
PADİŞAH YAVUZ SELİM BUYRUĞU VE FETVASI
Padişah Yavuz Sultan Selim irade buyurdular ki,
Müftü Hamza Efendi’nin de fetvası alındığı üzere, Bütün Sancak Beyleri ve
Valiliklere ve dahi halka hükmolunur ki;
“Ey
Müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki, reisleri Erdebil oğlu İsmail
olan Kızılbaş topluluğu, Peygamberimizin şeriatını, sünnetini, İslam dinin,
iyiyi ve doğruyu beyan eden Kur’anı, küçük gördüler.
Yüce Tanrının yasakladığı günahlara helal gözüyle
baktılar. Kutsal Kur’anı ve öteki kutsal din kitaplarını tahkir ettiler ve
onları ateşe atarak yaktılar.
Hatta kendi melun reislerini Tanrı yerine koyup ona
secde ettiler. Hz. Ebubekir’e, Hz. Ömer’e söğüp, onların halifeliklerini inkar
ettiler.
Peygamberimizin karısı Ayşe Anamıza iftira ettiler
ve sövdüler. Peygamberimizin şeriatını ve İslam dinini ortadan kaldırmayı
düşündüler.
Onların burada bahsedilen ve bunlara benzeyen öteki
kötü sözleri ve hareketleri benim ve öteki bütün İslam dininin alimleri
tarafından açıkça bilinmektedir.
Bu nedenlerden ötürü Şeriat hükmünün ve
kitaplarımızın verdiği haklarla bu topluluğun “kafirler” ve “dinsizler topluluğu” olduğuna dair fetva verdik.
Onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden
ve yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler.
Bu gibi kimselerin topluluğunu dağıtmak bütün
Müslümanların vazifesidir. Bu arada, Müslümanlardan ölen kutsal şehitlerin yeri
“cenneti ala”dır.
O kafirlerden ölen ise hakir olup cehennemin dibinde
yer tutacaklardr. Bu topluluğun durumu kafirlerin (kitap sahibi Hıristiyan ve
Yahudilerin) halinden daha kötüdür.
Bu topluluğun kestiği veya gerek şahinle, gerek ok
ile avladığı hayvanlar murdardır. Onlar gerek kendi aralarında, gerekse başka
topluluklarda yaptıkları evlenmeler muteber değildir. Bunlara miras bırakılmaz.
Sadece İslamın sultanının, onlara ait kasaba varsa, o kasabanın bütün
insanlarını öldürüp, mallarını, miraslarını, evlatlarını alma hakkı vardır.
Ancak bu mallar İslamın gazileri arasında taksim edilmelidir.
Bu toplamadan sonra onların tövbe ve nedametlerine
inanmamalı ve hepsi öldürülmelidir. Hatta bu şehirde (İstanbul) onlardan olduğu
bilinen veya onlarla birlik olduğu tesbit edilen kimse öldürülmelidir.
Bu tür topluluk hem “kafir ve imansız” hem de “kötülük
yapan kimseler”dir. Bu iki sebepten onların öldürülmesi vaciptir. Dine yardım
edene Allah yardım eder. Müslümanlara kötülük yapanlara Allah da kötülük eder.
(Bi Saru Görez ismiyle maruf Müftü Hamza)”
Fetvaya bak fetvaya!!!
Önce yalan ve provakatif bilgilerle cahil halk
dolduruluyor:
§
Din
motifi işleniyor (sanki iştah açıcı şurup veriliyor.)...
§
Kur’anı
küçük görmüşlermiş!!!
§
Kur’an
ve kutsal din kitaplarını ateşe atmışlar!
Kur’anı anladık da öteki kitaplara neden
yer verildi diyeceksiniz. Bunların gavurdan daha kötü olduklarını göstermek
için olsa gerek!
§
Reislerini
Tanrı yerine koyup ona secde etmişler.
§
Hz.
Ebubekir’e, Hz. Ömer’e söğüp, onların halifeliklerini inkar etmişlermiş!!!
Hz. Osman’ın hakkını burada yemiş
olmuyorlar mı? Onun ismini niye unuttular acaba? Yoksa alel acele mi fetva
düzenlendi?
§
Onların
“kafir ve dinsiz” olduğuna fetva vermişler. Böylece kıyılmaları için meşru
zemin hazırlanıyor!
§
Onlara
sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden ve yardımcı olanlar da kafir ve
dinsizdirler, diyerek herkesi bağlıyorlar.
Sonra “Haydin Katliama” Ucunda cennetin
anahtarı var!?
§
Kasabanın
bütün insanlarını öldürüp, mallarını, miraslarını, evlatlarını alma hakkı
vardır.
§
Bu
toplamadan sonra onların tövbe ve nedametlerine inanmamalı ve hepsi
öldürülmelidir.
Ödüller de unutulmamış!!!;
§
Bu
uğurda ölenlerin yeri cenneti aladır, deniyor.
§
Bütün
insanlarını öldürüp, mallarını, miraslarını, evlatlarını alma hakkı vardır,
deniyor.
§
Dine
yardım edene Allah yardım eder, deniliyor.
Osmanlıda bu tür fetvalara sıkça rastlamak
mümkündür. Bunlar arasında 16.Yüzyıl Şeyhülislamı Ebussuud Efendi en
gaddarlarından biridir. Verdiği fetvalarda geişigüzel aktarımla;
“...Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize
göre helaldir. Bu en büyük kutsal savaştır. Bu yolda ölmek de şehitliğin en
ulusudur. ....”
İşte Osmanlı, Yavuz Sultan Selim’den başlayarak
kendi halkına böyle bakıyordu.
Bu toplum ne badireler atlatmış Tanrım?
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
İbrahim Acun
E-mail:
ibrahimacun@yahoo.com
ibrahimacun@ttnet.net.tr
Aydın, Erdoğan; Nasıl Müslüman Olduk?, Öteki Yay. 9. Basım, İstanbul Sayfa
60
|
|
|
Bu sayfanın son güncelleme tarihi:
30-05-2008
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
bottom
|