yargılanacağı ülkeye iade edilebilmektedir. Türkiye’de terör
suçu işleyip yurt dışına kaçan şahıslar, mevzuatımız gereği,
siyasi suçlu sayılmaktadır. Bu da onların Yurda getirtilmelerini
engellemektedir. Yasal boşluklardan doğan bu durum, terörün
ekmeğine yağ sürmektedir. Ülkemizde terör olaylarına katılıp
yurt dışına kaçan şahıslar oralarda kolayca mülteci statüsünü
kazanabilmekte ve üstelik para yardımı bile alabilmektedirler.
Bu durum suçun caydırıcılık ilkesini ortadan kaldırmakta ve
güvenlik kuvvetleri ile yargının tüm çabalarını boşa
çıkartmaktadır.
Suç olgusunun az, suç ve suçluların kontrol altında tutulduğu
ortamlar ekonomik yatırımların ön şartıdır. Ekonomisi turizme
endeksli ülkelerde güvenlik her zamankinden daha çok önem ve
öncelik kazanmaktadır. Suç ve suçlularla mücadele bir bütündür.
Terörün öne çıktığı durumlarda ise, top yekun mücadele
stratejisi uygulamak kaçınılmazdır. Bunu açacak olursak;
güvenlik kuvvetlerimiz başta olmak üzere tüm kamu ve özel kurum
ve kuruluşlarda her kademedeki insana, sorumluluk derecesine
göre, görev düşmektedir. Görevin bilinçli, ölçülü ve ülke
menfaatleri çerçevesinde olması kaçınılmazdır. Ülke ve millet
bütünlüğünü bozacak, ayrımcılığı ve kin duygularını kabartacak
söylem ve davranışlardan kaçınmak gerekmektedir.
Günlük gazete ve de ve TV haber bültenlerinde bir ilde meydana
gelen bir olay, sırf ses getirsin diye, abartılarak
verilmektedir. Vatandaşların haber alma özgülüğünün sınırları
oldukça aşılmakta ve insanları stres ve sıkıntılara sokmakta,
mutluluğu gölgelenmekte ve ekonomik kayıplara
uğratılmaktadırlar. Bir olayın görüntüleri aynı haber bülteninde
dakikalarca ve bir çok defa da aynı kareler tekrarlanarak
verilmekte, aynı kanalın her saat başı haberlerinde ve haberi atlayan
kanalların ise ertesi günkü haberlerinde aynı durum
tekrarlanmaktadır. Bu görüntüleri izleyen yabancılar sanki
Türkiye’de iç savaş varmış, her taraf yanıp yakılıyor, can ve
mal güvenliği tehlikede diye değerlendirmeler yapmaktadırlar.
Sonuçta rezervasyon iptallerini görüyoruz ki, turistler ülkemize gelmekten yaz
geçiyorlar ve yabancı sermaye de bu yüzden kaçıyor.
İngiltere’de IRA, Fransa’da Korsika, İspanya’da ETA gibi terör
örgütleri hemen her gün terör eylemlerinde bulunuyorlar. Bu
ülkelerin de basın ve yayın organları var. Polis bültenlerinde
yer alan terör olaylarının büyük bir çoğunluğu, adeta söz
birliği etmişçesine, yazılı basın ve televizyonlarda yer
vermemektedirler. Önemli olaylar ise, yalnızca ana haber
bülteninde bir defa gösterilir ve tekrar edilmezler.
Bu ülkelerin gazetecilerine ve TV yapımcılarına kimse böyle
davranacaksın diye talimat vermemektedir. Vatanseverlik ve
milliyetçilik, üstüne düşeni asla ülkesine ve milletine zarar
vermeden, en iyi şekilde yerine getirmektir. Terörle topyekün
mücadele stratejisi böyle bir bilinç ve sorumluluk duygusu
içinde hareket etmeyi gerektirmektedir. Terörle mücadele
etmek, açık bir savaştan daha zordur. Çünkü hedef bilinmiyor,
düşman görülmüyor ve hiç tanınmıyor.
SONUÇ OLARAK terörle mücadele yasalarla ve profesyonel bir kadro
öncülüğünde yürütülmesi gereken bir harekettir. Bir hekim, bir
mühendis veya bir kimyager titizliği ve disiplini içinde, olayın
dünya ölçeğinde, baştan sona bütün boyutlarıyla görülmesi ve
Ülke çıkarları doğrultusunda akılcı, sağduyulu ve Milletimize
kazanç bırakan isabetli kararlar alınması ve bunların kararlı
bir şekilde yürütülmesiyle mümkün olabilir. Sanıklara dışkı
yedirilmesi, kötü davranılması, fena muamele göreceği yolunda
tehdit savrulması kahramanlık, yurtseverlik ve milliyetçilikle
asla bağdaşmaz. Bu yapıda olanların derhal kadro dışına
atılmasıyla terörle mücadelede esaslı ilk adım atılmış
olacaktır. Bu tür kamu görevlilerinin sırtları sıvandığı sürece,
Yüce Milletimiz ve Devlet Büyüklerimiz dünya kamuoyunda
aşağılanmaya, Türkiye ülke ve millet bazında sanık sandalyesine
oturtulmaya ve bütçesinden trilyonlarca liranın tazminat olarak
ödenmesine devam edilecektir. Bu para hepimizin parasıdır.
"Milletimizin parasını, ciğeri beş para etmeyenlere vermek,
onları ödüllendirmek kahramanlık mıdır, yurtseverlik midir,
yoksa gafillik midir?" önce bu sorunun cevabını verelim.
SON SÖZ: Terörü bitirdik, kökünü kuruttuk veya bitireceğiz diyen
yalan söyler. Terör bitmemiştir ve bitmez. Mücadelesi de elbette devam
edecektir. Geleneksel metotları bir kenara bırakarak, akılcı ve
bilimsel metotlar kullanarak terörün dinamiklerini bozabilir,
onu etkisiz kılabilir ve en aza indirebiliriz. İşte o zaman,
terör pasaportunu almaya, sahibine gidecektir. Çünkü, terörün
hamisi vardır, hamilik yapan da pasaportunu ona verecektir.
Şam'da beslenen terörist başı, dinamikler bozulunca
pasaportunu almaya Yunanistan'a gitmedi mi? Oradan pasaportunu
alıp İtalya'ya geçmedi mi? Bir süre sonra da Kenya'ya kaçmadı
mı? Ve Orada yakalanmadı mı?
Bu çalışmayı,
durumu çok iyi açıklayan bir Atasözümüz ile bitirmek istiyorum:
“Düşmanlarımız için zaten gereken tedbirleri alıyoruz, Tanrım,
sen bizi dost bildiklerimizden koru.”